sahte ile cümle

sahte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sahte bir olayın ayrıntılarını hayal etmek, sahte anılar üretmemize neden olabilir.Уявлення деталей хибної події може сприяти утворенню хибних спогадів.
Deneylerden birinde katılımcılardan gerçek ve sahte intihar notlarını ayırt etmeleri istenmiştir.В одному з експериментів учасників просили розрізнити справжні та підроблені записки самогубців.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.Пізніше вирок замінено безстроковою каторгою.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.Імпровізовану в'язницю влаштували на базі кафедри психології Стенфорду.
Ödüllerinin hepsi sahtedir.Усі вкладення є добровільними.
Bunun için bir kadınla buluşması gerektiğini ve o kadının sahte pasaport vereceğini söyler.Він відповідає, що вибирає її і ця відповідь потішила літню жінку .
Bu destekler arasında pek çok RAF üyesine sahte kimlik verilmesi de vardı.Це означало, що в жінки було декілька фальшивих паспортів.
Bunun arkasından Macbeth, sahte bir öfkeyle, daha masumluklarını kanıtlayamamış uşakları öldürür.У фальшивому гніві Макбет вбиває прислугу, не даючи їй можливості виправдатися.
Bu ölçekte sahte rastgele fraktallik görülmez.Для кривого многовида ця властивість невірна.
Tommy sahte paralar ile Sonny'e olan borcunu ödemeyi planlanmaktadır.Томмі встигає надрукувати на друкарні фальшиві гроші, які він збирається віддати Сонні під виглядом справжніх.
Yüzünde boyadan yapılmış bir sahte yara vardır.Від рани на її обличчі залишається жахливий шрам.
Çoğu sahnede sahte kar kullanıldı.На кремнію виготовляють більшість інтегральних схем.
Holden`a göre aşağılık bir sahtekar.Чорновіл вважає Ющенка мерзотником.
Biraz sonra Don Pasquale'nin sözlüsü sahte "Safronia" gelir.Постановка «Тріумфуючий Дон Жуан» проходить при повному аншлазі.
Katil, ancak sahtekarlığı ortaya çıktıktan sonra yakalanabilmiştir.Після чергової крадіжки злочинниця була заарештована.
Sonra dayısının zihnine sahte anılar koymuştur.На зборах засновників обраний його головою.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.При цьому льотчики не помічали помилкових дій.
Onlar sahte.Вони фальшиві.
Bu elmas gerçek mi yoksa sahte mi?Цей діамант справжній чи фальшивий?
Tom sahte çek bozdurduğunu itiraf etti.Том визнав, що він підробив чек.
Yasal sözleşmeyi Bob'a imzalatan Alice, bu imzayı sahte sözleşmeye ekler.Poté co Bob podepsal správný kontrakt, Alice vezme podpis a připojí jej k falešnému kontraktu.
Şubat 2004'te, Alman polisi Crytek ofisine Sahte Ürün Kullanımı sebebiyle baskın yaptı.V únoru 2004 do kanceláří Cryteku vtrhla německá policie kvůli podezření z pirátství.
Bununla birlikte, bazen etkisizdir, çünkü bir MAC adresi sahte olabilir.Je to ovšem neefektivní způsob, protože MAC adresu lze jednoduše podvrhnout.
Ruh gerçek ve sonsuzdur; madde ise sahte ve geçicidir.Bůh, Duch je to skutečné a věčné, hmota je to neskutečné a dočasné).
Böylece, Bob'un sahte sözleşmeye imza koyduğu "kanıtlanmış" olur.Tento podpis poté prokazuje, že Bob podepsal falešný kontrakt.
Japon Tarih Ders Kitabı Tartışması Çin'de tarih sahteciliğine karşı ciddi protestolar gerçekleşti.Diskuse japonských učebnic v Číně vedla k hnutí proti narušení dějin v japonských učebnicích.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Vyvarujete se tak nedorozumění.
Ripley, Greenleaf'in adına sahte bir intihar notu hazırlar ve Venidik'e taşınır.Ripley je donucen napsat Dickieho jménem sebevražedný dopis na rozloučenou a přestěhuje se do Benátek.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.Bylo zahájeno rozsáhlé vyšetřování.
Cohiba (Esplendidos) dünyanın en fazla sahtesi yapılan purosudur.Cohiba je značka doutníků pocházející z Kuby, která paří k nejdražším na světě.
Jasper: Casper'ın sahtesidir.Wheen: Marxův Kapitál.
