O zamanlar yaptığı eserlerini Ekim 1905'te Pariste bulunan „Salon d`automne“ 'de sergiledi.Hij exposeerde in 1905 in de Salon d'Automne in Parijs.
Büyük bir salon, Paris.Het is een voorstad van Parijs.
Sadece salon performanslarını içerir.Ze horen enkel de presentator.
Slesarenko 2006'nın başlarında Dünya Salon Şampiyonası'nı 2,02 metreyle kazandı.Begin 2006 werd ze echter weer wereldindoorkampioene met 2,02.
Bugün gördüğümüz salon o alana ilk inşa edilen spor salonu değildir.Het huidige Dinghuis is niet het eerste gebouw met die naam op deze plek.
Müze 3.400 metrekare sergi salonu ve yaklaşık 7.000 kitaplık bir kütüphane içermektedir.De tentoonstellingshal is 3400 vierkante meter groot en de bibliotheek van het museum bevat 7000 boeken.
Salonlarından birinde 5.000 sandalye bulunmaktadır.Het stadion beschikt over 5000 zitplaatsen.
Bu sırada davetliler de salonu terk etmektedir.Na verloop van tijd blijkt dat de gasten de kamer niet kunnen verlaten.
4500 Seyirci kapasiteli salonda, 500 araçlık otopark bulunmaktadır.Er kunnen 15.000 toeschouwers in, er zijn 4500 overdekte zitplaatsen.
Avusturya'nın en büyük organizasyon salonudur.Het is het grootste bedrijf van Oostenrijk.
Theater an der Wien - Viyana Sahneler Derneği'ne ait bir başka tiyatro salonu.13 - Opening in Wenen van het operahuis Theater an der Wien.
1886'dan itibaren resimleri Salon des Indépendants'da düzenli olarak sergiledi.Vanaf 1887 exposeerde hij regelmatig op tentoonstellingen van de Société des Artistes Indépendants.
Tüm salon onun tuvalleriyle dekore edilmişti.Dit waterslot is in de porseleinen toiletpot geïntegreerd.
Oturum Salonuna kayıtlı 343 milletvekilinden 242'si lehine oy kullandı.In de overige 447 gemeenten zou de stemcomputer gebruikt worden.
Günümüzde otel lobilerinde ve konakların misafir salonlarında sıkça kullanılmaktadır.Daarom treft men het vaak aan in het ontbijtbuffet van hotels.
En sevdiği ders Biteloji, en sevmediği ders Ahşap Salonudur.En de andere waar ik het liefst ben; mijn atelier.
Sahne 3: Otelin salonu.Derde bedrijf: De kamer van de Moor.
Prudential Center, Newark, New Jersey'de bulunan spor salonudur.Dit was in het Prudential Center in Newark, New Jersey.
Spor salonuna kaçmadan önce de onu ateşe verir.Ze houdt hem onder schot en steekt de sportschool in brand.
Teatro Colón ("Kolomb Tiyatrosu"), Arjantin'in başkenti Buenos Aires'teki ana opera salonu.Het Teatro Colón is een concertzaal in Buenos Aires, de hoofdstad van Argentinië.
Sinema salonu halen tiyatro gösterileri için kullanılmaktadır.De theaterzaal wordt tevens gebruikt als filmzaal.
Birinci nesil SEAT Alhambra'nın bir prototipi, 1995 Geneva Salon International de l'Auto'da sergilenmiştir.In 1995 werd er op de Autosalon van Genève een prototype van de SEAT Alhambra gepresenteerd.
Konferans Salonu 400 kişi kapasitelidir.De grote zaal heeft een capaciteit van 600 personen.
Karşılaşma Samsun Yaşar Doğu Spor Salonu'nda oynanmıştır.Sporting Noord speelde op het Sportpark Oostzanerwerf.
Salonun basketbol oyunları için kapasitesi ise 5.240'tır.De capaciteit van de arena voor basketbalwedstrijden is 5.025 toeschouwers.
Salon, 18 Şubat 2014 tarihinde hizmete açılmıştır.De rest kwam beschikbaar op vrijdag 18 februari.
Yeni bir büyük konferans salonu açıldı.Inmiddels is er een grote supermarkt geopend.
Salon 5000 seyirci kapasitesine sahiptir.Het stadion heeft een capaciteit van 5.000 toeschouwers.
Üst katında büyük bir bowling salonu bulunmaktadır.In de kelderverdieping is een grote biljartkamer.
1960'larda binanın iki avlusuna, birkaç katlı sergi salonları yapıldı.Bij de renovatie in de jaren 60 werd van elke twee huisjes één gemaakt.
Guildhall (Loncalar Salonu): Londra Şehri Yerel İdare Konağı.De Guildhall is het stadhuis van de City of London.
2007'den 2012'ye kadar Salon.com'da köşe yazıları yazdı ve zaman zaman The Guardian'a katkıda bulundu.Vanaf 2007 werkte Greenwald mee aan de website Salon.com en gaf hij zijn eerdere blog op.
