saldırma ile cümle
saldırma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Müttefik Hava Kuvvetleri genellikle kulelerin bulunduğu bölgeye saldırmamaya özen göstermişlerdir.Deras anfallsstrategi är oftast att anfalla allt de ser.
İnsanlara saldırmaz.На людей не нападає.
Siz onlara saldırmadığınız sürece size saldırmazlar.На нього не можна напасти, поки він не атакує першим.
25 Mart 624'te Herakleios, Pers topraklarına saldırmak üzere Konstantinopolis'ten ayrıldı.Тому 25 березня 624 року Іраклій залишив Константинополь, щоб напасти на центр перської держави.
Hannibal’in süvari komutanı Maharbal, doğrudan Roma üzerine saldırmak görüşündedir.Великий полководець Ганнібал планує напасти на Рим.
Hüseyin saldırmaya karar verdi.Гугнін прийняв рішення атакувати ворога.
MÖ 671 ile 667 yılları arasında Asur orduları Mısır topraklarına saldırmaya başladılar.Між 671 і 667 р. до н. е. ассирійці почали нападати на Єгипет.
Ve saldırmazlarsa ne olur?Що робити, коли тебе намагаються образити?
Bu karakterin ana amacı düşmanın kendisine saldırmasını sağlamaktır.Та й цілком зрозумілим було його бажання привернути на свій бік ворогів свого ворога.
462 - Morgoth tekrar Hithlum'a saldırmayı dener ama Fingon ve Círdan tarafından durdurulur.462 - Моргот атакує Гітлум, але атаку відбивають Фінгон і Кірден.
Evcil kurtlar ise hiçbir zaman lamalara saldırmaz.Сам Львов не вів щоденника.
Bu nedenle Britanyalıların Fransızlara saldırması daha olası görünüyordu.Цілком ймовірно, що виконавцями нападів були самі французи.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.О 4:00 обидві армії прокинулись і приготувались до битви.
Almanya ile de saldırmazlık paktı imzaladı.S Německem uzavřelo pakt o neútočení.
Saldırmazlık ilkesi mülkiyet haklarıyla yakından bağlantılıdır.Svoboda tedy velmi úzce souvisí s vlastnickým právem.
Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı, Molotov-Ribbentrop Paktı olarak da bilinir.SSSR uzavřel s Německem navíc dohodu, známou jako pakt Ribbentrop-Molotov.
Punisherda aynı anda üsse döner ve ikisini saldırmaya geldiklerini sandığı için öldürür.V tu chvíli na telefon někdo zavolá a říká jim, že jsou oba mrtví.
Bu yüzden lütfen AnonNews’e saldırmaktan vazgeçin.Tazatel by se měl vyvarovat otázek ano-ne.
Charles yeniden Danimarka'ya saldırma düşüncesindeydi.Karel však i nadále pokračoval v bojích a napadl Dánsko znovu.
Bu yüzden av bulamayan kaplanlar insanlara saldırmaktadır.Krmení není jedinou příčinou, proč žraloci napadají lidi.
Bütün bitcoin ağına saldırma maliyeti aylık 1500€ dan düşüktür.Baťův podpůrný fond dále hraběnku podporoval v nesnázích částkou nejméně 500 Korun měsíčně.
Herkes, yakınlardaki benzin istasyonunda, şövalyeler tekrar saldırmadan birlik olmaya çalışır.Při návštěvě jedné z bojových jam na ně opět zaútočí vzpurní obyvatelé.
İyi düzenlenmiş savunmayla karşılaşan düşman, yeniden saldırmak için geri çekildi.Lépe vyzbrojený a připravený nepřítel přinutil povstalce ustoupit.
25 Mart 1941 tarihinde Türkiye ile Sovyet Rusya arasında saldırmazlık halini duyuran bildiri yayımlandı.14. března 1995 začala spolupráce na Miru mezi Ruskem a Spojenými státy americkými.
Bu muharebelerdekine benzer bir şekilde saldırmaya karar vermişti.Ona sama prý ale byla terčem podobných výhrůžek.
Rahatsız edilmedikçe insana saldırmaz.Na člověka nezaútočí, nejsou-li vyprovokováni.
Bizi bu sene Kursk'a saldırmaya, dahası Doğu Cephesi'nde saldırıya geçmeye zorlayan sebep nedir?."Care este rațiunea care ne forțează să atacăm în acest an la Kursk, sau, și mai mult, pe frontul de răsărit?
Örnek 1: Hitler'in II. Dünya Savaşı'na katılmasaydı ABD'ye saldırmayacağını söylemen çok saçma.Este prostesc să afirmi că Hitler nu ar fi atacat SUA dacă nu ar fi intrat în Al II-lea Război Mondial.
Öğlen saat 13:40'ta iki donanma da birbirini görmüş ve saldırmak için hazırlanmaktadır.În jurul orei unu și 40 seara, ambele flote s-au văzut reciproc și s-au pregătit de luptă.
Dövüşürken saldırmak, savunmak ve hortumu korumak için kullanılır.Când se luptă, sunt folosiți pentru atac și apărare și pentru protejarea trompei.
