Ana içeriğe geç
Sözlük

salgı ile cümle

salgı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi de Birinci Dünya Savaşı'nın ve İspanyol grip salgınının etkisini göstermek icin yavaşlayalımAnd now, we slow down to show the impact of the First World War and the Spanish flu epidemic.
Biraz obezite salgını hakkında konuşmak istiyorum, çünkü bu gerçekten bir sorun.I want to talk a little bit about the obesity epidemic, because it really is a problem.
Kadınlar doğal gizli ve bunlar kendi salgılayan yapmak ister.Women are naturally secretive, and they like to do their own secreting.
Beyinde epifiz bezi denilen bir salgıbezi var.But everyone is psychic, most people do not really realize it.
Yani eğer onlara güvenirseniz, onların beyinleri oksitosin salgılamıyor.So if you trust them, their brains don't release oxytocin.
Düğünler oksitosin salgılanmasına sebep oluyor, ama bunu kendine özgü bir yöntemle yapıyor.Weddings cause a release of oxytocin, but they do so in a very particular way.
Ve aslında onlar da oksitosin salgılıyorlar.And they indeed also release oxytocin.
Ve insanların beyinlerinin oksitosin salgılamasını sağlamak çok kolay.And it's so easy to cause people's brains to release oxytocin.
Şunu gördük ki, daha fazla oksitosin salgılayan insanlar daha mutlu insanlar oluyor.We have found that people who release more oxytocin are happier.
Stromalitler, oksijeni salgılayan ilk canlılardı.Stromatolites were the first to exhale oxygen.
Çevredeki kimyasallardan oluşacak kanser salgınları yaşam süremizi kısaltacaktı.A cancer epidemic caused by chemicals in the environment was going to shorten our lives.
Hala büyük aileler ve HIV salgını bu ülkeleri böyle aşağıya düşürüyor.Large families still, and the HlV epidemic brought down the countries like this.
Sadece bu kadar salgın bir hastalık olduğuna inanmıyorum.I just don't believe it's an epidemic like this.
Utanç kültürümüzde bir salgın.I'll show you a guy who's done a lot of work. Shame is an epidemic in our culture.
Bu sürecin yaşanmasında ... ... birçok hormon salgılanır ve değişik şeyler olur.There's all kinds of hormones, and different things that are happening to encourage this process.
İnsanlığı yok eden salgını durdurmaya yemin etmiştim.'Cause at first it was weird though I swore to eliminate
Yoğunlaşan bir salgının büyük ihtimalle bir noktadan doğabileceğini düşünüyordu.He suspected an outbreak that concentrated would probably involve a single point source.
Ve sonunda Snow salgının haritasını yaptı.And eventually Snow made a map of the outbreak.
Ve bu Londra'nın gördüğü son kolera salgınıydı.And that was the last time that London has seen a cholera outbreak since.
Afrika'da AIDS salgını diye bir şey yok.There is no such thing as an HlV epidemic in Africa.
30'larda Mississipi'deki vitamin eksikliği salgınına benziyor.It's similar to the pellagra epidemic in Mississippi in the '30s.
Bu Mozambik'teki salgın.This is the epidemic in Mozambique.
Bu Kuzey Tanzanya'daki bir salgın.This is an epidemic in northern Tanzania.
*Bağışıklığın İşe Yaramadığı Durum: Boğmaca Salgını*The Whooping Cough Epidemic.
Bugün, Kaliforniya'da görülen, son 60 senenin en kötü boğmaca salgınını inceleyeceğiz.We'll explore the worst whooping cough outbreak in California in more than 60 years.
Ailenin çocuk doktoru da, aileye salgından bahsetmişti.And their pediatrician.
Hollanda, 1996 senesinde yaşadığı salgından bir başka şey daha öğrenmişti.The Netherlands learned something else after its 1996 epidemic.
Grip salgınında gördük.We've seen it in the pandemic flu.
Pek çoğu salgın hastalıklar nedeniyle ölüyorMany are dying because of all those kind of pandemics,
Nasıl oluyor da biz hala bu hastalığın salgınına maruz kalıyoruz?How do we still have an epidemic of this illness?
