A nın determinantı -- kofaktör matrisini saklamamın bir nedeni vardı-- A nın determinantı eşittir--그러니까 A의 행렬식은 -- 이 여인수 행렬은 이유가 있어서 남겨두는 거예요 -- A의 행렬식은 이렇게 대각선으로 가면 --
A nın determinantı -- kofaktör matrisini saklamamın bir nedeni vardı-- A nın determinantı eşittir--Determinant A-- a nechal jsem si tu matici doplňků-- determinant A je...
A nın determinantı -- kofaktör matrisini saklamamın bir nedeni vardı-- A nın determinantı eşittir--Entonces sigues alternando, más, menos.
A nın determinantı -- kofaktör matrisini saklamamın bir nedeni vardı-- A nın determinantı eşittir--محدد a --وسأبقي مصفوفة العوامل المساعدة هنا لسبب ما-- محدد a -اذا
A nın determinantı -- kofaktör matrisini saklamamın bir nedeni vardı-- A nın determinantı eşittir--余因子行列はわけあって、ここに残してます Aの行列式は、 -- 実際には、どの行でも行けますが、
Annem bana dedi ki... ...kimseye anlatamayacağı bir sırrı varmış. Ama artık saklamak istemiyormuş.Elle m'a dit qu'elle avait un secret qu'elle ne devrait dire à personne, mais qu'elle ne voulait plus cacher.
Arama ihtimaline karşı çok iyi bir yere saklamalısın.Ouais, Georg a raison. Juste démonter le siège arrière et cacher ton neveu en dessous.
Arama ihtimaline karşı çok iyi bir yere saklamalısın.إنها لطيفة جدا من كل الجوانب
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Aika on etsiä ja aika kadottaa. Aika on säilyttää ja aika viskata pois.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.å søke har sin tid og å tape har sin tid; å gjemme har sin tid og å kaste bort har sin tid;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.čas hľadaniu a čas trateniu, čas chráneniu a čas odhadzovaniu,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Čas hledání a čas ztracení, čas chování a čas zavržení;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.čas iskanja in čas izgubljanja, čas spravljanja in čas zametanja,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.có kỳ tìm , và có kỳ mất ; có kỳ giữ lấy , và có kỳ ném bỏ ;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.có kỳ tìm, và có kỳ mất; có kỳ giữ lấy, và có kỳ ném bỏ;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Czas szukania, i czas stracenia; czas chowania, i czas odrzucenia;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.eje [van] a keresésnek és ideje a vesztésnek; ideje a megõrzésnek és ideje az eldobásnak.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.찾을 때가 있고 잃을 때가 있으며 지킬 때가 있고 버릴 때가 있으며
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Söka upp har sin tid, och tappa bort har sin tid. Förvara har sin tid, och kasta bort har sin tid.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.suchen und verlieren, behalten und wegwerfen,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.tempo de buscar, e tempo de perder; tempo de guardar, e tempo de deitar fora;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Tid til at søge og Tid til at miste, Tid til at gemme og Tid til at bortkaste,
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.tiempo de buscar y tiempo de perder; tiempo de guardar y tiempo de arrojar
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Un tempo per cercare e un tempo per perdere, un tempo per serbare e un tempo per buttar via
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.un temps pour chercher, et un temps pour perdre; un temps pour garder, et un temps pour jeter;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.καιρος του αποκτησαι και καιρος του απολεσαι καιρος του φυλαττειν και καιρος του ριπτειν
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.Време за търсене, и време за изгубване; Време за пазене, и време за хвърляне;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.время искать, и время терять; время сберегать, ивремя бросать;
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.עת לבקש ועת לאבד עת לשמור ועת להשליך׃
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.للكسب وقت وللخسارة وقت. للصيانة وقت وللطرح وقت.
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.尋 找 有 時 、 失 落 有 時 . 保 守 有 時 、 捨 棄 有 時
Aramanın zamanı var, vazgeçmenin zamanı var. Saklamanın zamanı var, atmanın zamanı var.尋找 有 時 、 失落 有 時 . 保守 有 時 、 捨棄 有 時
Artık sır saklamak yok, ha?- Ça va être épatant !
Artık sır saklamak yok, ha?Geen geheimen meer nu, he?
Artık sır saklamak yok, ha?Jetzt sind wir echte Freunde. Keine Geheimnisse mehr, nicht wahr?
Artık sır saklamak yok, ha?Most vagyunk haverok. Nincs több titok, mi?
Artık sır saklamak yok, ha?Nici un secret mai mult acum, huh?
Artık sır saklamak yok, ha?Nič več skrivnosti zdaj, huh?
Artık sır saklamak yok, ha?Už žádné tajnosti, co?
Artık sır saklamak yok, ha?Няма повече тайни сега, нали?
Artık sır saklamak yok, ha?مثيرة للاهتمام.
Artık sır saklamak yok, ha?それはすばらしいアイディアだ、と言う。
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?De fapt, Ha Ni si Seung Jo.... nu stii ca ei incearca sa ascunda ceva de noi?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Egentligen, Ha Ni och Seung Jo....du vet inte att dom försöker gömma nåt från oss gör du?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Eigenlijk, Ha Ni en Seung Jo... je weet niet dat ze iets proberen te verbergen voor ons. Of wel?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?En fait, Ha Ni et Seung Jo... vous l'ignorez, mais ils essaient de nous cacher quelque chose.
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Ha Ni und Seung Jo.... versuchen etwas vor uns zu verheimlichen, weißst du?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?In realtà, Ha Ni e Seung Jo.. non sapevi che stano cercando di nasconderci qualcosa?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Sebenarnya, Ha Ni dan Seung Jo.. kamu tak tahu kan kalau mereka sedang menyembunyikan sesuatu dari kita?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Thật ra, Ha Ni và Seung Jo...
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?V skutočnosti, Ha Ni a Seung Jo... nevieš, že pred nami niečo skrývajú?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?W rzeczywistości Ha Ni i Seung Jo... nie wiesz, że próbują coś przed nami ukryć?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Βασικά, η Χα Νι και ο Σουνγκ Τζο...δεν ξέρεις οτι προσπαθούν να μας κρύψουν κάτι;
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?Вообще-то, Ха Ни и Сын Чжо...ты не знаешь, что они что-то скрывают от нас?
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?في الحقيقه ها ني و سيونغ جو .. انت لا تعرف ذلك هما يحاولان ان يخفيا شي ما عنا هل تعلم ؟
Aslında Ha Ni ve Seung Jo'nun .....bizden bir şeyler saklamaya çalıştıklarının farkında değil misin?えっ?騙す?
Astral Seyahat konusuna şimdi girmek isterdim ama bu konuyu sonraya saklamamız gerekiyor.Mimo, że bardzo chcę już przejść do podróży astralnych, musimy zostawić to na potem.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Kita menipu untuk meraih keuntungan dan menyembunyikan kelemahan kita.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Klameme, aby sme získali výhodu a aby sme zakryli svoje slabiny.
Avantaj kazanmak için yanıltırız, ve zayıflıklarımızı saklamak için.Nós enganamos para ganhar vantagem e para esconder as nossas fraquezas.