saldırma ile cümle
saldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün bitcoin ağına saldırma maliyeti aylık 1500€ dan düşüktür.Το κόστος της επίθεσης σε όλο το bitcoin δίκτυο είναι κάτω από 1500 ευρώ το μήνα.
Hüseyin saldırmaya karar verdi.Ο Χουσεΐν αποφάσισε να επιτεθεί.
Komplocular, triumvirlerin Asya'daki müttefiklerine saldırmaya karar verdiler.Οι σύμμαχοι αποφάσισαν να χτυπήσουν τους συμμάχους της Τριανδρίας στη Μικρά Ασία.
Bazı subayları Gratianus'u beklemesini önerdiyse de diğerleri Valens'i hemen saldırmaya ikna ettiler.Άλλοι έλεγαν να περιμένουν τις ενισχύσεις υπό τον Γρατιανό και άλλοι να επιτεθούν αμέσως κατά των Γότθων.
Sonraki maçlarında da bu güreşçiler ona saldırmaya devam etti.Την επόμενη αγωνιστική περίοδο , οι Λέικερς συνέχισαν να στοχεύουν το πρωτάθλημα.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.Omkring kl. 13.40 fik begge flåder øje på hinanden og forberedte sig på kamp.
Hüseyin saldırmaya karar verdi.Basajev vidste hvor han skulle angribe.
Fakat yerleşikler kızılderililere saldırmaya devam ettiler.Men indianerne angreb igen.
Her defasında yeni planlarla Dünya'ya saldırmaya çalışır.Jeg forsøger hele tiden at skubbe mig selv nye steder hen.
Ve saldırmazlarsa ne olur?Og hvad hvis de ikke vinder?
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Ikke at forveksle med Shenandoah-kampagnen.
Muharebe, Bizans sağ kanadının Norman sol kanadına saldırması ile başladı.Napoleon begyndte med at angribe Wellingtons højre fløj.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."Hva er grunnen som tvinger oss til å angripe Kursk i år, eller i det hele tatt på østfronten?»
İkinci olarak, On İkinci Ordu Berlin'e saldırmaya devam edemiyor.12. armé ikke i stand til å fortsette angrepet på Berlin.
Üçüncü Dünya Savaşı Sovyetlerin Müttefik Devletler'e saldırması ile başlamıştır.Historie Sovjetunionen begynner å tape krigen mot de allierte.
Arap çeteleri konvoylara ve Yahudi nüfusa saldırmaya başladı.Arabiske gjenger begikk terroraksjoner og mord på konvoier og på den jødiske befolkningen.
Beyazın amacı d2-d4 oynayarak merkezi denetlemek ve siyah şaha saldırmaktır.Hvit planlegger å ta kontroll over sentrum med d2-d4 og sette i gang et angrep mot den svarte kongen.
Birbirlerine saldırmaktan çekinmezler.Dette for å forhindre at de støter mot hverandre.
1932 - Sovyetler Birliği ve Polonya saldırmazlık paktı imzaladı.I 1932 undertegnet Estland og Sovjetunionen en ikke-angrepsavtale.
Gün ışığında örümcekler siz onlara saldırmadığınız sürece size saldırmaz.Elefantselene har ingen interesse i å angripe mennesker, så lenge man ikke blir for nærgående.
Yavrular size saldırmaz.Sporhundene gir seg ikke.
Bu mesaj gönderildikten sonra Grek askerleri karaya çıkarıldı ve kampa saldırma için hazırlıklara başlandı.Meldingen kom frem, og grekerne kunne forberede seg til angrepet.
Tehdit karşısında ise saldırmadan kafalarını sallayarak gagalarını tehdide karşı uzatırlar.I praksis beskytter disse mot angrep mot hodet.
Mihail'ın ilk tepkisi Armeniakon ordusunun Thomas'a saldırma emrini vermesi oldu.Tanggapan pertama Mikhael adalah memerintahkan pasukan Armenia untuk menyerang Tomaž.
Hüseyin saldırmaya karar verdi.Hussein memilih untuk menyerang.
MÖ 671 ile 667 yılları arasında Asur orduları Mısır topraklarına saldırmaya başladılar.Antara tahun 671 hingga 667 SM, bangsa Asiria mulai menyerang Mesir.
Dorotheus daha sonra kendi adamlarını Perslerin arkasına saldırmaya yönlendirdi.Dorotheus kemudian memimpin pasukannya sendiri untuk menyerang bagian belakang Persia.
Saruman’ın tavsiyesiyle Ak Divan, Dol Guldur’a saldırmama kararı aldı.Dengan saran Saruman, Dewan Putih memutuskan menyerang Dol Guldur.
Her şey yolunda giderse saldırmayın.Jika dipukul pun janganlah mendendam.
