saldırgan ile cümle
saldırgan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Araç boştu ama saldırganla şoför öldüler .The driver was uninjured but the car was wrecked.
Saldırganlığını ulukurdu Tüylüköpek'le paylaşır.Shares his mold with Manterror.
Film İslam'a ve Fas'a saldırgan sayıldığı için Fas'ta yasaklandı.The film was banned in Morocco due to it being considered offensive to Islam and Morocco.
22:26 Hakim, katile veya saldırgana acımamalı Deut.22:26 A judge must not pity the murderer or assaulter at the trial — Deut.
Saldırganlar kaçarken olay yerinin yakınında bulunan bir polis aracını da hedef aldı.In addition, the attacker fled quickly into a car that was waiting very close nearby.
Saldırılar sonucunda toplan 17 insan ve ilaveten 3 saldırgan öldü.The blast claimed the lives of 17 others including 3 Indian commandos.
Erkekler birbirlerine karşı aşırı saldırgandır.Males in particular are aggressive towards each other.
Bu terim insanın saldırganlığını antropolojik analiz olarak masaya yatırıyor.This level is the locus for anthropological analysis.
Ancak genel kural olarak koalalar enerji harcayan saldırgan davranışlarda bulunmaktan kaçınırlar.In general, however, koalas tend to avoid energy-wasting aggressive behaviour.
Betalar kendi türlerine ve özellikle de hemcinslerine karşı aşırı saldırgan balıklardır.It is very aggressive towards other fishes, particularly in captivity.
1984 - BM görevlisi Enver Ergun, Viyana'da Ermeni saldırganlarca öldürüldü.November 19, 1984, Austria: Enver Ergün, UN official, is assassinated in Vienna.
Bosna-Hersek polisi saldırganları hiçbir zaman bulamadılar.The Federal Ministry of Interior of the Bosnia and Herzegovina have never found the attackers.
3. saldırgan ağır yaralandı.A third soldier was badly injured.
Filler ile gergedanlar arasında bazı saldırgan etkileşimler kaydedilmiştir.Some aggressive interactions between elephants and rhinoceros have been recorded.
Saldırgan Arşavir Şirakyan yakalanamamıştır.Royal Athlete cannot be caught now.
Ya saldırgan ve huysuzdurlar ya da tam tersi, kıyakçı olurlar.To be or act tough or aggressive.
Saldırganlar saklandıkları basma fabrikasında 10'dan fazla kişiyi rehin aldı.More than a dozen people have killed themselves against the headquarters building.
O, aynı anda odasında tüm kapılar ve birbirine girme geri istedi saldırganların.He wanted to be at all the doors of his room simultaneously and snarl back at the attackers.
Saldırganını "bhaiya diye adlandırıyorsun ve hooop tecavüz durduruluyor.Where you just refer to your attacker as "Bhaiya" and, voilà, rape cancelled. Now...
Komik gerçek ise, eğer saldırgan kocanız ise, buna tecavüz denmez.Fun fact, if he is your husband, it's not rape.
Saldırgan bir Afrikalıyı oynuyordum, Afrikalı bir teröristi.I was playing the violent African, the African terrorist.
Saldırganın silahındaki şarjörde 100 mermi vardı.A guy had 100 shells in the magazine.
"Sen sağ," saldırgan "dedi eski ses."Right you are," said the intruder in the former voice.
Sherlock Holmes yaylı ve saldırgan yaka tarafından ele geçirmişti.Sherlock Holmes had sprung out and seized the intruder by the collar.
Kablolu ağa ve kablosuz ağa saldırgan bağlanıyor.They basically stuck an attacker on the wired network and on the wireless network.
Saldırgan bağışıklık sisteminizin ilk askeri birliklerinin dikkatini çeker.The invader draws the attention of the immune system's front-line troops.
Şansımıza bu seneki virüs saldırgan değildi.Luckily, this year's flu was relatively mild.
Hergün izlediğimiz ikinci büyük saldırgan grubunu suça iten neden para değil.The second major group of attackers that we are watching today are not motivated by money.
Aslında çok daha tehlikeli ve saldırgan.It actually is much more dangerous and aggressive.
Saldırgan eylemlerden politikaya geçiş yolunu katetmeyi daha da zorlaştırırız.We will make the road from violent activities into politics harder to travel.
