sakınca ile cümle

sakınca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?¿Le importaría si viniera de vez en cuando a verle trabajar?
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?Må jeg komme forbi indimellem og se, når du arbejder?
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?Mogę przychodzić czasem popatrzeć, jak pan pracuje?
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?Poderei vir cá de vez em quando, para o ver trabalhar?
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?Voisinko tulla joskus seuraamaan teidän työskentelyänne?
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?Μπορώ να έρχομαι να σας βλέπω να δουλεύετε;
Arada bir gelip çalışmanızı izlememde sakınca var mı?А можно мне изредка приходить и наблюдать, как вы работаете?
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Hvis det er for at se barnet, - - må du gerne komme.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Jak wpadniesz czasem zobaczyć mojego wnuka, będzie w porządku.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Jos tulette joskus katsomaan lastenlastani, se kyllä sopii.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.No me importaría que vinieras de vez en cuando a ver a mi nieto.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Om du kommer hit för att titta på barnet- -så går det bra.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Se dovessi venire a trovare il mio nipotino, allora va bene.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Se viesse de vez em quando para ver o meu neto, não haveria problema.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Αν θες να έρχεσαι να βλέπεις και το εγγόνι μου, δεν θα είχα πρόβλημα.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Если будешь изредка приходить к моему внуку, тогда можно.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Kami lebih suka tinggal di sini, jika kau tak keberatan.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Mi inkább itt maradnánk, ha nem zavar...
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Preferimos quedar aquí, si no le molesta.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Vi stannar hellre här, om det inte gör nåt.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Vi vil hellere blive her, hvis det ikke gør noget.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.We blijven liever hier als je het niet erg vindt.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Θα προτιμούσα να μείνω εδώ, αν δεν σας πειράζει.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Предпочитам да остана тук, ако нямате нищо против.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.Предпочитаме да останем тук, ако не възразявате.
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.,עדיף שנישאר כאן .אם לא אכפת לך
Biz burada kalmaz istiyoruz sizin için sakıncası yoksa.سنفضل البقاء هنا لو لم تمانع
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Dat slaat nergens op, omdat je ook ziet dat onvruchtbare mensen gewoon mogen trouwen.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Detta verkar inte särskilt vettigt eftersom även andra personer som inte kan få barn får gifta sig.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Dette giver ikke meget mening, da andre mennesker, der ikke længere kan reproducere får lov til at blive gift.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Dieu nay that su chang co y nghia boi le cung co nhung nguoi khong co kha nang sinh san duoc phep cuoi nhau.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Ez nem nagyon értelmes, mert más ember is házasodhat, aki szaporodásra nem képes.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Kar pa je nesmisel, saj je poroka dovoljena mnogim ljudem, ki sicer niso zmožni imeti otrok.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.하지만 이는 타당하지 않다. 왜냐햐면 출산을 할 수 없는 사람들도 결혼을 할 수 있기 때문이다.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Nie ma to zbytniego sensu, ponieważ jak widać również osoby niezdolne do dalszego rozmnażania mogą się pobrać.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Non ha molto senso, perché anche alle persone che non sono in grado di riprodursi è permesso sposarsi.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Tässä ei ole järkeä koska myös muut ihmiset, jotka eivät pysty lisääntymään saavat mennä naimisiin.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Tidak bisa dimengerti karena orang lain yang tidak bisa berproduksi diperbolehkan untuk menikah.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.To ale nedává smysl, protože to vypadá, jako by se i ostatní lidé schopni reprodukce museli vzít.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.To ale nedává zmysel, pretože to vypadá, ako by sa aj ostatní ľudia schopní reprodukcie museli vziať.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.Αυτό δεν έχει πολύ νόημα αφού και άλλοι άνθρωποι Που δεν είναι ικανοί να αναπαραχθούν μπορούν να παντρευτούν
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.فإنه لا معنى كبير لأن الآخرين ليسوا قادرين على استنساخ يمكن أن تتزوج.
Bu çok mantıklı değil, çünkü kısır insanların evlenmesi için hiçbir sakınca göstermiyorlar.例えば50歳の女性が結婚したところで、それを問題視する人々はいません。
Bu sakıncalı bir yetenek.Es una habilidad poco conveniente.
Bu sakıncalı bir yetenek.É uma inconveniente capacidade.
Bu sakıncalı bir yetenek.È un'abilità sconveniente.
Bu sakıncalı bir yetenek. Ortadan kaldırmalıyım.Det är en obekväm förmåga som jag måste eliminera.
Bu sakıncalı bir yetenek. Ortadan kaldırmalıyım.Det er en ubekvem evne, som jeg må eliminere.
Bu sakıncalı bir yetenek.Sepä harmillinen kyky.
Bu sakıncalı bir yetenek.To niewygodna umiejętność.
Bu sakıncalı bir yetenek.Ενοχλητική ιδιότητα.
Bu sakıncalı bir yetenek.Это очень некстати.
- Çok güzelmiş, bunu soba için kullanırız. - Sakıncası yoksa onu geri vermeni istiyorum.Kami taruh di atas kompor./ Berikan padaku.
- Çok güzelmiş, bunu soba için kullanırız. - Sakıncası yoksa onu geri vermeni istiyorum.- Vi lägger den vid ugnen.
- Çok güzelmiş, bunu soba için kullanırız. - Sakıncası yoksa onu geri vermeni istiyorum..יפה, עם זה נדליק את התנור .החזר לי את זה -
- Çok güzelmiş, bunu soba için kullanırız. - Sakıncası yoksa onu geri vermeni istiyorum.ممتاز . سنشعل الفرن بها - يجب أن أستعيدها لو لم تمانع -
Dedi ki, "Evet, ama sakıncası yoksa önce yemeğimi bitirmek istiyorum."A ona: "Chętnie, ale po obiedzie".
Dedi ki, "Evet, ama sakıncası yoksa önce yemeğimi bitirmek istiyorum."A ona odpovedala, "Hej, ale radšej by som najskôr dojedla ak vám to nevadí."
Dedi ki, "Evet, ama sakıncası yoksa önce yemeğimi bitirmek istiyorum."A ona odpověděla: "jo, ale radši bych nejdříve dojedla, pokud vám to nevadí."
Dedi ki, "Evet, ama sakıncası yoksa önce yemeğimi bitirmek istiyorum."Azt felelte: "Igen, de ha lehet, előbb inkább befejezném az ebédemet."
İlgili Sayfalar