Ve saldırmazlarsa ne olur?Unde trebuie atacat?
Maçtan sonra Strowman, Reigns'e çelik merdivenlere doğru saldırmaya devam etmişti.După meci, Strowman l-a atacat pe Reigns cu scările metalice.
Siz onlara saldırmadığınız sürece size saldırmazlar.Nu se așteaptă să fie atacați până a doua zi.
252 parça gemiyle gelen Viking donanması bölgeye saldırmadan önce fidye talep etmiştir.O flotă de 271 de trireme a fost trimisă acolo să aștepte sosirea perșilor.
Aynı zamanda saldırmak anlamını da içerir.Depinde și de momentul la care se referă numărul.
Michaels'ın Ric Flair'ı emekli etmek ve ona saldırmak istediğini söyledi.Batista l-a acuzat pe Shawn Michaels de retragerea lui Ric Flair și pentru faptul că este un egoist.
Yaşlı Herakleios, Yeğeni Nicetas'ı Mısır'a saldırmaya gönderdi.Nicetas, nepotul lui Heraclius cel Bătrân, a invadat Egiptul, iar Heraclius cel mic a ocupat Sicilia și Cipru.
Alman Dışişleri Bakanı Ribbentrop ile Molotov Ribbentrop Paktı'nı (Alman-Sovyet Saldırmazlık Paktı) imzaladı.Pactul Ribbentrop-Molotov între Germania și Uniunea Sovietică.
Genelde kurtlar insanlara saldırmaz.În general lupii nu atacă oamenii.
Gayet öfkeli olarak ona saldırmaya hazırlanır.Így aztán dühösen valamiképpen megpróbál kijutni onnan.
Rahatsız edilmedikçe insana saldırmaz.Ha nem zavarják, az emberre nem támad.
1996 Dünya Şampiyonası'nda, Mike Ganley'e saldırmaktan O'Sullivan'ı snooker yönetim kurulu onu suçlu buldu.Az 1996-os világbajnokság alatt a sznúkerszövetség bűnösnek találta egy újságíró, Mike Ganley megtámadásában.
Birbirlerine saldırmaktan çekinmezler.Nem mintha dühösek lettünk volna egymásra.
Bu alev fırtınası saldırma taktiğinin bir parçasıdır.Ez a folyamat a taktikai tűzvezetés kulcseleme.
25 Şubat 2013 Raw bölümünde, Mr. McMahon'a saldırma teşebbüsünde bulunan Brock Lesnar'la kavga etti.2013. február 25-én tér vissza a RAW-on, miután Brock Lesnar megpróbálta megtámadni Vince McMahon-t.
Bu bir tür saldırmazlık antlaşmasıydı.Ez egyfajta biztonsági intézkedés volt.
Ren geyikleri onlara saldırmaya başlar.A ghoulok megkezdik a támadásukat.
Leylek yavruları birbirine saldırmaz.A hímek nem agresszívak egymással.
Yavrular size saldırmaz.A zebrákat nem támadják a bögölyök.
Hannibal’in süvari komutanı Maharbal, doğrudan Roma üzerine saldırmak görüşündedir.Partnere, Hanson tiszt ekkor tételezi fel rasszizmusra való hajlamát.
Bu muharebelerdekine benzer bir şekilde saldırmaya karar vermişti.Úgy döntött, hogy hasonló módon fog tiltakozni.
Barış, Massachusetts valisi William Shirley'in 1744 yılında Louisbourg'a saldırmasıyla sona erdi.Rauha kesti vuoteen 1744, jolloin Massachusettsin kuvernööri William Shirley johti hyökkäyksen Louisbourgiin.
Saldırmazlık ilkesi mülkiyet haklarıyla yakından bağlantılıdır.Äänioikeus oli kuitenkin aluksi sidottu omaisuuteen.
NATO'nun kara güçlerini çekmesi sonrası Taliban, Afgan güvenlik güçlerine saldırmaya devam etmiştir.Kun talibanien valta romahtaa, he palaavat Afganistaniin.
Bu bir tür saldırmazlık antlaşmasıydı.Kyseessä oli eräänlainen vuokrasopimus.
Her defasında yeni planlarla Dünya'ya saldırmaya çalışır.Miksi hän päivästä toiseen yrittää epätoivoisesti saada yhteyttä toiselle planeetalle?
Rusya, ABD'yi mevcut yönetime saldırmakla suçladı.Yhdysvallat syytti iskusta Venäjää.
Irak İç Savaşı (2014-günümüz), IŞİD'in Musul'a saldırmasıyla başlayan iç çatışmaları kapsamaktadır.Irakin kriisi on Isis-järjestön hyökkäyksestä 2014 alkanut sota Irakissa.
İlk evrimi bir Meramonun Karanlık Güçler tarafından kontrol edilip Seçilmiş Çocuklara saldırmasıyla oldu.Se oli Pimeyden valtiaista järjestyksessä toinen, jota vastaan valitut lapset taistelivat.
Orton, iki kardeşe saldırmaya başladı.Austin alkoikin tarkkailla veljeään.