Salon 12.500 seyirci kapasitesine sahiptir.Het stadion heeft een capaciteit van 12.500 toeschouwers.
Miami taraftarları da yavaş yavaş salonu boşaltmaya başlamışlardı.Daarna moesten ook de verdedigers van Nimy zich geleidelijk terugtrekken.
Saklıkent'te kayak tesisleri, diğer ilçelerde de çeşitli spor salonları ve tesisleri bulunmaktadır.Voor sportevenementen kan men terecht in twee sportpaleizen en meerdere stadions.
1928) Fransız bir salonniére idi.In 1921 was het een hotel-restaurant.
Sinema salonlarındaki filmlerin sunuşunda, günümüzde kullanılan en yaygın çerçeve oranı 1.85:1 ve 2.39:1'dir.Hierop kunnen de standaard filmformaten 1:1,85 en 1:2,39 worden afgespeeld.
Daha sonra Fransız Kültür Derneği'nin salonunda kurada çıkmayan diğer sanatçıların da çalışmaları sergilendi.Hij exposeerde onder andere in de Salon des Artistes Français.
Küçük Cadı Kiki, Japon sinema salonlarındaki gösterimini ilk kez 29 Temmuz 1989 tarihinde gerçekleştirdi.Kiki's Vliegende Koeriersdienst opende op 29 juli 1989 in de Japanse bioscopen.
Birçok İngiliz yapımı film salonda sergilenmeye devam eder.Ook veel Engelse theatermakers maakten van de zaal gebruik.
1979'da orkestra Berwaldhallen (Berwald Salonu)'da çalmaya başlamıştır.Hij sloot zich in 1973 aan bij White Star Woluwé.
Diğer iki konferans salonu ise 200 koltuk kapasitesine sahiptir. ^De zaal heeft een capaciteit van 200 zitplaatsen.
La Salon Courbé (2007) benzer tartışmalı konularla uğraştı.In 2007 voerde Ajoka het toneelstuk Burqavaganza (Boerka-vaganza) op dat voor grote controverse zorgde.
Salondan yan taraflardaki küçük odalara geçilir.De rentenierskamer ligt aan de andere kant van de mooie kamer.
1868’de Mandolin Çalgıcısı adlı tablosu Paris Salonu’na kabul edildi.In 1868 werd voor het eerst een van haar werken, The Mandoline Player, aanvaard voor de Parijse Salon.
Şu anda üç katta toplam on sergi salonu bulunmaktadır.Op het gelijkvloers bevinden zich een drietal salons.
Sarı-kırmızılı takım daha sonra 1933 yılına kadar salonlarda görünmemiştir.De roodpootbijvlieg is in Nederland sinds 1946 niet meer waargenomen.
Her sene Spengler Kupası bu salonda oynanır.Każdego roku rozgrywany jest tutaj Puchar Spenglera.
Kasım 2016'da bir yangın ortaçağ kent salonunun büyük bir bölümünü tahrip etti.W listopadzie 2016 ogień zniszczył większą część średniowiecznego ratusza.
Grieghallen; Bergen, Norveç'te bulunan 1500 koltuklu bir konser salonudur.Grieghallen – sala koncertowa w Bergen w Norwegii, licząca 1500 miejsc.
"Aynı anda mutfakta ve salonda".W kuchni i przy stole.
2007'den 2012'ye kadar Salon.com'da köşe yazıları yazdı ve zaman zaman The Guardian'a katkıda bulundu.Był felietonistą Salon.com od 2007 do 2012 roku, a od czasu do czasu był współpracownikiem The Guardian.
Palacio Vistalegre, Madrid'de bulunan spor salonu.Palacio Vistalegre – hala sportowa znajdująca się w Madrycie.
Önce Bağımsızlar Salonu'nda (Société des Artistes Indépendants) sergilenir.Zostaje członkiem Société des Artistes Indépendants (Salonu Niezależnych).
(Rance, Minnie: Laggiù nel Soledad) Bir yabancı salona gelir ve bir viski ile şu ısmarlar.Do salonu wchodzi nieznajomy i prosi o whisky i wodę.
Carnegie Hall, New York - Manhattan'da bulunan dünyanın en ünlü konser salonlarından biridir.Carnegie Hall – nowojorska sala koncertowa, jedna z najbardziej prestiżowych sal koncertowych na świecie.
Bu resim aynı yıl Paris Salonu'nda sergilendi.W tymże samym roku obraz został wystawiony na paryskim Salonie.
Kraliyet kurumları içerisinde spor salonları keşfedilmiştir.Odkryte zostają Partie Królewskie.
300 kişilik geniş fuayeli, geniş kulisli tiyatro salonu mevcuttur.Co tak naprawdę kryje się w ogromnym gmachu Teatru Wielkiego?
3. Sahne Kumarbazlar oyun salonunda kumar oynamaktadırlar.Scena 3 W kasynie trwa gra.