Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Ho raschiato il muco e l'ho spedito ad Aberdeen, e ho detto loro:
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Ik schraapte het slijm eraf en en zond het naar Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.J'ai donc raclé la pituite, et je l'ai envoyée à Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.그것을 애버딘에 있는 유전학자에게 보내고
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Měl jsem s sebou zkumavku s alkoholem, abych to poslal genetikům.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Pobrałem próbkę śluzu i wysłałem do Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Raspei a substância e enviei-a para Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Tôi đã lấy những chất lỏng đó và gửi tới Aberdeen.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Zoškriabaný sliz som poslal do Aberdeenu.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Έξυσα τη βλέννα και την έστειλα στο Αμπερντίν.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.Итак, я соскрёб слизь и отправил образец в Абердин.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.אז גירדתי את הריר ושלחתי אותו לאברדין.
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.فقشطت اللُعاب وارسلته الى "ابيرديين"
Sonrasında salgıyı Aberdeen'e yolladım.そして私は「試してみてください」と言いました
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.A byl unešen, že doopravdy získali DNA z toho slizu.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Bol unesený, že sme získali DNA zo slizu.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.그런데 그는 점액에서 DNA를 추출하고 매우 놀랐지요.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Ed è rimasto incredulo vedendo che dal muco si otteneva del DNA.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.E ficou espantado por conseguirem extrair ADN do lodo.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Et il a été très surpris de trouver effectivement de l'ADN dans la pituite.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Sam był zaskoczony, że w próbkach śluzu było DNA.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Tot zijn verbazing verkregen ze DNA uit het slijm.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Und er war erstaunt, dass sie DNA aus dem Schleim bekamen.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Y se sorprendió de hallar ADN en el lodo.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Και έμεινε έκπληκτος όταν τελικά έβγαλε DNA από τη βλέννα.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Изненадващо за него той всъщност намери ДНК в слузта.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.Он был шокирован: они действительно получили ДНК из слизи.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.והוא הופתע הם קיבלו DNA מהריר.
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.وكان مندهشاً,في الواقع لقد حصلو على DNA من اللعاب
Sonunda salgıdan DNA örneği alabilmelerine kendileri bile şaşırdı.彼らはそれを分析し
Son zamanlarda ortaya çikan Pfiesteria salgini...,ההתפרצות האחרונה של פיאסטריה
Son zamanlarda ortaya çıkan Pfiesteria salgını...Viimeaikainen Pfiesteria-epidemian puhkeaminen todistaa hälyttävimmät epäilyt.
Son zamanlarda ortaya çıkan Pfiesteria salgını...ההתפרצות האחרונה של פיאסטריה,
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.A sztromatolitok voltak az elsők, amelyek oxigént bocsátottak ki.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.De stromatolieten waren de eersten die zuurstof uitademden.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.스트로마톨라이트들은 산소를 내뿜을 수 있는 첫 번째 생물이었습니다.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Les stromatolithes ont été les premiers à produire de l'oxygène.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Le stromatoliti furono le prime ad esalare ossigeno.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Los estromatolitos fueron los primeros exhalando oxígeno.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Os estromatólitos foram os primeiros a exalar oxigénio.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatoliitit olivat ensimmäisiä, jotka vapauttivat happea.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatolit adalah yang pertama kali menghembuskan oksigen.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatolite là thứ đầu tiên thở ra khí oxy.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatolitele au fost primele să degaje oxigen.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatoliten waren die ersten, die Sauerstoff ausatmeten.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatolity boli prvé, ktoré vydychovali kyslík.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatolity pierwsze zaczęły wydychać tlen.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Οι στρωματόλιθοι ήταν οι πρώτοι που εξέπνευσαν οξυγόνο.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Строматолитите първи започнали да издишват кислоро.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Строматолиты первыми стали выделять кислород.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.הסטרומאטוליטים היו הראשונים שפלטו חמצן.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.الاستروماتوليتس كان اول من أطلق الأكسجين.
Şu ana kadar salgından etkilenen ülkeler Liberya, Sierra Leone, Gine ve Nijerya.Los países afectados hasta el momento son Liberia, Sierra Leona, Guinea y Nigeria.
Şu ana kadar salgından etkilenen ülkeler Liberya, Sierra Leone, Gine ve Nijerya.Пока затронуты Либерия, Сьерра-Леоне, Гвинея и Нигерия.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Abbiamo scoperto che le persone che rilasciano più ossitocina sono più felici.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Am aflat că cei care eliberează mai multă oxitocină sunt mai fericiți.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Chúng tôi nhận thấy rằng những người với lượng oxytocin phóng thích cao hơn là những người vui vẻ hơn.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Descobrimos que as pessoas que libertam mais oxitocina são mais felizes.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.Kita menemukan bahwa orang yang melepas oksitosin lebih banyak juga lebih bahagia.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.우리는 보다 많은 옥시토신을 방출하는 사람들이 더 행복하다는것을 알아냈습니다