Bu ülkede artık kabakulak salgınlarımız var.We have measles in this country now.
Ve şimdilerde obez salgını var. Yetişkinlerin üçte ikisi ve çocukların %15'i.Now there is an epidemic of obesity: two-thirds of adults and 15 percent of kids.
Kendi içsel (endojen) uyuşturucularını salgılayan sistemi esnetmeyi öğreniyorlar.They're learning to flex this system that releases their own endogenous opiates.
Grip salgınını kontrol etmek için çalışıyordu, mesela SARS.It's been working to help control pandemic flu, SARS for example.
İngilterede, genç insanlara arasında yüz yaralanmaları salgını var.In the U.K. we have an epidemic of facial injuries among young people.
İşte bu yüzden yoksulluk salgın bir hastalıktır ve bu yüzden kapitalizm suçu yok edemez.That's why poverty is pandemic and capitalism can't eliminate crime
B lenfositleri salgısal bağışıklık sisteminin bir parçası.So the B lymphocytes participate in what's called the humoral response.
Size bir saniyede salgısal bağışıklığın . ne olduğunu söyleyeceğimAnd I'll tell you what humoral means in a second.
Onlar sadece etrafta yüzer. Salgısal tepkiler bunlar için kullanışlı olabilir.They're just floating around in the fluid, then the humoral response can be useful for that.
10'lu yaşlarda anne olmak, dediğim gibi adeta bir salgın halinde.Teen pregnancy, like I said, is epidemic.
İçeri girdikten sonra büyümeye ve çoğunluk algılama moleküllerini salgılamaya başlıyor.It gets in, it starts growing, it starts secreting its quorum sensing molecules.
Bu felaketlerin kimisi iklimle, kimisi insan haklarıyla ilgili ve salgınlar.Some are weather-related, human-rights related, epidemics.
İncil'de okuduğunuz çıban salgını çiçek hastalığıdır.When you read the biblical plague of boils, that was smallpox.
Uğraşmaya düşündüğümüz şeylerden ilki salgın hastalıkları nasıl önceden tahmin ederiz oldu.So one of the first things we thought we would tackle would be how we go about predicting epidemics.
Ve eğrinin salgın büyüme kısmını elde ediyorsunuz.And eventually, you saturate the population.
Sol tarafta, yine, S biçimli salgın eğrimiz var.On the left-hand panel, again, we have the S-shaped curve of adoption.
Y doğrultusu toplam salgın vak'a sayısını;On the Y-axis is the cumulative instances of contagion, and on the X-axis is the time.
Bu beyaz çizgiyle gösterildiği gibi salgının en yaygın hale ulaşmasından 46 gün önce olmuş.And that, as indicated by the white line, occurred 46 days before the peak of the epidemic.
Eğer mideniz boşsa, midenizden gherlin denen bir hormon salgılanır.If you have an empty stomach, your stomach produces a hormone called ghrelin.
Çünkü pozitif olduğunuzda sisteminizde salgılanan dopaminin iki işlevi var.Because dopamine, which floods into your system when you're positive, has two functions.
Crack salgınını zirve yaptığı 1990 civarıydı.This is about 1990, peak of the crack epidemic.
Bir anda, obezite salgını hakkında konuşmak moda oldu.It had become trendy to speak about the "obesity epidemic."
Orgazmı öldürdüğünde, bağlılığa yol açan maddelerin salgısını öldürüyorsun.And when you kill orgasm, you kill that flood of drugs associated with attachment.
Ve işte İspanya Grip Salgını geldi.And now comes the Spanish flu also.
Hatta artık et tozu olmasa bile tükürük salgılıyorlardı.They salivated even when there was no meat powder present.
Bu AIDS salgınına müdahaleye bir bakış açısıdır.It's one way to start looking at intervention with the AlDS pandemic.
HIV salgını doruğa çıktı.The HlV epidemic peaked.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.There was a plague in the village
Malin Head limanına vardığımızda botun ön tarafında siyah bir salgı gördüm.I noticed some black slime on the front of the boat.
O nedenle bu salgının da o köpekbalığı tarafından bırakıldığını anladım.So that must have come from the shark.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod