Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.Der Moment, in dem man Beweise findet für eine ernsthafte Übertragung von Mensch zu Mensch.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.En el momento en que se vea evidencia de transmisión de humano a humano seria.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.Il momento in cui ci sono le prove di una trasmissione diffusa tra esseri umani.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.În momentul în care vezi orice dovadă de transmitere serioasă de la om la om.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.Le moment où vous voyez une preuve quelconque de transmission d'homme à homme sérieuse.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.LG:어떤 증거들이라도 사람들간의 심각한 전염을 나타내는 순간을 찾고있습니다.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.Thời điểm mà bạn nhìn thấy bất cứ bằng chứng nào của việc truyền nhiễm nghiêm trọng từ người sang người.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.W momencie, gdy zobaczymy dowody, że ludzie zarażają się od siebie.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.В момента, в който се види каквото и да е доказателство за сериозно предаване от човек на човек.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.Момент угрозы наступит, когда будут доказательства того, что вирус передаётся от человека к человеку.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.לורי גרנט: ברגע בו אתה רואה עדות כלשהי של העברה רצינית מאדם לאדם.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.لورين: في اللحظة التي ترى فيها أي بوادر إنتقال حقيقي للفيروس بين البشر.
Salgın tanısını, insandan insana ciddi bulaşma tespit ettiğiniz anda koyabilirsiniz.深刻な感染の兆候がある時です 病気になった兄弟の世話をしている
Salgısal tepkiler bunlar için kullanışlı olabilir.Antwort am wirkungsvollsten dagegen.
Salgısal tepkiler bunlar için kullanışlı olabilir.체액반응이 쓸모있겠죠
Salgısal tepkiler bunlar için kullanışlı olabilir.látková odezva.
Salgısal tepkiler bunlar için kullanışlı olabilir.יעילה במקרים האלה.
Salgısal tepkiler bunlar için kullanışlı olabilir.الاستجابة الخلطية مفيدة
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Ak si vezmeš to, čo ti je dané na tomto svete ..." Tak som to zoškriabal.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Als je zou nemen wat je gegeven werd op deze wereld ..." Ik schraapte het eraf.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım.Atunci când am văzut mâzga neagră de pe botul bărcii, m-am gândit, "Dacă iei ce ţi se oferă pe lume ..."
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Ein Spatz in der Hand..." und kratzte es ab.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Il faut saisir sa chance dans ce monde..." Alors je l'ai raclée.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."우리가 우리에게 주어진 것을 받아들인다면..." 이라고 생각하며 알코올이 들어 있는
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Se recebermos o que nos é oferecido..." Então raspei aquilo.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Se ti arrangi con quel che il mondo ti offre ..."
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Si tomas lo que te dan en este mundo..."
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım.Tôi nghĩ, "Sao không sử dụng cái được ban tặng trên thế giới này ..." Và tôi đã nạo lấy chúng.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım."Бери то, что тебе дают ..." И соскрёб её.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım.חשבתי. "אם אתה לוקח מה שניתן לך בעולם הזה.." אז גירדתי אותו.
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım.فكرت ," لو أخذت ما وثهب لك في هذا العالم ,,," فقمت بكشطه
"Sana sunulmuş nimetlerden faydalanırsan..." dedim ve salgıyı sıyırdım aldım.そして私はその粘液をこすり落としました 遺伝学者に送るための アルコールの入った小さな試験管を持っていました
Sanıyorum benim mirasım da bu olacak: Simon'ın köpekbalığı salgısı.Este quizá sea mi legado: el lodo de tiburón de Simon.
Sanıyorum benim mirasım da bu olacak: Simon'ın köpekbalığı salgısı.Quindi questo sarà forse il mio retaggio: il muco di squalo di Simon.
Sanıyorum benim mirasım da bu olacak: Simon'ın köpekbalığı salgısı.Οπότε η δική μου παρακαταθήκη θα είναι μάλλον αυτή - η καρχαριοβλέννα του Σάιμον.
Sanıyorum benim mirasım da bu olacak: Simon'ın köpekbalığı salgısı.Вполне вероятно моим наследием будет акулья слизь Саймона.
Savaş, salgın hastalık ve kıtlıkla.우리 선택과는 별도로 평화롭지 않게 해결되겠죠.
Savaş, salgın hastalık ve kıtlıkla.בדרכים לא-נעימות ולא מתוך בחירה -- דהיינו, במלחמה, מחלות או רעב.
Savaş, salgın hastalık ve kıtlıkla.بطريقة غير سارة و سنكون مجبرين عليها.. وأعني, بالحرب,
Savaş, salgın hastalık ve kıtlıkla.しかし確かなことは 我々の持続不可能な道は
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.És röviddel a választások és a villongások kitörése után, a kormány hirtelen komoly médiazárlatot vezetett be.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.선거와 폭력발발 직후, 정부는 갑자기 중대한 미디어 폐쇄 조치를 내렸습니다.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Krátce po volbách a po propuknutí násilí, vláda náhle zavedla embargo na zpravodajství.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Krátko po voľbách a vypuknutí násilia, vláda náhle uvalila výrazné mediálne embargo.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Và không lâu sau vụ việc, chính phủ đột ngột cắt các phương tiện truyền thông.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Wkrótce po wyborach i wybuchu zamieszek rząd nieoczekiwanie wprowadził blokadę informacyjną.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.А одразу ж після виборів та спалахів насилля держава раптом наклала на ЗМІ значні обмеження.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.Скоро след изборите и вълненията правителството неочаквано наложи огромно медийно затъмнение.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.זמן קצר לאחר הבחירות והתפרצות האלימות, הממשלה פתאום כפתה השבתה רבתי של כלי-התקשורת.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.وبعد الانتخابات واندلاع أعمال العنف بفترة قصيرة فرضت الحكومة وبشكل مفاجيء حظرًا إعلاميًا قويًا.
Seçimden ve şiddet salgınından hemen sonra, yönetim medyaya ciddi kısıtlamalar getirdi.政府は突如 強い報道管制を敷きました そのため 事件がどこで起きているのか
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.A bezprostredne po týchto voľbách, došlo k prepuknutiu etnického násilia.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.Als unmittelbare Folge dieser Wahl kam es zu Ausbrüchen ethnischer Gewalt.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.Dans le chaos qui a suivi cette élection, il y a eu une recrudescence de violences ethniques.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.E como consequência imediata dessa eleição, houve uma explosão de violência étnica.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.Efektem wyborów był wybuch zamieszek na tle etnicznym.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.E inmediatamente después de esa elección, se produjo una oleada de violencia étnica.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.그 선거가 끝난 직후에는 인종간 폭력이 터져나왔습니다.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.Și ca rezultat imediat al acelei alegeri, a fost o izbucnire de violență etnică.
Seçimlerin hemen sonrasında ülkede etnik şiddet salgını patlak verdi.Tijdens de mediastorm na die verkiezing brak er etnisch geweld uit.