Neden o bu kadar sakin oluyor?Why is she being so quiet?
Sakin ol, patron sensin.Keep calm, you're the boss.
Tom Mary'yi sakinleştirmeye çalıştı ama o ağlamaya devam etti.Tom tried to comfort Mary, but she kept crying.
Sakin olmalıyım.I must be calm.
Sadece sakin kalmam gerekiyor.I just need to stay calm.
Her şey tekrar sakin.All is quiet again.
Hadi sakin olalım ve durumu hesaba katalım.Let's be calm and consider the situation.
Sanırım Tom sakinleşti.I think Tom has calmed down.
Bir içkinin beni sakinleştirmeye yardımcı olacağını düşünüyorum.I think a drink would help me calm down.
Bence hepimiz sakinleşmeliyiz.I think we need to all calm down.
Herkesin sakin olmaya çalışması gerektiğini düşünüyorum.I think everybody should try to calm down.
Bir kadeh şarabın sinirlerimi sakinleştirmeme yardımcı olacağını düşünüyorum.I think a glass of wine would help me calm my nerves.
Evin garip bir şekilde sakin görünüyordu.The house seemed strangely quiet.
Oldukça sakindim.I was quite calm.
Neden sakin olamıyorsun?Why can't you be quiet?
Neden herkes bu kadar sakin?Why is everyone so quiet?
Tom neden çok sakin davranıyor.Why is Tom being so quiet?
Sakin olmak zorundasın.You have to calm down.
Para beni endişelendirmez. Beni sakinleştirir.Money doesn't worry me. It calms me.
Para beni heyecanlandırmıyor. Beni sakinleştiriyor.Money doesn't excite me. It calms me.
Ben sadece seninle sakince konuşmak istiyorum.I only wish to speak with you calmly.
Nasıl bu kadar sakin kalıyorsun?How do you stay so calm?
Sakin kalmak zorundayım.I have to stay calm.
Sakin kalmak zor.It's hard to stay calm.
Bu kasabanın sakinleri çok dindar ve vatansever insanlar.The residents of this town are deeply religious and patriotic people.
Yerel sakinler şok içinde.Local residents are in a state of shock.
Tom kent sakinlerini bir milis oluşturmaya çağırdı.Tom urged the residents of the town to form a militia.
Onlar onu sakinleştirdiler.They have him sedated.
Ona bir sakinleştirici verdim.I gave her a sedative.
Ona hafif bir sakinleştirici verdim.I gave her a mild sedative.
Doktor ona bir sakinleştirici verdi.The doctor gave him a sedative.
Çok sakin olmak zorundasın.You have to be very calm.
Dan köpeğini sakinleştirmeye çalışıyordu.Dan was trying to calm his dog.
Lütfen tamamen sakin kal.Please remain perfectly still.
Pekala, sakinleşelim.All right, let's settle down.
Tamam arkadaşlar, sakin olun.All right, everyone, remain calm.
Oturup sakince tartışalım.Let's sit down and discuss it calmly.
Tom sakinleşti mi?Has Tom calmed down?
Sakin ol. Sorun nedir?Calm down. What's the problem?
Sakin bir yerde uyu.Sleep in a quiet place.
O ilaç hastayı sakinleştirdi.That medication calmed the patient.
Babam sakin bir adamdır.My father is a silent person.
Sakinleşmeye çalış.Try to calm down.
Biz sakinleştik.We calmed down.
Mary'nin sakinleşmesi gerek.Mary needs to be tranquilised.
Sınıftaki herkes sakin.Everyone in the class is calm.
Görece sakindi.It was relatively quiet.
Garip biçimde sakin hissettim.I felt strangely calm.
Tom'a sakin olmasını söyledim.I told Tom to calm down.
Tom'un sakin olması gerekiyor.Tom needs to chill.
Yolcular sakin kaldılar.The passengers remained calm.
Tom ve Mary Boston'un uzun süreli sakinleri.Tom and Mary are longtime residents of Boston.
Tom ve Mary uzun süreli sakinlerdir.Tom and Mary are longtime residents.
Herkes oldukça sakin görünüyordu.Everybody seemed pretty calm.
Sakinleştirici etkisini gösteriyor.The sedative is taking effect.
Ben huzur ve sakinliği severim.I love peace and quiet.
Bu yerde, sakinlerden daha fazla kurbağa var.This place has more frogs than residents.
Sakin ol. Eğlenceli olması gerekiyor.Relax. It's supposed to be fun.
Giriş, sakinler için ücretsizdir.Admission is free for residents.
Konuşabilmemiz için sakin bir yere gidelim.Let's go somewhere quiet so we can talk.