saldırgan ile cümle
saldırgan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Maikel este de asemenea cunoscut și pentru promovarea relațiilor de pace dintre Egipt și Israel.
General O'Connor'un görevi tüm sınır boyunca saldırgan bir devriye görevi yürütmekti.O'Connor utasításba adta csapatainak a határ menti agresszív járőrözést.
Polis aynı gün saldırganı yakaladı.A gyilkost még aznap elfogta a rendőrség.
Çok saldırgan ve yayılmacı bir politika izlemiştir.Agresszívabb, terjeszkedő külpolitikát hirdettek meg.
Saldırgan bir kuştur.Agresszív madár.
Saldırgan değildir.Egyáltalán nem agresszív.
Olaylar, 11 İsrailli sporcu ve antrenör, 1 alman polisi ve 5 saldırganın ölmesi ile sonuçlandı.Az akció során 11 izraeli sportoló, öt terrorista és egy német rendőr halt meg.
Binturonglar saldırgan olabilmektedirler.A kifejlett hímek agresszívek lehetnek.
Bu durum, diğer saldırganların kaçmaya çalışmasına önayak olur.A célját annyiban eléri, hogy a támadók elmenekülnek.
Olayı Güney Koreli saldırgan Cho Seung-Hui gerçekleştirdi.Az aranyérmet a dél-koreai Park Seung-Hi nyerte.
Saldırganlar yakalanamamıştır.A tetteseket nem fogták el.
Gerilim tırmanırken Almanya daha saldırgan bir diplomasi izlemeye başladı.A növekvő feszültségek miatt a németek agresszívabb diplomáciába kezdtek.
Eğer saldırgan mizahı beğenen birisiyseniz, muhtemelen bu programı çok seveceksiniz." yorumunda bulundu.If you like this position you can tape it.« (»Meztelenül akarsz látni?
Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır.Nagyon sértődékeny, bosszúálló lények.
Dövüş esnasında on dört saldırgan ile Gunnar'ın erkek kardeşi Hjörtur ölür.Gunnarr veljineen surmaa hyökkääjistä neljätoista, mutta Gunnarrin veli Hjörtr kuolee.
Bu saldırganlığı, üreme mevsiminde, çok daha büyük kuşlara ve insanlara saldıracak dereceye varır.Pesällään se voi olla hyvin aggressiivinen muita lintuja ja ihmisiä kohtaan.
Fakat yan etki olarak cüceler saldırganlaşmaya başlar.Odottamattomana sivuvaikutuksena hait alkavat muuttua älykkäämmiksi.
Oldukça saldırgan yırtıcı canlılardır.Tyhmiä, mutta hengenvaarallisia olentoja.
Bu sebepten saldırgan z − 1 {\displaystyle z_{-1}} için diğer değerleri deneyecektir.Island Challenge) ja yrittää oppia kaiken uusista Z-liikkeistä.
Kızılderililere karşı yapılan saldırgan baskılar 20. yüzyılda da devam etmiştir.AIM:n taistelu intiaanien oikeuksin puolesta jatkuu yhä 2000-luvulla.
Saldırganlar yakalanamamıştır.Murhaajia ei ole saatu kiinni.
Saldırıdan sonra saldırgan, kendi kafasına kurşun sıkarak yaşamına son verdi.Päivän laulua kuunneltuaan poika ampui itseään päähän vahvassa humalatilassa.
Saldırganlar, Mısır ile İsrail arasında yaşanan barış sürecine karşıydı.Ulkomaiset tarkkailijat pitivät sodan syttymistä Egyptin ja Israelin välille väistämättömänä.
Saldırgan, kadını öldü sanıp bırakmıştı.Olen mennyt/hukassa jos jätät minut, vaimo.
43 yaşındaki eski izci hocası saldırgan, bir kurşun da kendine sıkarak yaşamına son verdi.Tutkimuksissa selvisi että 43-vuotias Koivukoski oli ampunut itsensä.
4 Ocak'ta Türkiye Hükûmeti, saldırganın kimliğinin belirlendiğini açıkladı.Turkin viranomaiset kertoivat 30. kesäkuuta selvittäneensä terroristien kansallisuudet.
Saldırgan olmayan balıklarla beraber bakılması tavsiye edilir.Niitä ei suositella pidettäviksi yhdessä kalojen kanssa.
Aynı zamanda saldırganlar Ziraat Bankası'nı soymak amacıyla banka personelinin evlerine baskın yaptılar.Se estää myös pankkiryöstäjiä sulkemasta ihmisiä pankkiholviin ryöstön jälkeen.
Binturonglar saldırgan olabilmektedirler.Huiluvarikset ovat aggressiivisia saalistajia.
Polisin yaptığı baskın sonucunda iki saldırgan öldürüldü ve rehine krizi sona erdi.Panttivankitilanne päättyi poliisin rynnäkköön, jonka aikana sekä Haron että kaksi panttivankia menehtyi.
