sal ile cümle
sal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Fransızlar salyangoz yemeyi sever.The French like to eat snails.
Biz konferans salonunu dekore ediyoruz.We are decorating the conference room.
O patates salatası sever.He likes potato salad.
Patates salatası sever.She likes potato salad.
Patates salatasını severim.I like potato salad.
O tamamen bir salak.He is a complete idiot.
Ona el sallıyorum ama o bakmıyor.I am waving at her, but she's not looking.
Saldırıya uğradım.I've been attacked.
O bir spor salonu öğretmeni.She's a gym teacher.
Öğretmenimiz gerçek bir salak.Our teacher is a real idiot.
Laurie salatayı yedi.Laurie ate the salad.
O bir dövme salonunda çalışıyor.He works at a tattoo parlor.
Salvador Dalí İspanyol bir artistti.Salvador Dalí was a Spanish artist.
Barbarla saldırdı ve şehrimizi yağmaladı.The barbarians raped and pillaged our city.
O çok salak.She's so stupid.
Yağmur nedeniyle, piknik spor salonunda gerçekleştirildi.Because of the rain, the picnic was held in the gymnasium.
Korsanlar tarafından saldırıya uğradık.We were attacked by pirates!
Tom neredeyse hiç salatalık yemez.Tom hardly ever eats cucumbers.
Onu salıverin.Release him.
Onu salın.Release him.
Tom bana elindeki bir bıçakla saldırdı.Tom came at me with a knife in his hand.
Nerede onlara saldırdın?Where did you attack them?
Onlara nerede saldırdın.Where did you assault them?
Sen bir salak mısın?Are you an idiot?
Tom bayrağı salladı.Tom waved the flag.
Hadi spor salonuna gidip birkaç çember atalım.Let's go to the gym and shoot some hoops.
Çocuklar bir sal yaptı.The boys built a raft.
Tom saldırganın kafasını vurmak niyetiyle kazayağı kaldırdı.Tom raised the crowbar intending to smash his attacker's head.
Tom bile bir salata yapamaz.Tom can't even make a salad.
Öylece elimi kolumu sallayıp gidemem.I can't just walk away.
Ben senin spor salonunda olduğunu düşündüm.I thought you were at the gym.
Bu işi salı gününe kadar bitirmek kolay olacaktır.Finishing this job by Tuesday will be easy.
Bu işi salıya kadar bitirmek çok kolay olacak.Finishing this job by Tuesday will be a piece of cake.
Bu kentte üç tane güzellik salonu var.In this city, there are three beauty salons.
Tom bazen çok saldırgandır ve tartışmaları başlatmayı sever.Tom sometimes is very aggressive and likes to start arguments.
Soyguncular ağacın arkasından çıktılar ve ona saldırdılar.The robbers came out from behind the trees and attacked him.
Tren çıkarken onlar ebeveynlerinin arkasından el salladı.As the train pulled out, they waved goodbye to their parents.
Tom el salladı.Tom waved.
Elini sallasan ellisi.There are plenty of fish in the sea.
Onu salon dolabında tutalım.Let's keep that in the hall closet.
Hadi bir salata bölelim.Let's split a salad.
Bir salata istiyorum.I'd like a salad.
Bir salata ister misin?Do you want a salad?
Tom saldırmamızı istedi.Tom wanted us to attack.
Saçlarımı çözüp, salmak istiyorum.I want to let my hair down.
Benimle spor salonuna gitmek ister misin?Do you want to go to the gym with me?
Tom seni konferans salonunda istiyor.Tom wants you in the conference room.
Salatanda taze çekilmiş karabiber istiyor musun?Do you want fresh ground pepper on your salad?
Saldırgan görünmek istemiyorum.I don't want to seem pushy.
Saldırgan görünmek istemedim.I didn't want to seem pushy.
Salı günü gerçekten çok soğuktu.It was really cold on Tuesday.
Salı günü, hava gerçekten soğuktu.On Tuesday, it was really cold.
Bu patates salatası haşlanmış yumurta istiyor.This potato salad wants boiled eggs.
Patates salatası haşlanmış yumurta ister.The potato salad wants boiled eggs.
Yarın sabah 8.00'e kadar herkesi konferans salonunda istiyorum.I want everyone in the conference room tomorrow morning by 8:00.
Kızların salatalık sevmesinin nedeni budur.This is why girls love cucumbers.
Tom herkese el sallar.Tom waves to everyone.
Tom herkese el sallıyor.Tom waves to everyone.
Sorun bir salyangoz hızında ilerliyor.The issue is proceeding at a snail's pace.
Tom saldırgan.Tom's pushy.