saldırgan ile cümle
saldırgan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Büyük ve saldırgan balıklarla beslenmemesi gereken bir balıktır.Nie powinny być trzymane z dużymi lub agresywnymi rybami.
Erkekler birbirlerine karşı aşırı saldırgandır.Samce bywają agresywne wobec siebie.
Dövüş esnasında on dört saldırgan ile Gunnar'ın erkek kardeşi Hjörtur ölür.Podczas walki ginie czternastu napastników oraz jego brat Hjörtr.
Ey Allah, Yahudileri al, hain saldırganları.Nie bierzcie sobie za przyjaciół żydów i chrześcijan; oni są przyjaciółmi jedni dla drugich.
Saldırgan öldürülerek etkisiz hale getirildi. ^Narzekali za to na nieefektywnych napastników.
Saldırgan değildir.Nie jest agresywna.
Saldırganlar yakalanamamıştır.Zamachowcy nie zostali ujęci.
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Przerażony ucieka z miejsca wypadku.
Polis aynı gün saldırganı yakaladı.Napastników ujęto jeszcze tego samego dnia.
Kardeşini kaybetmiş olması da onu saldırgan bir hale getirir.Uznając go jednak za brata czyni z niego swego niewolnika.
Saldırıdan sonra saldırgan, kendi kafasına kurşun sıkarak yaşamına son verdi.Zrozpaczony popełnił samobójstwo strzelając sobie w głowę.
Saldırgan bir hayvan değildir.Nie jest rybą agresywną.
Görgü tanıkları bazı saldırganların Mısır Ordusu Üniforması giydiğini belirttiler .Według świadków napastnicy byli ubrani w wojskowe mundury.
Yılanın saldırganlığı.Ukąszenie żmii.
Saldırganı (insan derisinde yanma yapar) etkisiz kılan bu silahı pis bir kokuya dönüşür.W miejscu gdzie używało się tego ataku strasznie śmierdzi.
Yaptığı üç atışı da isabet ettiremeyen saldırgan, ardından üzerindeki bombaları patlattı.Po ataku zatrzymano 3 zamachowca, który nie uruchomił bomby.
Patlamalar sonucunda saldırganlar dâhil 28 kişi öldü, 300'den fazla kişi yaralandı.W wyniku eksplozji zginęło ponad 28 osób, a ponad 300 zostało rannych.
Çok saldırgan oyun tarzıyla ünlüdür.Znany z agresywnego stylu gry.
Patlamada diğer saldırgan da ölürken, 17 kişi de yaralandı.W wyniku tego ostrzału, także 17 innych odniosło rany.
Sesli iletişim yaygındır ve kimileyin saldırgan davranışlarla birlikte sergilenir.Brzęczące lub skrzeczące dźwięki używane są przy zachowaniach agresywnych.
Saldırgan AOL çalışanı gibi görünerek anlık bir iletiyi potansiyel bir kurbana gönderiyordu.Atakujący udawał członka zespołu AOL i wysyłał wiadomość do potencjalnej ofiary.
Bunun sonucunda saldırgan hafızasını yitirmiş, bilişsel kapasitesini kaybetmiş olur.Z tego powodu pamięć go zawiodła oraz stracił zdolność myślenia.
Suudi Arabistan’a saldırgan tavırları doğru bulmuyorum." dedi.Nie podpisała protestu przeciwko „agresji Izraela na państwa arabskie”.
Binturonglar saldırgan olabilmektedirler.Niektóre osobniki mogą być agresywne.
Saldırgan, kadını öldü sanıp bırakmıştı.Napastnik pozostawił zakrwawioną kobietę, myśląc, że nie żyje.
Diğer saldırganın kimliğini belirlemeye yönelik çalışmaların sürdüğü belirtildi.Rozpoczynają się próby odkrycia tożsamości mordercy...
Bu plan babasının açıkça yapmamak için kendine emir verdiği büyük bir saldırgan harekat idi.Zdeterminowany ojciec poczynił starania, by odwieść go od tego planu.
Saldırgan Farda Gadirov intihar etti.Zrozpaczona Dejanira popełniła samobójstwo.
Rydberg, dogmatik kiliseye karşı saldırgan tutum sergiledi.Rudolfa cechowała bardzo chwiejna postawa wobec Kościoła.
Ayrıca iki saldırgan da ölü olarak ele geçirildi.Złapano także dwóch Amerykanów, których stracono.
Bazı saldırganlar, Mısır Ordusu’nda kullanılan kahverengi üniformalara benzeyen üniformaları giyiyordu.Nosiła praktycznie takie same mundury jak armia francuska.