Saldırgan Omar Mateen, polisle girdiği silahlı çatışmada öldürüldü.Opiskelijaliikkeen johtaja Benno Ohnesorg kuoli mielenosoituksessa poliisin ampumaan luotiin.
O zaman saldirgan davranışı değiştirmek lâzim.Myöhemmin hän on muuttanut suhtautumistaan tilutukseen.
Görgü tanıklarına göre silahlı saldırganın sınıflarda ve koridorlarda rastgele ateş açtığını belirttiler.Poliisiasiakirjojen mukaan ampuja alkoi sattumanvaraisesti tulittamaan läheisiä rakennuksia ja ihmisiä.
Saldırgan intihar ederken Ömer ibn Hattab 3 gün sonra öldü.Juuri ennen teloitusta Rolling tunnusti vielä kolme murhaa.
Konserlerde en saldırgan kişi olarak bilinir.Ne ovat konserttien yleisimmin esitettyjä teoksia.
1934'te politik saldırganlığından ötürü Uluslararası Psikanaliz Birliği'nden de ihraç edildi.Το 1934 αποβλήθηκε και από τη Διεθνή Ψυχαναλυτική Εταιρεία.
Bu saldırı da saldırganın, saldırılan sistemde kod çalıştırabilmesini gerektirmektedir.Για να γίνει exploit αυτή η ευπάθεια, έπρεπε να τρέξει ο κώδικας του επιτιθέμενου στο εικονικό σύστημα.
Timsah ve hipopotam gibi saldırgan olabilen yaban hayvanlarının varlığı da genel bir tehdit oluşturuyordu.Επικίνδυνα ζώα όπως οι κροκόδειλοι και οι ιπποπόταμοι ήταν επίσης συνηθισμένη απειλή.
Saldırgan daha sonra silahıyla intihar etti.Ο δράστης αυτοκτονεί αργότερα με σφαίρα στο κεφάλι.
Büyük ve saldırgan balıklarla beslenmemesi gereken bir balıktır.Αυτό οφείλεται στο γεγονός ότι δεν τρέφεται με μεγάλα ψάρια.
Kurban, asimetrik şifreli metni ve e-parayı saldırgana gönderir.Το θύμα στέλνει το ασύμμετρο κρυπτογραφικό κείμενο και τα χρήματα στον θύτη.
Saldırgan değildir.Είναι επιθετικός.
Saldırı başladığında saldırganlar 170 kişiyi rehin aldı.Ο αρχικός αριθμός των ομήρων ήταν 170.
Polis, başka saldırganların için bir odayı daha aradı.Η αστυνομία συνέλαβε ένα άτομο και εξαπέλυσε ανθρωποκυνηγητό για άλλους πιθανούς δράστες.
Saldırılar sonucunda toplan 17 insan ve ilaveten 3 saldırgan öldü.Η στρατιωτική αντίδραση είχε ως αποτέλεσμα δεκαεννέα θανάτους Κανάκ και άλλους τρεις θανάτους υπό κράτηση.
Saldırgan "Kan! neden bu kadar kan! yok olsun kan!" diye bağırıyordu.«Τί αιματοχυσία !» κραύγαζε «τί δολοφονίες !
32 kişiyi öldüren saldırgan en son olarak intihar etti.Η 38χρονη δράστης αυτοκτονεί.
Saldırgan ilk sorgusunda "siyasetçilerden ve özellikle eşcinsellerden" nefret ettiğini söyledi.Gerningsmanden sagde til politiet, at han hadede både politikere og homoseksuelle.
Gerilim tırmanırken Almanya daha saldırgan bir diplomasi izlemeye başladı.Med voksende spænding skiftede Tyskland til aggressivt diplomati.
Dövüş esnasında on dört saldırgan ile Gunnar'ın erkek kardeşi Hjörtur ölür.Da kampen atter er over, er de fjorten angribere døde, men også Gunnars broder Hjort.
Ama zaman zaman da saldırgan olabilir.I den periode kan de være aggressive.
Binturonglar saldırgan olabilmektedirler.Hannerne kan være lidt aggressive.
Saldırgan bir kuştur.Meget stilfærdig fugl.
Grup, saldırganlardan Randall adındaki birisini yakalar.Troodon indgår under en gruppe kaldet: raptorer.
İlk ateşte 2 saldırgan öldürüldü.Under den første udstationering blev to Starfightere skudt ned.
Büyük ve saldırgan balıklarla beslenmemesi gereken bir balıktır.Fredfisk – fisk der ikke er rovfisk.
Polis, başka saldırganların için bir odayı daha aradı.Ifølge politiet skulle han have skaffet en bolig i Herlev til de tre andre.
Saldırıdan saatler önce, saldırgan Youtube'da bir video yayınlayarak saldırıyı önceden belirtmişti.Før massakren havde han lagt en video af sig selv op på YouTube.
Saldırganlık ve şiddet birer araçtır.Den ene gruppe anser vold og terror som et middel til at nå målet.
Gizli bilgiler de saldırgana iletilebilir (anahtar bilgilerin iletilmesi).Lægerne sikrer også eventuelle beviser på overgrebet (evt. dna).