Yabancı insanlara saldırmazlar.Jangan sampai dikuasai orang asing.
Styles'ın Cena'ya saldırmasından sonra maç sonuçsuz bitti.Merasa kecewa, Stifler mengakhiri pestanya.
Sonra Riddle bir Basilisk'e ona saldırmasını emreder.Riddle kemudian mengeluarkan dan menyuruh Basilisk untuk membunuh Harry.
Fakat iş saldırmaya geldiğinde çok kurnazca davranabiliyorlar.Namun, ketika ada orang yang datang untuk mendorong, dia bisa sangat berani.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.Tới 1:40 chiều, cả hai hạm đội phát hiện đối phương và chuẩn bị tác chiến.
Birbirlerine saldırmaktan çekinmezler.Và không đừng tấn công lẫn nhau.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.Carthage phải kiềm chế việc tấn công Syracuse và các đồng minh của nó.
Temmuz 2004'te kız arkadaşının aklını çeldiğine inandığı için bir tanıdığına saldırmasından dolayı tutuklandı.Tháng 7 năm 2004, hắn bị bắt vì tấn công một người quen, người mà hắn tin là cướp đi cô bạn gái của hắn.
MÖ 217 baharında Hasdrubal Romalılara saldırmak için kuzeye hareket eder.Mùa xuân năm 217 TCN, Hasdrubal dẫn đầu một đoàn viễn chinh về phía Bắc để chống lại người La mã.
Savaş 5 Eylül 394'te Theodosius'un Eugenius'un güçlerine önden saldırmasıyla başladı.Cuộc chiến bắt đầu vào ngày 05 tháng 9, năm 394, với cuộc tấn công toàn diện vào lực lượng của Eugenius.
Koten Zanshun (孤天斬盾, Tek Kutsal Keskin Kalkan), Orihime’nin saldırma tekniğidir.Koten Zanshun (孤天斬盾, Koten Zanshun? nghĩa là "lá chắn thiện đường dơn lẻ") là kỹ thuật tấn công của Orihime.
İşyeri kabadayılığına karşı cephe (İngiltere) Kanada'daki grupça saldırma istismar kaynaklarıNgày hành động chống lại bạo lực đối với phụ nữ (Canada)
Ruslar kaleye bir daha saldırmaya cesaret edemediler.Quân Thanh không dám tấn công quân Trịnh thêm một lần nữa.
Onlar saldırmak için ip atlarlar.Quân ta đánh cho chạy.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.カルタゴはシラクサとその同盟国を攻撃しない。
"Kimse bize saldırmayı planlamaz" diye ısrar ettim.「私達は、誰も攻撃する意図を持っていません。
İkinci olarak, On İkinci Ordu Berlin'e saldırmaya devam edemiyor.第二に、ベルリンへの進撃を続行できない。
Ruslar kaleye bir daha saldırmaya cesaret edemediler.イギリス軍は再度砦を占領するための試みを起こさなかった。
Rahatsız edilmedikçe insana saldırmaz.刺激されなければ人は攻撃しない。
Siz onlara saldırmadığınız sürece size saldırmazlar.こちらから攻撃しなければ、襲ってくることはない。
Buna rağmen insanlara saldırmaz; insanlardan kaçar.ただし、人を襲ったりはしない。
Her şey yolunda giderse saldırmayın.攻撃されても落馬しない。
1934 - Almanya ile Polonya arasında saldırmazlık antlaşması imzalandı.1934年 - ドイツ・ポーランド不可侵条約が締結される。
Saruman’ın tavsiyesiyle Ak Divan, Dol Guldur’a saldırmama kararı aldı.ガンダルフの進言をサルマンは受け入れてドル・グルドゥアを攻めることを決定した。
Mihail'ın ilk tepkisi Armeniakon ordusunun Thomas'a saldırma emrini vermesi oldu.ミカエル2世の最初の対応はテマ・アルメニアコイの軍にトマスを攻撃するよう命じることであった。
Örnek 1: Hitler'in II. Dünya Savaşı'na katılmasaydı ABD'ye saldırmayacağını söylemen çok saçma.第二次世界大戦が起きなければ、アドルフ・ヒトラーがアメリカと戦うことは無かったなどという主張は馬鹿げている。
Onlar saldırmak için ip atlarlar.転がって攻撃してくる。
1932 - Sovyetler Birliği ve Polonya saldırmazlık paktı imzaladı.1932年 - ソ連・ポーランド不可侵条約が締結。
Rusya ile saldırmazlık ve savunma ittifakı için Çara müracaatta bulundu.彼にはスコットランドの防衛と敵への攻撃に関する全権限をゆだねました。
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.不要なこと 安田健太朗の邪魔をすること。
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.彼は簡単に怒り、すぐに暴力に頼ろうとする。