sahte ile cümle
sahte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Örneğin, 2008'in sonuna kadar bir MD5 çakışma kullanılarak sahte SSL sertifikaları üretmek mümkündü.2008년 12월에는 MD5의 결함을 이용해 SSL 인증서를 변조하는 것이 가능하다는 것이 발표되었다.
Ödüllerinin hepsi sahtedir.고윳값이 모두 양수이다.
Ayrıca Komedyenler Sahte gazeteciler skeçi oyununu yapmıştır.또한 혼성 그룹 코요태의 빽가가 쇼케이스의 사진 기자를 맡아 화제가 되었다.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.즉 불평등하게 교환하였다.
Makinisti sahte bir telefon görüşmesi yapmaya zorlar.무선전화(無線電話)는 전화선이 없는 전화기를 말한다.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.실험은 실제 장기복역자의 조언을 통해 스탠퍼드 대학교 심리학부 건물 지하에 만들어진 모의 감옥에서 시행되었다.
Namaz kılmak için seccade istediler ve bazı üst düzey donanma görevlilerine sahte onur nişaneleri verdiler.그들은 새어머니와 결혼하는 것 역시도 비난하였고, 그러한 자를 자이잔 (dhaizan)이라 불렀다.
Sahtekar: Öldüreceğiniz kişinin kılığına bürünün.허름한 옷만을 입고 속인의 옷을 입는 자에게 죄를 줄 것.
Yüzünde boyadan yapılmış bir sahte yara vardır.얼굴에 십자 모양의 상처가 있다.
Cipin plakasının sahte olduğu anlaşıldı.수록시 제목이 잘못 기재된 것으로 추측됨.
Sol alttaki imza sahtedir.우측 그림의 것은 불동이다.
Genellikle bu türlü nedensellikden doğmayan yakın ilişkiye sahte korelasyon adı verilmektedir.이러한 까닭에 편두통이 있는 출산기 여성에게는 일반적으로 권장되지 않는다.
İşte sahte korelasyon üçüncü halde ortaya çıkar.문양에 한국적인 특징이 나타나는 시기는 삼국시대부터이다.
Bayram ise sahte akrabalarının gerçek yüzünü anlamıştır ve mirası onlara vermemeye kararlıdır.귀실집사는 백제의 왕족으로 부여복신의 근친자라고 생각되지만, 정확한 가계는 알려져 있지 않다.
Orayı "sahte" ve "plastikten yapılsa bile yeterince sert" olarak tanımlar.היא מתארת אותה כ"מזויפת" ואפילו "לא מספיק חזקה כדי להיות עשויה מפלסטיק".
Cipin plakasının sahte olduğu anlaşıldı.בסופו של דבר, מתגלה כי הפסלון מזויף.
Taşların içinde iki adet sahte okey taşı da vardır.גם על כתפות האפוד שובצו שתי אבני שוהם.
Aralık 2008'de bir grup araştırmacı bu tekniği sahte SSL sertifikası üretmek için kullandı.בדצמבר 2008 קבוצת חוקרים השתמשה בטכניקות שהתגלו כדי לזייף תעודת מפתח ציבורי בתוך מספר שעות.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.נפתחה חקירת מצ"ח.
Sol alttaki imza sahtedir.את הספרה הראשונה משמאל נעתיק.
Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.תוך זמן קצר נתגלה שהיומנים הם זיוף מגושם.
Haritanın 20. yüzyılda hazırlanan sahte bir harita olduğuna dair şüpheler bulunmaktadır.המפה מייצגת ידע שנצבר בשנות ה-20 של המאה ה-16.
Günümüzde kayıtların çoğunun sahte olduğunu görünmektedir.היום ידוע שרבים מהמסמכים שהציג היו מזויפים.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.החליפה אותו בתפקיד נועה סתת.
Çoğu da sahtedir zaten sattıkları mücevherlerin.לאחר מכן, הצטמצמו מאוד כמויות העץ שנמכרו.
Mach yansıması, kararlı, sahte kararlı ve kararsız akışlarda var olabilir.השתקפות מאך יכולה להתקיים בתנועות יציבות, פסאודו-יציבות ובלתי-יציבות.
Filmin sahte olduğu kanıtlanamamıştır.עלילת הסרט אינה רציפה.
Aradan geçen yıllarda EP'nin birçok sahte kopyası da ortaya çıkmıştır.במהלך השנים הוקלטו ל"אמריקן פאי" גרסאות כיסוי רבות.
