Lizzie onu ertesi geceye kadar saklamaya karar verir.تقرر ليزى بتخبئته حتى اليوم التالى .
4shared servisi, yalnızca yasal olan verileri saklamak için hesaplar sunar.توفر خدمة 4shared حسابات لكي يتم تخزين البيانات بصورة قانونية فقط.
Mine, ailesinin öz evladı değildir ve ailesi bunu ondan sır gibi saklamaktadır.أما البنت فلا ترث اسم أبيها لأبنائها وإنما يحمل أبنائها اسم والدهم.
Dosyalara göz atma, paylaşma ve saklamada dört ana kategori vardır: video, müzik, fotoğraf ve kitaplar.توجد أربعة فئات رئيسية لتخزين الملفات، وتبادلها، وبحثها: الفيديو، والموسيقى، والصور، والكتب.
E-mail ile kayıt doğrulama, saklama alanını 15 GB’a yükseltir.أما تأكيد التسجيل عبر البريد الإلكتروني فيتيح زيادة مساحة التخزين إلى 15 جيجا بايت.
Bunlardan vedia güvenilen kimseye saklaması veya koruması için verilen malı belirtir.ٱلْمُعْطِي ٱلْمَانِعُ: هو الذي أعطى كل شيء، ويمنع العطاء عن من يشاء ابتلاء أو حماية.
Premium kullanıcılara, dosya saklamak için 100 GB alan sunulur.أما المستخدمين الاستثنائيين فيحصلون على 100 جيجا بايت مساحة لتخزين ملفاتهم.
Gıdaları uygun sıcaklıkta saklamak.اطبخ الطعام إلى درجات حرارة مناسبة.
Dedektif olayı üslerine rapor etmez ve saklamaya çalışır.صانع الفيديوهات لا يتكلم أو يظهر وجهه ويبقي هويته سرا.
Bu tür PROM’lar programları kalıcı olarak saklamakta kullanılır.Estas PROM's são usadas para armazenar permanentemente os programas.
E-mail ile kayıt doğrulama, saklama alanını 15 GB’a yükseltir.A confirmação da inscrição via e-mail expande o espaço de armazenamento até 15 GB.
Bu dökümanlar SCP'leri tanımlar ve onları güvenli şekilde saklamak için gerekli olan talimatları içerir.Estes documentos descrevem os SCPs e incluem instruções para mantê-los em segurança.
Premium kullanıcılara, dosya saklamak için 100 GB alan sunulur.Os usuários Premium recebem 100 GB de espaço para armazenar arquivos.
WorldCat, devlet ve özel kütüphanelerden gelen kayıtları saklamaktadır.O WorldCat alberga dados registos e fichas de mais de 71000 bibliotecas públicas e privadas de todo mundo.
Julia, uzun olduğunu hiç saklamayı denemedi.Jeter nunca negou ser gay.
Entrikacı bir çift çalınan paranın gizli önbelleğini saklamaya çalışır.Um detective particular tenta descobrir quem roubou 2 milhões em títulos.
Kın, kılıç ya da diğer kesici silahları tutmak, taşımak veya saklamak için kullanılan kılıftır.Uma bainha é um estojo para segurar ou proteger uma espada, faca ou outra grande lâmina.
Katil cesedi saklamak için ciddi çabalar sarf etmişti.Dead realmente queria parecer um cadáver.
HF-SbF5 bileşiklerini saklamak için yapılan konteynır ve kaplar PTFE'den üretilmektedir."Glaswerk" om HF-SbF5 in te bewaren of te laten reageren is van PTFE.
"Puro Saklamanın İncelikleri".Sigaren heb ik weggegooid.’
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.In het zevende seizoen probeerden Grissom en Sara hun relatie verborgen te houden voor hun collega’s.
Saklama ve koruma.Beveiliging en bewaking.
Julia, uzun olduğunu hiç saklamayı denemedi.Joe mag ook nooit achterhalen dat zij enige tijd schatrijk was.
4shared servisi, yalnızca yasal olan verileri saklamak için hesaplar sunar.Usługa 4shared polega na udzielaniu kont tylko do przechowywania legalnych danych.
Mine, ailesinin öz evladı değildir ve ailesi bunu ondan sır gibi saklamaktadır.Lecz ani syn, ani matka nie zdawali sobie sprawy, iż wyminęli się.
Hagrid Grawp'ı yasak ormanda saklamaktadır.Udali się z Hagridem do Zakazanego Lasu.
Odalar genellikle uyumak ve eşya veya malları saklamak üzere kullanılırdı.Na miejscu zazwyczaj zmuszano ich do zdjęcia ubrań oraz oddania dokumentów i przedmiotów osobistych.
Premium kullanıcılara, dosya saklamak için 100 GB alan sunulur.Posiadacze konta premium otrzymują 100 GB miejsca.
E-mail ile kayıt doğrulama, saklama alanını 15 GB’a yükseltir.Rejestracja konta podstawowego umożliwia przesłanie na nie 15 GB danych.
Her ikisi de bir saklama ve iletme mekanizması kullanımı ve push teknolojisi örnekleridir.Inny jest wreszcie sposób rozkładania i podział technologiczny obu broni.
