sahte ile cümle
sahte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak yine de gerçeğin karşıtı da; yani sahte ya da yanlış da değildir.Ez tehát egy olyan kijelentő mondat, amely se nem igaz, se nem hamis.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.Értéktelenebbnek tartott műveit elcserélte.
Günümüzde kayıtların çoğunun sahte olduğunu görünmektedir.Ezen kéziratok többségéről mára kiderült, hogy hamisítványok.
Martyrologium Hieronymianum adlı eser sahtedir.Niin kutsuttu Martyrologium sancti Hieronymi on epäaito.
Çoğu da sahtedir zaten sattıkları mücevherlerin.Ostajista monet olivat piensijoittajia, jotka myivät pian palstat edelleen.
Ödüllerinin hepsi sahtedir.Kaikki meduusat ovat petoja.
Biletler sahtedir ya da hiç teslim edilmez.Lehdet ovat korvakkeelliset tai korvakkeettomat.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.Vaakuna otettiin muuttamattomana Outokummun vaakunaksi.
Yine de sertifikaların sahtesi yapılabilir.Tuen paperihakemuksia voi yhä käyttää.
Statham bir süre sahte mallar satarak da para kazanıyordu.Anttila osti korujen tekemistä varten kultaa myymällä omaisuuttaan.
Sahte ballar şekerlenmez.Depottabletteja ei saa pureskella.
Mayınlar sahte çıkar.Mini metsätonttu.
Yüzünde boyadan yapılmış bir sahte yara vardır.Haava on ihossa oleva pintarikko.
Edna, sahte elmas taşlı siyah sigara kutusunu açar ve içinden bir sigara çıkartır.Nikke pukeutuu aina ruudulliseen sarkapukuun ja lippahattuun ja polttelee piippua.
Ripley, Greenleaf'in adına sahte bir intihar notu hazırlar ve Venidik'e taşınır.Ο Ρίπλεϊ πλαστογραφεί ένα σημείωμα αυτοκτονίας στο όνομα του Ντίκι και μετακομίζει στη Βενετία.
Çoğu sahnede sahte kar kullanıldı.Σε ορισμένες σκηνές, χρησιμοποιήθηκε τεχνητό χιόνι.
Bu geri alma süreci ya doğru bir anıyla ya da sahte bir anıyla sonuçlanır.Αυτή η διαδικασία ανάκτησης είτε οδηγεί σε μία πραγματική μνήμη είτε σε μία ψευδή μνήμη.
Bu sahte Paşa ise Mengone'dir.Έδρα του Δήμου είναι η Μύκονος.
Fegelein biraz nakit para ve sahte pasaport ile sivil elbiselerini giymişti.Στην Άνω Δρόπολη φορούσαν φακιόλι και μονέτρα.
Sahte anı, ilk olarak psikoloji öncülerinden Pierre Janet ve Sigmund Freud tarafından araştırıldı.Το φαινόμενο αρχικά ερευνήθηκε από τους πρωτοπόρους της ψυχολογίας Σίγκμουντ Φρόυντ και Πιερ Ζανέ.
Suetonius onu, describes him as ‘aşağılık ve sahtekar’ birisi olarak tasvir eder.Γι αυτό ο Αριστοφάνης αποκαλεί ως «πέρδικα» κάποιον πανούργο και δόλιο έμπορο.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.Τροποποιημένο Όριο μη Αποσυμπίεσης.
Bu nedenle kurban sahte paketleri normalde olduğu gibi yanıtlar.Π.χ. οι σχέσεις αντιστοιχίας για τις ομάδες αντιστοιχούν στις κανονικές υποομάδες.
Sahte şüpheler ve suçların ayıplanması; ihanetler ve aldatmalar olarak çok sık kullanılan konu öğeleridir.Λανθασμένες υποψίες και κατηγορίες είναι επίσης συχνά στοιχεία της πλοκής, όπως και η προδοσία.
Şeytandan aldığı paralar sahte çıkmıştır.Το έπαθλο του νικητή είναι χρηματικό.
Şu adam bir sahtekar.Εκείνος ο άντρας είναι ένας αγύρτης.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.Man satte da en efterforskning i gang.
Bart Simpson ürünlerinin başarısı, karaborsada sahte ürünlerin, özellikle tişörtler, üretilmesine neden oldu.Den succes Bart Simpson merchandise havde, inspirerede en hel linje af forfalskede varer, især T-shirts.
Ancak yine de gerçeğin karşıtı da; yani sahte ya da yanlış da değildir.Tænke selv: Intet er rigtigt eller forkert.
Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.Dette brev har senere vist sig at være forfalsket.
Ana silahının yerine sahte bir top takılıydı.Da lå hendes pistol under hovedpuden.