Belge imzalatmada ise, saldırgan var olan bir belge için kolaylıkla sahte bir imza üretemez.V případě podpisu dokumentu, nemůže útočník jednoduše padělat podpis z již existujícího dokumentu.
Katil, ancak sahtekarlığı ortaya çıktıktan sonra yakalanabilmiştir.Zloděj byl chycen, když se prozradil ukradenými cennostmi.
Ana silahının yerine sahte bir top takılıydı.Pistole měla ve své rukojeti pevnou nábojovou schránku.
Ama elindeki defter sahtedir.Nápis na jeho čtverhranném štítku je nečitelný.
Joseph Jean Mercier adına düzenlenmiş sahte pasaportla bu yolculuğu gerçekleştirir.Podaří se mu to s pomocí falešného cestovního pasu na jméno Josef Schwarz.
Ancak, gönderen adresi sahte olduğu için yanıt gelmez.Ten ale nikdy nedorazí, protože hlavička odesílatele byla zfalšována.
Hanratty'nin çoğu arkadaşı çek sahteciliğini ciddiye almaz ve çoğu zaman onunla dalga geçerler.Hanratty je často terčem posměchu ostatních agentů, kteří Frankovy podvody neberou vážně.
Filmde Los Angeles sahtelikler ve yapmacık insanlarla doludur.Dále hrál ve filmech Strach a hnus v Las Vegas a Skvělí chlapi.
Hindistan Hükümeti, bir blok zincirinin yardımıyla arazi sahtekarlığıyla savaşıyor.Guvernul din India se luptă cu frauda de terenuri cu ajutorul unui sistem blockchain.
Günümüzde kayıtların çoğunun sahte olduğunu görünmektedir.În zilele noastre, toate aceste afirmații sunt considerate false.
Amacı insanlara kendisinin bir sahtekâr olmadığını, gerçek bir dövüşçü olduğunu göstermektir.Pentru asta trebuie să dovedească un singur lucru, că este un adevărat erou.
Taç giydirilmesi sahte imparatorluk alametleriyle yapıldı.Fațada este decorată cu coroane în stil Empire.
Doğruluk: Eğer kanıtınız yanlış değil ise sahtekarlık yapmadan alıcıyı ikna edebilirsiniz.Cu alte cuvinte: Asta e adevărat pentru că dacă nu crezi, vei fi bătut.
Bir Sahtekârlık Hikayesi. Tarih ve Medeniyet.Este vorba de un amalgam de istorie și folclor.
Yine de sertifikaların sahtesi yapılabilir.Clientul poate de asemenea trimite un astfel de certificat.
Belge ne gerçek ne de sahte.Documentul nu este nici autentic, nici falsificat.
Amazon'daki birçok tüketici yorumu sahtedir.Multe comentarii ale consumatorilor de pe Amazon sunt false.
Bu tabloyu satın alma; sahte.Nu cumpăra acest tablou; e un fals.
Griswold'un kanıt olarak sunduğu mektupların sonradan sahte olduğu ortaya çıkarılmıştır.A Griswold által bizonyítékként használt levelekről később bebizonyosodott, hogy hamisítványok voltak.
Ama elindeki defter sahtedir.A végrendelet tehát hamis.
Bir kısım uzmanlar Ay'a iniş yapılmasıyla ilgili görüntülerin sahte olduğunu iddia etmişlerdir.Öt tény, ami bizonyítja, hogy a holdra szállás valódi volt.
Daha sonra We Got Married programında Joy ile birlikte sahte evlilik yaptılar.Váncza később Kajdácsi Margittal kötött házasságot.
Geleneksel Yahudilikte İsa, sahte mesihlerin en zarar verici olanı ve en başarılısı olarak görülmektedir.Ezek közül Jézus volt a legnagyobb, de egyben a legnagyobb káros tevékenységet létrehozó hamis messiás.
Pound sahteciliği 1944'te sona erdi.A lap 1944-ben szűnt meg.
500 Avro banknotların sahteleri ise çok nadir görülüyordu.A 250 forintos bankjegyet ritkán használták.
Sahte yanılsamalar bayağı yanılsamalardan çok daha karmaşıktır.Az egyszerű tények többet számítanak, mint a sérülés maga.
Makinisti sahte bir telefon görüşmesi yapmaya zorlar.A kilátástalan helyzetből egy telefonhívás húzza ki.
Taşların içinde iki adet sahte okey taşı da vardır.Belső terében az oldalfal mentén két falazott kőpad is található.
Eğer bomba sahte değilse, foton yutulur ve bomba patlar.Ha nem jön semmi jel, akkor a bombát le kell dobi.

İlgili Sayfalar