Cargill, Springfield sakinlerine kasabanın yokedileceğini duyurur.Cargill aparece e diz ao povo da cidade que esta será destruída.
Sadece sakinleştirir.Tranquilizou-se.
Şu anda Lökbatan sakin bir dönem geçirmektedir.Atualmente a empresa passa por um período de consolidação.
Her zaman sessiz, sakin yaşamadır.Ficam quietos e em silêncio.
Bu yüzden deniz, kıyıda oldukça sakindir.Neste lado, o mar é um pouco mais calmo.
Annesi ve kardeşine göre daha sakin biridir.Ele é mais calmo e tranquilo em comparação a sua irmã.
Bu, Ezidi sakinlerinin toplu göçüne neden oldu.Tal atitude deixou o alto escalão global indignado.
Sakin ol.Te acalma.
Tom sakin bir şekilde durumla başedebildi.Tom lidou com a situação calmamente.
Sakin ol, her şey iyi olacak. Sakin olamıyorum."Fica calmo! Vai dar tudo certo!" "Não consigo ficar calmo."
Kurbanı sakin tutmaya çalışın.Stel het slachtoffer gerust.
Grönland bayrağı, Grönland sakini Thue Christiansen tarafından tasarlandı.De vlag van Groenland werd ontworpen door de Groenlander Thue Christiansen.
Armorica krallığına ulaştığında Kralı yendi ve binlerce sakinini öldürttü.Hij versloeg de koning van Armorica en doodde duizenden inwoners.
Ardından Lesnar sakinleştirildi.Vervolgens werd de zee rustig.
Emir etsin, yahut emre tâbi olsun bütün Mu sakinleri tek Tanrı'ya inanıyordu."Moet zich elk naar zijne overtuigingen of die van andere gedragen.'
Beni yemyeşil çayırlarda yatırır, Sakin suların kıyısına götürür.Hij doet mij neerliggen in grazige weiden; Hij voert mij zachtjes aan zeer stille wateren.
Çölün geleneksel sakinleri Nübyeliler'dir.De traditionele bewoners van de woestijn zijn de Beja.
Michael Sara'yı sakinleştirmeye çalışır.Michael probeert Freddy te kalmeren.
Her zaman sessiz, sakin yaşamadır.Je had nooit rust, echt rust bedoel ik.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Kinderen met kroep worden in het algemeen zo rustig mogelijk gehouden.
Köyün sakinleri bu silahlı yabancılardan endişelenir.De indianen van de stam zijn nieuwsgierig naar die blanke vreemdeling.
Bir süre sonra, sakinlik düştü.Daarna werd het een tijd rustig.
Bölge sakinleri tapınağın varlığını çok öncelerden beri biliyordu.Men wist al heel lang van het bestaan van deze tempels.
Oscar'ın aksine sakin ve sabırlı bir kişiliğe sahiptir.De Javapony heeft over het algemeen een rustig en geduldig karakter.
Çözüyoruz ancak sizin sakin olmanız lazım.Alles wat hij moet doen is zorgen dat het rustig blijft...
Kentin 80.000 sakininin yaklaşık 70.000'inin bu yangında evini kaybettiği sanılmaktadır.Naar schatting heeft het 70.000 van de 80.000 huizen in de City verwoest.
Köyün ilk sakinleri hakkında fazla bir bilgi yoktur.Er is weinig bekend over de eerste bewoners van de rots.
1900 yılında kasabanın sadece 40 sakini vardı, ama 2006 yılına kadar nüfus 6000'e tırmanmıştır.In 1900 had de plaats 40 inwoners, terwijl dit in 2006 was opgelopen tot de 6.000.
Çözümleyici, korkunç durumlarda bile sakin kalabilen birisidir.Ze is een koppige en zelfstandige vrouw, die zich makkelijk staande kan houden in lastige situaties.
Persse çok utanmıştır ama Lily ona sakinleştirir.Hij voelt zich tot haar aangetrokken, maar Harriet houdt hem af.
15 Ağustos 1519'da Pedro Arias Dávila ve 100 sakin tarafından bir bölgede bir yerleşim kuruldu.De stad werd gesticht op 15 augustus 1519 door Pedro Arias Dávila.
