Sakinleşmem ve kendime gelmem gerekiyor.I need to calm down and snap out of it.
Tom sakin ve aklı başındaydı.Tom was calm and collected.
Tom sakinleşmeli.Tom needs to calm down.
Sen sakin bir adamsın.You are a calm man.
Birçok Boston sakini belediye başkanının planına karşı çıkıyor.Many Boston residents oppose the mayor's plan.
Odadaki herkes çok sakinleşti.Everybody in the room got very quiet.
Evlenmelisin ve sakinleşmelisin.You should get married and settle down.
Tom kendini sakinleştiremediği için odasında dolanıyordu.Tom was pacing in his room, unable to calm himself down.
Tom artık sakin.Tom is calm now.
Bu orman sakin ve huzurlu.This forest is quiet and peaceful.
Ben seni sakinleştirmiyorum.I'm not calming you down.
Oldukça sakin bir gün geçirdik.We had a pretty quiet day.
Gazze Şeridi'nin sakinleri kirli su içer.The residents of the Gaza Strip drink polluted water.
Tom baskı altında sakindi.Tom was calm under pressure.
Orman çok sakindi.The forest was very tranquil.
Bu bir sakinleştirici.This is a downer.
Bu bölge sakinlerinin çoğu balıkçı.Many of the inhabitants of this region are fishermen.
Bu bölge sakinlerinin çoğu çiftçi.Many of the inhabitants of this region are farmers.
Bu bölge sakinlerinin çoğu denizci.Many of the inhabitants of this region are sailors.
O her zaman çok sakin ve rahat.She's always very calm and relaxed.
Tom gerçekten sakin.Tom is really quiet.
Tom sakin bir adam.Tom is a quiet guy.
Sakinleri ayrıldıktan sonra, ev boştu.After the residents leave, the house is empty.
Sakin olun ve gitmeye devam edin.Stay calm and keep going.
Sakin ol ve gitmeye devam et.Stay cool and keep going.
Bu çok sakin bir semtti.This used to be a very quiet neighborhood.
Herkesin çok sakin kalmasını istiyorum.I want everyone to remain very calm.
Herkesin sakin kalmasını istiyorum.I want everyone to remain calm.
Tom bir Boston sakinidir.Tom is a resident of Boston.
Son birkaç yıldır yaşadığımız göreceli sakinlik aldatıcıdır.The relative calm that we've experienced in the last few years is deceptive.
Yeni binanın birçok boş dairesi ve birkaç sakini vardır.The new building has many empty apartments and few residents.
Ben buna sakin biçimde bakamıyorum.I can't look at this calmly.
O sakin, bir karıncayı bile incitemez.She's sedated, she could not hurt a fly.
"Lisede nasıldın?" "Ben sakindim ama gerçekten kimyada iyiydim."What were you like in high school?" "I was quiet but really good at chemistry."
O son derece sinirli, asla sakin değil.She's terribly nervous, never calm.
Sakin ol, Tom.Chill out, Tom.
Bu konuda konuşurken sakin olamam.I can't be calm while talking about this.
Bunun hakkında konuşurken sakin olamam.I can't be calm while talking about this.
Bununla ilgili konuşurken sakin olamam.I can't be calm while talking about this.
Sakin olmalısınız ve kibirli yorumlarınızı bize göndermeyi bırakmalısınız.You should calm down and stop sending us your arrogant comments.
Onun hakkında sakin kafayla düşüneceğim.I'll keep an open mind about it.
Mary, sakin ol. Kızmak zararlıdır.Mary, come down. It is harmful to get angry.
Tom durumu sakinleştirmeye çalıştı.Tom tried to defuse the situation.
Tom, Mary'yi sakin tutmaya çalışıyor.Tom is trying to keep Mary calm.
Tom'un tepkisi çok sakindi.Tom's reaction was very calm.
Tom sakinliğini hiç kaybetmedi.Tom never lost his composure.
Çok sakin bir topluluk.It's a very quiet community.
Birçok sakin öfkeliydi.Many residents were angry.
Sakin ol biraz Tom.Take it down a notch, Tom.
Sakin olalım, millet.Let's stay calm, people.
Aslında oldukça sakinim.I'm actually quite calm.
Sakin olmam lazım.I need to stay calm.
Sakin kalmam gerekiyor.I need to stay calm.
Sakin olun arkadaşlar.Calm down, guys.
Sakin olun beyler.Calm down, guys.
O tamamen sakin görünüyordu.She seemed perfectly calm.
Böylesine korkunç bir durumda nasıl bu kadar sakin kalabildin?How were you able to stay so calm in such a scary situation?
O koltuğa otur ve kendini sakinleştirmeye çalışSit down on that chair and try to calm yourself.
Sanırım çantamda biraz sakinleştirici var.I guess I have some tranquilizers in my bag.
Ona sakinleştirici verdin mi?Did you give her the tranquilizer?