İngiltere'de veba salgını.Epidemia de viruela en Japón.
Avrupa asıllıların getirdiği hastalıklar ve salgınlar da buna baş amil olmuştur.Al parecer los sumas y mansos que encontraron los exploradores europeos eran sus descendientes.
Bu salgında nüfusun %75'i ölür.Esto supone una tasa de vacunación del 75%.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.Sus flores son muy visitadas por las abejas.
Burada o dönemde salgın olan İspanyol Gribi'ne yakalanmış insanları tedavi etmeye başladı.Al final de la guerra contrajo la temida gripe española a la cual pudo sobrevivir.
2003 yılında SARS salgını nedeniyle festival gerçekleşememiştir.Nel 2003 il festival non si tenuto a causa della pandemia di SARS.
1862 yılında bir kolera salgını Japonya'yı sardı.Un'epidemia di colera imperversò nel Giappone nell'anno 1862.
İngiltere'de veba salgını.Epidemia di peste nera in Inghilterra.
Yağ bezleri ise kıl köküne yağ salgılar.Disporre quindi i pezzi su una teglia unta di olio.
İlk büyük salgın 1805'te Cenevre'de kaydedildi.Il primo focolaio epidemico di una certa importanza fu registrato a Ginevra nel 1805.
Salgınlar dünya çapına yayıldıysa bunlara pandemi denir.Se i focolai sono geograficamente distribuiti, essi sono chiamati pandemie.
542'de veba salgınında hayatını kaybetmiştir.Morì nel 542 a causa di una epidemia di peste.
Salgınlar yapar ve yatağa düşürür.Il contatto causa la febbre e obbliga a stare a letto.
1893 : Akçaabat'ta kolera salgını meydana geldi.1893: grave epidemia di colera.
Hantavirus ve koronavirüs dahil olmak üzere diğer virüslerin de salgını zaman zaman ortaya çıkar .Focolai di altri virus possono occasionalmente verificarsi, tra cui l'hantavirus e il coronavirus.
1592 yılında İstanbul'dan gelen veba salgını İzmit´e sıçradı.Nel 1542 l'epidemia di peste arrivò anche a Ginevra.
Chalchiutotolin: Salgın, hastalık tanrısı.Chalchiutotolin era il dio delle malattie e delle epidemie.
1550 ve 1580'de şehirde tekrar veba salgını baş gösterdi.La peste ricomparve nel 1550 e nel 1580.
Salgılanan safra tuzlarının %95'i iliumda emilip tekrar kullanılır.Il 95% dei sali secreti nella bile vengono riassorbiti nell'intestino ileo terminale e riutilizzati.
O zamanki salgın hastalıklardan dolayı ölmüştür.Laggiù morì di febbre gialla.
7 Ocak - Grip salgını bütün Türkiye'yi sardı.9 gennaio – Turchia: i casi da influenza aviaria arrivano a 14 in tutto il territorio.
1348 yılındaki veba salgını kentin çok sayıda sakinlerinin ölümüne neden oldu.1348: la peste provoca un grande numero di vittime nella zona.
Geçmişte belirli dönemlerde bu hastalığın büyük salgınları yaşanmıştır.In quel ospedale sembra che ultimamente accadano cose strane...
Adrenalin salgılarlar.L'adrenalina.
Bu seferden hemen sonra bir salgın hastalığa yakalanarak yaşamını yitirmiştir (1816).Tuttavia si verificarono anche periodi di carestia seguiti da un'epidemia di febbre (1816).
Dünya Sağlık Örgütü tarafından küresel bir salgın olarak görülmektedir.È stata classificata dalla Organizzazione Mondiale della Sanità come una patologia legata all'acqua.
Melatonin salgılarlar.I signori di Melatino.
Deri ve solunum alanı, ß-defensinler olarak bilinen antimikrobiyal peptidleri salgılar.La pelle e le vie respiratorie secernono peptidi antimicrobici come le defensine β.
Salgın çok kişinin hayatına mal oldu.L'epidemia causò la morte di un grande numero di persone.
Bu toplantılar uzun sürmüştür ve Ferrara'da veba salgını çıktığı için Floransa'ya nakledilmiştir.Frattanto il concilio di unione era stato trasferito a Firenze a causa dello scoppio di un'epidemia di peste.
Toksinler, mikroorganizmaların salgıladıkları birtakım zehirli maddelerdir.L'UVGI è un metodo molto efficace per distruggere i microorganismi.