Genellikle alçak, sakin ve kendinden emin bir şekilde konuşur.Meestal is hij zeer kalm en welbespraakt.
Cargill, Springfield sakinlerine kasabanın yokedileceğini duyurur.Daar kondigt Cargill aan dat de stad zal worden vernietigd.
Beyaz aslanlar, normalde oldukça sakindirler.Gorilla's zijn onder normale omstandigheden juist kalm.
Annesi kâbus gördüğünü söyler ve onu sakinleştirmeye çalışır.Ze zegt dat haar moeder haar wil opsluiten en geprobeerd heeft haar te vergassen.
Birtakım sakinler de genç aktivistlerin ajan olabileceklerinden şüpheliydiler.Lehman heeft wel betwijfeld of dit ook voor de jonge dieren zou lukken.
Dirac arkadaşları arasında sakin ve titiz kişiliği ile tanınırdı.Dirac stond er bij zijn collega's om bekend zeer precies en stilzwijgend te zijn.
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )(Op het thuisfront is alles immers rustig).
Semt sakinlerine eğitsel, sosyal ve psikolojik destek sağlamak amacı ile çalışmalar yürütmektedir.Dat proberen zij te bereiken door zich op materieel, sociaal en geestelijk terrein hulp te bieden.
1 Şubat 2005 tarihinde sakinlerin geri dönmelerine izin verilmiştir.Op 5 februari 1995 kunnen de inwoners terugkeren.
Bu yüzden işgali sakin ve çaresiz karşıladılar.De begroeting was rustig en hartelijk.
Sakin bir balıktır.Het zijn erg rustige vissen.
Köy sakinleri 1960'lı yıllara kadar tütün ekimi ile meşgul oldular.De buurtschap heeft tot in de jaren 1960 een tabakszaak gehad.
Sakindir,havası hoştur.Hierdoor ligt het beschut en is het klimaat er aangenaam.
Gölün kendi suyu ise hep sakindir.Zo blijft het water van het meer helder.
Sakin bir doğası vardır.Het is een rustig eiland.
Burada ekip üyeleri arasında tartışmalar çıkar ama sakinleşmeyi bilirler.In het peloton is een valpartij, maar de betrokkenen kunnen hun weg vervolgen.
Kendi yerli sakinleri olan Nenets dilinde, "Yamal" "Dünyanın Sonu" anlamına gelir.In de taal van de Micmac-Indianen betekent gaspeg "het einde van de wereld".
Köyün Drama kökenli sakinleri mübâdillerdir.Het leven van de oude mensen in de dorpen vinden ze saai.
Bazı Kokomo şehri sakinleri bu filmin haksız yere yerel halkı genel olarak kötülediğini dile getirdiler.Sommige inwoners van Grimsby waren boos dat de film hun stad voorstelt als totaal verloederd.
Lazistan sakinleri kıyıda toplanır ve denizde yüzerler.Gelukkig zien ze land en zwemmen naar de kust.
Alışveriş caddeleri, iş günlerinde çok sakindir.Winkelstraten zijn zeer rustig op werkdagen.
Sakin olalım.Laten we rustig zijn.
Adanın sakinleri büyük ve güçlüdür.De inwoners van het eiland zijn groot en sterk.
Bükreş'in 2,1 milyon sakini vardır.Boekarest heeft een inwoneraantal van 2,1 miljoen.
Bunun için bölge sakinleri belediyeye temizlik vergisi öderler.Hiervoor betalen inwoners aan de gemeente reinigingsbelasting.
Sonuç olarak İsrail-Mısır sınırı bir süre sakin kaldı.W efekcie, granica izraelsko-egipska pozostała przez pewien czas spokojna.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Dzieci chorujące na krup powinny być w miarę możliwości uspokajane.
15 Ağustos 1519'da Pedro Arias Dávila ve 100 sakin tarafından bir bölgede bir yerleşim kuruldu.Miasto zostało założone 15 sierpnia 1519 przez Pedro Arias Dávilę i stu hiszpańskich osadników.
Sakin bir balıktır.Spokojna ryba.