Hassas cihazlar nakliyat, kullanım ve saklama süresince korunmalıdır.Karta charakterystyki musi być zawsze dostępna podczas ich transportu, używania i przechowywania.
Bir şey saklamana gerek yok.Nie musisz nic ukrywać.
Aragorn ayrıca bir müchevher kutusu bulmuştur ki bu da muhtemelen yüzüğü saklamak amacıyla yapılmıştır.Aragorn hittade också en kista som förmodligen Saruman hade tänkt skulle innehålla Ringen.
Beşincisi, nakli (hareketi) ve saklaması (ihtiyaç olana kadar tutulabilmesi) kolay olmalıdır.För det femte bör det vara enkelt att transportera och förvara.
Hiçbir zaman anti-komünist görüşlerini saklamadı.Sina antisemitiska åsikter dolde han inte.
WorldCat, devlet ve özel kütüphanelerden gelen kayıtları saklamaktadır.WorldCat зберігає записи з державних і приватних бібліотек в усьому світі.
Saklama kapasitesi 1.000 75.000 mesajlardan yükselmiştir.Кількість збережених SMS-повідомлення збільшено з 1,000 до 75,000.
Öngörüsünde, kendini içki içerken görür ve bunu eşinden saklamaya çalışır.Він також бачить, що знову почав уживати алкоголь, що й намагається приховати від дружини.
Doktor, kör olduğunu ("Oxygen") hâlâ Bill'den saklamaktadır.Oxhöft, зараз відома як Оксивє (пол.
Orta Çağ'da yiyecekleri saklama ve koruma yöntemleri hemen hemen antik dönemlerde olduğu gibiydi.В основному, що виробляли те й споживали, жили як за часів середньовіччя.
Fakat hocasını bu zor günlerinde saklamakta kararlıdır.Вона піклується про нього, намагаючись уберегти його у цей жахливий час.
Dolayısıyla, takip edilmekten kaçınmak için, kullanıcı cihazın MAC adresini saklamayı seçebilir.Таким чином, щоб уберегтися від відслідковування, користувач вимушений підмінити MAC-адресу пристрою.
Saklama ve koruma.Слід заповісти і захистити.
Aman kardeş gühahını saklamayıp derdini söyle.Брат дає пораду Мілошу бути обережним.
Ancak Procter & Gamble Avrupada markanın üretim ve satış haklarını kendisinde saklamakdadır.Procter & Gamble є одним з американських і світових лідерів у виробництві та продажу засобів жіночої гігієни.
Khwe dilindeki şaklamalı ses varlığı ise belirsizdir.Діалектна розчленовість чукотської мови незначна.
Tom bir şey saklamaya çalışıyor gibi görünüyor.Том, здається, намагається щось приховати.
Dolayısıyla, takip edilmekten kaçınmak için, kullanıcı cihazın MAC adresini saklamayı seçebilir.Proto, z důvodu zamezení sledování, se může uživatel rozhodnout, spoofnout MAC adresu svého zařízení.
Bu çok yönlü sanatçı aynı zamanda bir homoseksüeldi ve bunu hiç saklamadı.Bylo veřejným tajemstvím, že král je homosexuál a často se to ani nepokoušel skrývat.
4shared servisi, yalnızca yasal olan verileri saklamak için hesaplar sunar.4 zákona o pozemních komunikacích stanovit podrobnosti k péči vlastníka o místní komunikaci.
Araç bu rokete ait 10 adetlik tanksavar mühimmatını da saklamaktadır.Na svém účtě má také 11 ručně zničených nepřátelských tanků.
Ana madde: Friends (5. sezon) Sezon boyunca Monica ve Chandler ilişkilerini arkadaşlarından saklamaya çalışır.În sezonul cinci, Chandler și Monica încearcă să-și țină secretă relația.
Dergideki stajyerlerden biri olan J. M. Johnston bu el yazmasını alıp saklaması için babasına verdi.Un ucenic de la birou, J. M. Johnston, l-a găsit și l-a lăsat tatălui său pentru păstrare.
Hiçbir zaman anti-komünist görüşlerini saklamadı.El n-a putut fi câștigat de seducțiile comuniste sub nici o formă.
Kimlik belgesi, kimlik doğrulama, veri saklama ve uygulama işleme sağlayabilirler.Va fi anchetat, avertizat, i se va crea Dosar de Urmărire Informativă...
Bu tür PROM’lar programları kalıcı olarak saklamakta kullanılır.Acest fel de circuit este folosit pentru stocarea permanentă a unui program.
Sonuç olarak Danny hayatını okul arkadaşlarından, öğretmenlerinden ve ailesinden saklamaktadır.Danny próbálja kilétét eltitkolni az osztálytársai, tanárai és családja elől.
Bu tür PROM’lar programları kalıcı olarak saklamakta kullanılır.Az ilyen PROM-okat arra használják, hogy hosszú távon is megőrizzék a programokat.
Kasaba sanki büyük bir sırrı saklamak uğruna bütün haritalardan silinmiş gibidir.Mintha a falut letörölték volna az összes térképről, pontosan azért, hogy egy titkot megóvjanak.
Jerry erkek olduğunu saklamak zorunda olduğundan durumu idare eder.Jerry örömmel viseli gondját, ha baja esik.