Göç sırasında açlık ve salgın hastalıklar yüzünden çok sayıda ölüm oldu.A bordo molti prigionieri muoiono per la fame e le malattie durante il trasporto.
Borat Astana Üniversitesinde İngilizce, gazetecilik ve salgın araştırmaları üzerinde çalışmış.Borat ha frequentato l'Università ad Astana, dove ha studiato inglese, giornalismo e come causare epidemie.
Bu arada bir salgın hastalığa yakalanmışlar, birçoğu burada ölmüştür.Nel frattempo, la città è invasa dalle aberrazioni e in molti vengono uccisi.
Abdülkadir Salgır.LA fecdonazione è esterna.
Epidermoit ve dermoit kistler, subaraknoid boşluğa tahriş edici madde salgıladığında da menenjit görülebilir.Cisti epidermoidi e cisti dermoidi possono causare meningite rilasciando materiale nello spazio subaracnoideo.
Böyle salgıya hücre içi salgı denir.Questa patologia viene detta celiachia.
İmparator ve saraylılar maiyeti bile bu salgın hastalığa yakalandılar.Anche i barboncini ed i pappagalli sembrano essere soggetti all'epidemia.
Salgın kontrol altına alındı.Эпидемия находится под контролем.
1636: Büyük Salgın Gondor'u tahrip etti.1636 — Великая чума опустошает Гондор.
1348'de Avrupa'da büyük bir veba salgını olur.В 1348 году в Европе началась эпидемия чумы.
1550 ve 1580'de şehirde tekrar veba salgını baş gösterdi.В 1550 и 1580 годах в городе свирепствовали эпидемии чумы.
Salgın çok kişinin hayatına mal oldu.Тяжёлая болезнь убила много людей.
İlk büyük salgın 1805'te Cenevre'de kaydedildi.Первая документированная эпидемия произошла в Женеве в 1805 году.
1713 yılında çiçek salgını nedeniyle Hottentotlardan binlercesi öldü, geride kalanları ise o bölgeden kaçtı.1713 — в результате эпидемии оспы тысячи готтентотов умерли, другие бежали.
Bunu veba ve kolera salgını izledi.За ним последовали чума и холера.
Büyük Veba Salgını'nda, Yahudiler kuyulara zehir dökmekle suçlanıp öldürüldüler.Во время ужасающего распространения чумы, евреи служили козлами отпущения и обвинялись в отравлении колодцев.
1910'da şehirde bir kolera salgını çıkmıştır.В 1910 году город пережил эпидемию холеры.
Salgınlar yapar.Боится уколов.
1630'da yörel bir veba salgınından hayatını gayet güçlükle kurtardı ama annesi bu salgında oldu.В 1630 году он едва выжил во время вспышки чумы, от которой умерла его мать.
Marburg virüsü, 1967'de tespit edildi, 2005'te Angola'da meydana gelen salgın basının dikkatini çekmişti.Марбургский вирус привлёк широкое внимание прессы в апреле 2005 года из-за вспышки в Анголе.
Bunda bu göçebe toplumların yaydığı veba salgını da bunda önemli rol oynadı.В решении этих вопросов большую роль играет общество глухих.
Borat Astana Üniversitesinde İngilizce, gazetecilik ve salgın araştırmaları üzerinde çalışmış.Борат учился в университете Астаны, где изучал английский язык, журналистику и исследования чумы.
Babası ve erkek kardeşi 1793 yılında Philadelphia'daki sarıhumma salgınında öldü.Осенью 1793 её муж и младший сын скончались от жёлтой лихорадки, эпидемия которой накрыла Филадельфию.
Salgınlar genellikle kurak sezonda gerçekleşir (Aralıktan Hazirana kadar).Довольно часты ураганы (с июля по октябрь).
Salgınlar dünya çapına yayıldıysa bunlara pandemi denir.Если вспышки имеют широкое распространение, то говорят о пандемии.
Adrenalin salgılarlar.Жажда адреналина.
Bataklıklar ise sık sık sıtma salgınlarına yol açıyordu.Зачастую это существа, испускающие жар.
Bu salgında nüfusun %75'i ölür.В таких случаях вероятность гибели может превышать 75 %.
Ölümlerin çoğu, salgın hastalıktan dolayı bu kamplarda meydana geldi.Больше всего солдаты в крепости страдали из-за заболеваний.