Tom salon dolabından süpürgeyi çıkardı.Tom took the broom out of the hall closet.
Bu patates salatasını yemeyeceğim.I'm not eating this potato salad.
Bizim bir salgınımız var.We have an epidemic.
Bush asla Irak'a saldırmadı.Bush never invaded Iraq.
Tom dün üç saat için spor salonundaydı.Tom was at the gym for three hours yesterday.
Salata yapar mısın?Could you make the salad?
Lütfen salonda bekle.Please wait in the hall.
Arkadan saldırıya uğradık.We were attacked from behind.
O ne salaktı.What an idiot she was!
Salata; zeytinyağı, kruton ve fındık olmadan tamamlanmamıştır.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
Salata; zeytinyağı, kızarmış ekmek parçaları ve fındık olmadan eksiktir.The salad is incomplete without olive oil, croutons and nuts.
O spor salonundan gey bir adama âşık oldu.She fell in love with a gay guy from the gym.
Melanie elini salladı.Melanie waved her hand.
Tom başıboş bir köpek tarafından saldırıya uğradı.Tom was attacked by a stray dog.
Cookie kuyruğunu salladı ve havladı.Cookie wagged his tail and barked.
Tom Mary'yi uyandırmak için nazikçe salladı.Tom gently shook Mary awake.
Tom Mary'ye hafifçe başını salladı.Tom nodded slightly to Mary.
Tom polis memurları tarafından çevrilmiş mahkeme salonuna yürüdü.Tom walked into the courtroom, surrounded by police officers.
Tom muhabirler tarafından çevrilmiş mahkeme salonundan çıktı.Tom walked out of the courtroom, surrounded by reporters.
Tom bir hançerle Mary'ye saldırdı.Tom attacked Mary with a dagger.
Bugün konferans salonunda yemek yiyor olacağız.We'll be eating in the conference room today.
Birisi beyaz bir bayrak sallıyor gibi görünüyor.It looks like someone is waving a white flag.
Tom Mary'nin bahsettiği şeyi anlamış gibi kafasını salladı.Tom nodded as if he understood what Mary was talking about.
Tom serseri bir keskin nişancı saldırısının kurbanıydı.Tom was the victim of a random sniper attack.
Tom rastgele bir keskin nişancı saldırısının kurbanıydı.Tom was the victim of a random sniper attack.
Düşmana saldırdı.She attacked the enemy.
Spor salonuna gittim.I went to the gym.
O, güçlü tartışmalarla Tom'a saldırdı.He attacked Tom with strong arguments.
Başını salladı ve hiçbir şey söylemedi.She shook her head and said nothing.
Tom saldırıda öldü.Tom died in the attack.
Tom spor salonuna gitti.Tom went to the gym.
Tom genellikle spor salonuna ne zaman gider?When does Tom usually go to the gym?
Tom genellikle spor salonuna yürümez.Tom doesn't usually walk to the gym.
O, büyük bir yılan tarafından saldırıya uğradı.She was attacked by a big snake.
Bu kolayca kontrol edilecek bir salgındır.This is an easily controlled epidemic.
Salı akşamı hepimiz panikledik.Tuesday evening we all panicked.
Köpek mutlu olduğunda kuyruğunu sallar.When the dog is happy it wags its tail.
Seni sağ salim gördüğüme sevindim.I'm glad to see you in one piece.
Tom gülümsedi ve başını salladı.Tom smiled and nodded.
Ben bir salak gibi görünmek istemiyorum.I don't want to look like a dork.
Biz bu durumda oldukça sallantılı bir zemin üzerindeydik.We're on pretty shaky ground as it is.
Tom kısaca başını salladı.Tom nodded curtly.
Bununla biraz salsa alabilir miyim?Can I have some salsa with that?
Onlar neden sana saldırdı?Why did they attack you?
Sana kim saldırdı?Who attacked you?
O kadar saldırgan olma.Don't be so pushy.
Spor salonuna gitme zamanı.It's time to go to the gym.
Spor salonunda bekleyeceğim.I'll wait in the gym.
O, saldırgan bir biçimde anti-Amerikan'dır.He's aggressively anti-American.
Tom silahlı çatışmadan sağ salim kaçtı.Tom escaped the gun battle alive and well.
Salgın dünya çapında yayıldı.The epidemic spread worldwide.
Tom, Mary'ye arkadan saldırdı.Tom attacked Mary from behind.
Tom Mary'nin patates salatası yapma tarzını seviyor.Tom likes the way Mary makes potato salad.
Bilinmeyen bir düşman tarafından saldırıya uğruyoruz.We are being attacked by an unknown enemy.
O, elması sergi salonuna getirdi.He brought the diamond to the exhibition room.
Dan bir pizza salonunda Linda'yı tutukladı.Dan arrested Linda at a pizza parlor.
Salata sevmiyorum.I don't like salad.
Salata sevmem.I don't like salad.
Tom'un köpeği Mary'ye saldırdı.Tom's dog attacked Mary.
Sally Ride, dört derece kazandığı Stanford Üniversitesine katıldı.Sally Ride attended Stanford University where she earned four degrees.