Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Ludzie wytwarzający więcej oksytocyny są szczęśliwsi.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Menschen, die mehr Oxytocin freisetzen, sind glücklicher.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Nous avons constaté que les personnes qui libèrent plus d'ocytocine sont plus heureuses.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Olemme huomanneet, että ihmiset, jotka erittävät enemmän oksitosiinia, ovat onnellisempia.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Rájöttünk, hogy akiknek magasabb az oxytocin-szintje, azok boldogabbak.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Vi har fundet ud af at folk der udløser meget oxytocin er lykkeligere.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Vimos que la gente que libera más oxitocina es más feliz.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.We hebben ontdekt dat mensen die meer oxytocine produceren, gelukkiger zijn.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Zistili sme, že ľudia, ktorí uvoľňujú viac oxytocínu, sú šťastnejší.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Zjistili jsme, že lidé kteří uvolňují více oxytocinu jsou šťastnější.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Βρήκαμε πως οι άνθρωποι που εκκρίνουν περισσότερη ωκυτοκίνη είναι ευτυχέστεροι.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Ми довели, люди, в організмі яких виробляється більше оксицотину, щасливіші.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Мы выяснили, что люди, у которых вырабатывается окситоцин счастливее.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Ние открихме, че хората, които отделят повече окситоцин са по-щастливи.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.מצאנו שאנשים המשחררים יותר אוקסיטוצין הם יותר מאושרים.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.لاننا وجدنا ان الاشخاص الذين يفرزون الأوكسيتوسين أكثر هم سعداء أكثر
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.幸せであるとわかっています その理由はあらゆる人間関係を
Tazmanya'da yayılmakta olan bir salgın bir hastalığın ilk işareti olduğuna inanılıyor.태즈매니아 섬 전체에 퍼지고 있는 새로운 질병의 시작을 보여주는 것이라고 믿고 있습니다
Tazmanya'da yayılmakta olan bir salgın bir hastalığın ilk işareti olduğuna inanılıyor.שזו הייתה התצפית הראשונה של מחלה חדשה, שהינה כעת מגפה המתפשטת ברחבי טזמניה.
Tazmanya'da yayılmakta olan bir salgın bir hastalığın ilk işareti olduğuna inanılıyor.ﺑﺄﻥ ﻫﺬﻩ ﺍﻟﺼﻮﺭﺓ ﻛﺎﻧﺖ ﺃﻭﻝ ﻣﺸﻬﺪ ﻟﻤﺮﺽ ﺟﺪﻳﺪ ﺃﺻﺒﺢ الآن ﻭﺑﺎﺋﺎ ﻣﻨﺘﺸﺮ ﻓﻲ ﺗﺎﺳﻤﺎﻧﻴﺎ
Tazmanya'da yayılmakta olan bir salgın bir hastalığın ilk işareti olduğuna inanılıyor.新型のガンの最初の事例であったと確信しています この病気は1996年に
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Afid ini menendang, menggigit dan mengeluarkan cairan lainnya namun tidak ada yang akan terjadi.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Esperneia e morde e segrega diversos líquidos, mas, na realidade, nada acontece.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Hun sparker og bider og udskiller forskellige væsker, men der vil faktisk ikke ske noget.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Il tire des coups de pied et mord et sécrète différents liquides, mais rien ne va se passer.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.차고 물어 뜯으며, 단물과는 다른 액체를 분비합니다. 하지만 사실 아무 일도 일어나지 않습니다.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Kopie, gryzie i wydziela różne płyny, ale to nic nie daje.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Lovește din picioare și mușcă și secretă diferite lichide, dar de fapt nu se va întâmpla nimic.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Nó giãy đạp, cắn xé và tiết các loại dịch, nhưng thực ra chẳng có chuyện gì xảy ra.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Scalcia e morde e secerne alcuni fluidi, ma di fatto non ottiene alcun risultato.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Sie tritt und beißt und gibt verschiedene Sekrete ab, aber es nutzt nichts.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Ze trapt en bijt en scheidt verschillende vloeistoffen af, maar zonder resultaat.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Δαγκώνει, κλωτσάει και εκκρίνει διάφορα υγρά, αλλά τίποτα δεν θα γίνει.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Она бьётся и кусается, и выделяется разные жидкости, но ничего не случится.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.Тя рита и хапе и пуска различни секрети, но нищо няма да стане, всъщност.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.היא בועטת ומפרישה נוזלים שונים, אך שום דבר לא יקרה.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.تبدا بالركل والعض وتنشر سوائل مختلفة, ولكن في الواقع, لن يحدث اي شيئ.
Tekmeler ve ısırır ve farklı sıvılar salgılar, fakat nafile, hiç bir şey olmayacak.汁を放出したりしますが 効き目はありません アブラムシの体内に
Tiroid hormonu salgılayan tiroid bezlerinden konuştuk.우리는 갑상선이 갑상선 호르몬을 만든다고 이야기 했었지요.
Tiroid hormonu salgılayan tiroid bezlerinden konuştuk.وتحدثنا عن صنع هرمونات الغدة الدرقية، الغدة الدرقية
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan]Có phải là đại dịch tiếp theo? ] [ Ấn Độ ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan][ Gruźlica: kolejna pandemia? ] [ Indie ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan]La prochaine pandémie? ] [ Inde ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan]¿La próxima pandemia? ] [ India ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan]Nová pandémie? ] [ Indie ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan]Pandemi selanjutnya? ] [ India ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan][ Туберколоза: следващата пандемия? ] [ Индия ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?] [Hindistan][ Туберкулёз: следующая пандемия? ] [ Индия ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][결핵: 다음 유행병이 될 것인가?]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][Tuberculose: a nova pandemia?]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][Tuberculose: de volgende pandemie? ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?]Tuberculoza: următoarea pandemie?
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][ Tuberkulose: die nächste Pandemie?
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?]Tüdőbaj: a következő járvány?
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][שחפת: המגיפה הכלל עולמית הבאה?]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][السل : الوباء القادم؟ ]
[Tüberküloz: Yeni salgın mı?][インド]
Uğraşmaya düşündüğümüz şeylerden ilki salgın hastalıkları nasıl önceden tahmin ederiz oldu.Astfel, unul din primele lucruri pe care le-am avea în vedere ar fi cum am putea prezice epidemii.
Uğraşmaya düşündüğümüz şeylerden ilki salgın hastalıkları nasıl önceden tahmin ederiz oldu.Az egyik első dolog, amire gondoltunk az volt, hogy miként jelezzük előre a járványokat.
Uğraşmaya düşündüğümüz şeylerden ilki salgın hastalıkları nasıl önceden tahmin ederiz oldu.Do đó, một trong những việc đầu tiên chúng tôi cho rằng mình có thể xử lý được đó là dự báo đại dịch.