"Gaziosmanpaşa saldırganı hastanede öldü".Napastnik zmarł w szpitalu (pol.). .
Şelale virüsü (İngilizce: Cascade virus) dünyadaki en kötü ve en saldırgan virüslerden biridir.Ospa prawdziwa jest jedną z najgroźniejszych chorób zakaźnych, jakie kiedykolwiek wystąpiły na świecie.
Erkekler birbirlerine karşı aşırı saldırgandır.Hanarna är mycket aggressiva mot varandra.
Ayrıca iki saldırgan da ölü olarak ele geçirildi.De två misstänkta mördarna överfördes också dit.
Bazı saldırganlar, Mısır Ordusu’nda kullanılan kahverengi üniformalara benzeyen üniformaları giyiyordu.De bär blå uniformer av samma typ, som den franska armén bar vid samma tid.
Saldırgan bir hayvan değildir.Jag är inget djur.
Böylelikle saldırgan tüm bloğu elde edebilecektir.Man måste då sudda ut hela blocket.
Saldırıda, saldırgan dahil dört kişi hayatını kaybederken 23 kişi yaralı olarak kurtuldu.Vid olyckan, vars orsak ännu inte är helt klarlagd, dödades 33 personer.
Saldırganlar muhtemelen bir apartman dairesinde Makar'a tecavüz ettiler.Vid något tillfälle skulle More till och med ha låtit tortera en misstänkt i sitt eget hem.
Sosyal normlar, genelde kişinin kendini kontrol etmesi ve saldırgan dürtülerini engellemesi işlevini görürler.Det är vanligt att undersöka sociala normer - genom att bryta mot dem.
Saldırgan ilk sorgusunda "siyasetçilerden ve özellikle eşcinsellerden" nefret ettiğini söyledi.Gärningsmannen sade till polisen att han hatade politiker och homosexuella.
Saldırılar sonucunda toplan 17 insan ve ilaveten 3 saldırgan öldü.Bomberna dödade 17 personer, varav minst tre collegestudenter.
Saldırgan ve huysuz kurt köpeğini ise Lütfü Usta zehirler.Vargen blev snäll enbart genom snällhet.
Araç boştu ama saldırganla şoför öldüler .Diligensen stannade dock inte, fastän kusken blev skjuten.
Saldırgan Farda Gadirov intihar etti.Fortet intogs och Taira Kagetaka begick självmord.
Saldırıdan saatler önce, saldırgan Youtube'da bir video yayınlayarak saldırıyı önceden belirtmişti.Man vet att han har laddat upp filmer på Youtube en dag före skottlossningen.
Patlamalar sonucunda saldırganlar yanı sıra 3 polis hayatını kaybetti, 4'ü Suriyeli 13 kişi yaralandı.Man hävdar vidare att 3 av dessa polismän skadades och att de i sin tur dödat 4 abchaziska angripare.
Çok saldırgan oyun tarzıyla ünlüdür.Han är känd för en mycket aggressiv och intensiv spelstil.
Saldırgan, kadını öldü sanıp bırakmıştı.Mördade Grå damen när hon levde.
Polis, başka saldırganların için bir odayı daha aradı.En dag kom en gerillagrupp till deras hemby för att rekrytera nya soldater.
Erkek kuşlar oldukça saldırgandır ve bölgelerini korurlar.Under häckningstid är de mycket territoriella och försvarar sina revir.
Saldırganlık ve şiddet birer araçtır.Terrordåd och mord var metoderna.
Dünyanın en saldırgan köpekbalığıdır.Є найшвидшою акулою в світі.
Dempsey'in saldırgan üslubu ve olağanüstü boks gücü onu tarihin en popüler boksörlerinden biri yaptı.Його агресивний стиль і виняткова сила удару зробили його одним з найпопулярніших боксерів в історії боксу.
Timsah ve hipopotam gibi saldırgan olabilen yaban hayvanlarının varlığı da genel bir tehdit oluşturuyordu.Небезпечні тварини, такі як крокодили й бегемоти, також становили звичайну загрозу.
O zaman saldirgan davranışı değiştirmek lâzim.Це дозволяє кардинальним чином змінити стиль зачіски.
"Saldırgan Yazılım Geliştirme (Scrum Software Development)".Бережлива розробка програмного забезпечення (англ. lean software development).
Diğer saldırgan ise olay yerinden kaçarak uzaklaşır.Не впоравшись з останнім, компанія втікає з місця події.
Erkek kuşlar oldukça saldırgandır ve bölgelerini korurlar.Дорослі тигри — істоти територіальні, а тому суворо захищають свою територію.