Eğer sahte ise neden 9 kere aynı şeyi yaptık" demiştir.Hvis bare den blev fjernet, kunne jeg foretage mig store ting." 9.
Kardinal daha sonra eserin sahte olduğunu öğrendi ve parasının geri verilmesini talep etti.Denne opdagede senere bedrageriet og krævede pengene tilbage.
Haritanın 20. yüzyılda hazırlanan sahte bir harita olduğuna dair şüpheler bulunmaktadır.Det regnes for et centralt værk i det 20. århundredes maleri.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Anklagemyndigheden har efterfølgende erklæret at dokumenterne var falske.
Norveç'te ve Manş Kanalı sahillerinde sahte hazırlıklar yapıldı.Disse simulerede forberedelser foregik i Norge, på Kanalkysten og i Storbritannien.
Sol alttaki imza sahtedir.En signatur er påført venstre side.
Araçlar ayrıca sahte banka çeki dolandırıcılığının bir parçası olarak da kullanılabilir.Retten kan også brukes som en del av en engelsk frokost.
Ancak yine de gerçeğin karşıtı da; yani sahte ya da yanlış da değildir.Det sies også at Māyā er verken ekte eller uekte, derav ubeskrivelig.
Piltdown Adamı, tarihteki en ünlü ve önemli sahteciliklerden biridir.Piltdown-forfalskningen er en av historiens mest berømte arkeologiske forfalskninger.
İşte sahte korelasyon üçüncü halde ortaya çıkar.Ingebrigtsen kom der på tredjeplass.
Mısır'da Rambam Yahudiliğini açıkça uyguladı fakat önceden din değiştirmiş olduğu için sahtecilikle suçlandı.Derfor er det stor sannsynlighet for at Jahve (יהוה) har stått her tidligere, men byttet ut.
Bu sürşarjlar olağanüstü ve yaygın şekilde sahtesini içeriyordu.Kom det fremmede varslet den skarpt og konsist.
Ama elindeki defter sahtedir.Fyret i bakgrunnen er Haugjegla fyr.
Blok zincirleri, sistemik riski ve finansal sahtekarlığı azaltma potansiyeline sahiptir.Blockchain memiliki potensi mengurangi risiko sistemik dan penipuan keuangan.
Böylece sahte peygamberleri meyvelerinden tanıyacaksınız."Dari perilakulah diketahui Nabi yang palsu dan Nabi yang benar.
Fakat hangisinin gerçek, hangisinin sahte gözü olduğu bilinmemektedir.Tidak diketahui catatan mana yang benar.
Sahte yanılsamalar bayağı yanılsamalardan çok daha karmaşıktır.Sayangnya jawaban-jawaban yang diusulkan lebih banyak salahnya daripada benarnya.
Kalpazanlık, paranın sahte kopyasını üretmektir.Lantas mereka menuduhnya telah membuat uang palsu.
Ancak yine de gerçeğin karşıtı da; yani sahte ya da yanlış da değildir.Yaitu true atau false (benar atau salah).
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Pemikiran para ulama ini bisa benar bisa salah.
Onlara elçilere uymalarını ve Rahman’dan başka sahte tanrılara tapmamalarını öğütledi.Tidak ada seorang nabi melainkan ia pernah memperingatkan kaumnya tentang masalah tersebut.
Çoğu da sahtedir zaten sattıkları mücevherlerin.Siapa sangka saat hendak dijual, semua perhiasan tersebut ternyata palsu.
Yüzünde boyadan yapılmış bir sahte yara vardır.Hal ini menghasilkan bekas luka di wajahnya.
Sahtekar: Öldüreceğiniz kişinin kılığına bürünün.Penanganan : Jauhkan alat/benda yang sudah dipakai penderita dari orang lain.
Sonradan bu günlüklerin sahte olduğu ortaya çıktı.Setelah itu, kehamilan tersebut ternyata sebuah pemberitahuan palsu.
Pelagornithidae: Sahte dişli kuşlar.Họ † Pelagornithidae: chim răng giả.
Deneylerden birinde katılımcılardan gerçek ve sahte intihar notlarını ayırt etmeleri istenmiştir.Trong một thí nghiệm, những người tham gia phải phân biệt giữa những lá thư tuyệt mệnh thật và giả.
Her bölüm, sahte yazar isimleriyle yazılmıştır.Có một số bài ghi mỗi tên tác giả.
Bu yetki sorunu 1500'lerin ortalarında Lorenzo Valla'nın sahte olduğunu kanıtladığı bir belge ile aşılmıştı.Vào thế kỉ 15, nhà ngữ văn Lorenzo Valla đã chứng minh rằng tài liệu này là giả mạo.