Saldırgan bir ırkın istilasına uğramayacağız.No, the world is not going to end. There isn't going to be an Armageddon for this planet.
Ve hatırlaman gereken diğer bir konu, asla ama asla saldırgan bir biçimde yüzme.And remember, never ever swim with aggression.
Evet, sonuna kadar taraf tutma niyetindeyim. Saldırganca...Yeah, and I plan to be on her side, clearly and supportively.
Bölgesel açıdan saldırgandırlar.They are very territorially aggressive.
Örneğin, çok saldırgan bir mizaca sahip olan babamın beni dövdüğü zamanı anımsıyorum.I remember, for example, when my father, who was very, very violent, used to beat me.
Bu kötü saldırgan hücreleri seçerek başlıyor, buna klonal seçim diyoruz.It starts to select out for those bad, aggressive cells, what we call clonal selection.
Saldırgan olan kim?Who was the offender?
Saldırganlık, çocuk yetiştirme, seks... ...ve liderleri takip etme içgüdüsü.Aggression, child rearing, sex... ...the willingness to follow leaders blindly.
Bölgecilik ve saldırganlık... ...ve baskın hiyerarşi düzeni gibi sınırlamaları kırıyoruz.Territoriality and aggression... ...and dominance hierarchies.
Bu sıralarda hayvanlarla ilgili araştırmalar saldırganlığa ve rakabete odaklanmıştı.And at that time the focus in a lot of animal research was on aggression and competition.
Ve artık diğer saldırgan sesler bir daha rahatsız etmez.And do not be disturbed any more by the other aggressive sound.
Ari ırk ve askeri saldırganlıkKissinger may be the most vocal proponent for a New World Order of his era.
Yoksul halkı yöneten kötü kişi Kükreyen aslan, saldırgan ayı gibidir.As a roaring lion or a charging bear, so is a wicked ruler over helpless people.
Bir mü'mine karşı ne and, ne de andlaşma gözetmezler. İşte saldırganlar onlardır.They have no regard for kinship or treaties with believers, for they are transgressors.
Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi."Every obstructor of good, transgressor, and the sceptic,
Hayra engel olan, saldırgan, günahkar,Who hinders men from (doing) good, the transgressor, the iniquitous,
Onu, saldırgan, günahkardan başkası yalanlamaz.None denies it but the sinful transgressors.
Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,"Every obstructor of good, transgressor, and the sceptic,
Hayrı engelleyip sürdüren, saldırgan, olabildiğince günahkar,Who hinders men from (doing) good, the transgressor, the iniquitous,
Oysa onu, 'sınır tanımaz, saldırgan', günahkar olandan başkası yalanlamaz.None denies it but the sinful transgressors.
Hayrı engelleyen, sınır tanımaz-saldırgan, günaha batmış,Who hinders men from (doing) good, the transgressor, the iniquitous,
Bir mümin hakkında ne ahit tanırlar ne de antlaşma. Çünkü onlar saldırganların kendileridir.They have no regard for kinship or treaties with believers, for they are transgressors.
Hayra engel olan, mütecaviz ve saldırgan günahkar,Who hinders men from (doing) good, the transgressor, the iniquitous,
Allah'ın rızkından yiyin ve için de bozgunculuk ve saldırganlık yaparak yeryüzünü fesada vermeyin.Eat and drink, (enjoy) God's gifts, and spread no discord in the land.
Saldırganlıkları yüzünden onları böyle cezalandırdık. Biz elbette doğru söyleyenleriz.This was the punishment for their insubordination; and what We say is true.
İyiliklere (sürekli) engel olan, saldırgan, şüpheciyi."Every obstructor of good, transgressor, and the sceptic,
Hayra engel olan, saldırgan, günahkâr,Who hinders men from (doing) good, the transgressor, the iniquitous,
Sizinle savaşanlarla ALLAH yolunda savaşın. Saldırgan olmayın.Fight those in the way of God who fight you, but do not be aggressive: God does not like aggressors.
İyiliğe ve yardıma engel olan, saldırgan, günahkar.Who hinders men from (doing) good, the transgressor, the iniquitous,
İşte saldırganlar onlardır.It is they who are the transgressors.