Harry ve Ron, sahtekâr olduğunu öğrendikleri ve kaçmayı planlayan Lockhart'ı bulurlar.אך הוא ואריק גרמו לדוידי לחשוב שגורי משוגע ולפטר אותו.
Bu nedenle yöneticileri sahtekârlık yapma gereği duydular.כתוצאה מכך נאלצו הגמדים להגיע להסכם.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.В противен случай би започнало криминално разследване.
Bu sahte istila planlarının bazı ayrıntıları bilerek sızdırıldı.Някои подробности за тези фалшиви планове за нашествие преднамерено са изпуснати.
Çoğu sahnede sahte kar kullanıldı.В повечето фабрики се използват бъчви от дъб.
Bu tür bağımlılıklara sahte bağımlılık denir.Такива типове се наричат зависими видове (dependent type).
Sonra dayısının zihnine sahte anılar koymuştur.Нечестиви мисли минали през главата му.
Radyo yayını bozma (İngilizce: radio jamming), Sahte sinyaller gönderilerek radyo yayınının bozulması.Радиото прекратява излъчване, защото губи правото да излъчва.
250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m.Инстанциите както на (σ1), така и на (σ2) са формално-аналитични изречения.
Bunlar nadir pullardı ve maalesef çok güzel sahteleri üretilmişti.Сградата е триетажна и е била украсена с изключително редки ценни стенописи.
David Thornton "rol" Earl Unger/dört sahtekarlardan biri.Там играе ролята на Спенсър Хейстингс, една от „лъжкините“.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Съществуват и съмнения, че резултатите са фалшифицирани.
Yüzünde boyadan yapılmış bir sahte yara vardır.Имат вертикално разположена изпъкнала кост на лицето си.
Çoğu sahnede sahte kar kullanıldı.U mnogim scenama je morao biti korišten lažni snijeg.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.Ispitanike je smjestio u lažni zatvor u podrumu zgrade odsjeka za psihologiju na sveučilištu Stanford.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.Službena je istraga počela.
Bu arada bu evliliğin düzmece, sahte bir evlilik olduğu suçlamalarıyla karşılaştılar.Ako su takvi motivi prisutni kod oba partnera, tada se govori o lažnom ili fiktivnom braku.
Sahte ballar şekerlenmez.Suhi listovi ne smiju imati peteljke.
Yani serbest piyasa “zorlama veya sahtekarlık” içermez.Filozofska sloboda nije puka apsolutna sloboda "spekuliranja", niti samovolja.
Davada müfettişlerin yaptığı incelemelerle paranın sahte belgelerle harcanmış gibi gösterildiği anlaşılmıştır.To je omogućavalo i otkrivanje krivotvoritelja, što se vidi iz sačuvane sudske dokumentacije.
Aslında koruma altında olan sahte bir heykeldir.Je to aj zákonom chránená rastlina.
Ana silahının yerine sahte bir top takılıydı.Pištoľ mala v svojej rukoväti pevnú nábojovú schránku.
İşte sahte korelasyon üçüncü halde ortaya çıkar.Logická chyba spočívajúca v tom, že sa v sylogizme zjavuje štvrtý termín.
Kendisinin bilinçli olarak vergi kaçırmak için sahtekarlık yaptığına inanmıyorum.Nerozpakovala sa pritom použiť aj podvod.
Fakat hangisinin gerçek, hangisinin sahte gözü olduğu bilinmemektedir.Dodnes nie je však jednoznačné, ktorá z verzií je pravdivá.
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.V bežnej prevádzke dosahoval Concorde zisky len občas.
Jason Jenks (diğer adıyla Jason Scott) orta yaşlı, sahte belgeler hazırlayan dolandırıcı bir avukattır.Jason Jenks (alias Jason Scott) je ponarejevalec pravnih dokumentov srednjih let.
Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.Ta sporočila so se kasneje izkazala za lažna.
Gerçekte, tüm gösterileri sahtedir.Vsi alarmi so se izkazali za lažne.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Po vsej verjetnosti, pa so bili ti dokumenti ponaredki.
Fakat hangisinin gerçek, hangisinin sahte gözü olduğu bilinmemektedir.Nemogoče je dokazati, katero mnenje je resnično.
Çoğu sahnede sahte kar kullanıldı.Listi so v večini primerov nameščeni spiralasto.