sahte ile cümle

sahte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sahte eserleriSpurious works
herhangi bir alternatif kanser tedavisi tanımı gereği sahtedir.any alternative cancer cure is bogus by definition.
Cüzdanda paran varsa sahte dostlar hemen yığılırlar.Wenn man Taler im Säckel hat, kommen die falschen Freunden in Scharen.
Nominal değere göre (Tedavüldeki toplam banknot 34 Milyar Frank) hesaplandığında sahte para payı %0,022’dir.Am Nominalwert (Gesamtumlauf 34 Milliarden Franken) betrug der Falschgeldanteil daher 0,022 %.
4 Milyon sahte Frank’tan 2,3 Milyon Frank Faksimile-Banknot denen sahte banknotlardır.Von den 4 Millionen Franken Falschgeld waren 2,3 Millionen Franken sogenannte Faksimile-Noten.
Ruh gerçek ve sonsuzdur; madde ise sahte ve geçicidir.Geist ist das Wirkliche und Ewige; Materie ist das Unwirkliche und Zeitliche.
Sahtekârlar her seferinde banknotları kopyalamayı ve piyasaya çıkarmayı denemişlerdir.Fälscher haben von jeher versucht, Banknoten nachzumachen und in Verkehr zu bringen.
2006 yılında 141.000 sahte 2 Avro demir para ve 14.000 sahte 1 Avro demir para piyasadaydı.2006 waren 141.000 falsche Zwei-Euro-Münzen und 14.000 Ein-Euro-Münzen im Umlauf.
Bir dönem için yaşamını sahtecilik ve kaçakçılık ile kazandığı rivayet edilir.Es wird berichtet, er habe zeitweilig ein Leben als Fälscher und Schmuggler gefristet.
2006 yılında 20 Avro banknotlar %36'lık oranla en fazla sahtesi yapılan banknottu.Im Jahr 2006 war hingegen die 20-Euro-Note mit 36 % die am meisten gefälschte.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.Sie wurde durch eine geänderte Trassierung ersetzt.
1998 yılında 21.000 sahte demir para saptanmışken bu sayı 2004 yılında 339’dur.Während 1998 über 21.000 Falschmünzen festgestellt werden konnten, waren es 2004 lediglich 339 Münzen.
Martyrologium Hieronymianum adlı eser sahtedir.Das Martyrologium Hieronymianum hat Listencharakter.
En az sahtesi üretilen banknotlar %2,9 oranıyla 1000 Frank banknotlardır.Am wenigsten gefälscht wird die 1000-Franken-Note mit einem Anteil von 2,9 %.
Katil, ancak sahtekarlığı ortaya çıktıktan sonra yakalanabilmiştir.Sie wird getötet, nachdem sie den Betrug enthüllt hat.
Sahte pasaportla Almanya’dan kaçacaklardır.Von Holland wurden illegale Schriften nach Deutschland geschmuggelt.
Makinisti sahte bir telefon görüşmesi yapmaya zorlar.Der Fahrdienstleiter führte ein längeres Telefongespräch.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.Es wurde eine Untersuchung eingeleitet.
Ödüllerinin hepsi sahtedir.Alle Preise sind undotierte Ehrenpreise.
75.000 adet 2 Avro üzerinde çalışmalar neticesinde yaklaşık 15 ila 25’inin sahte olduğu ortaya çıkmıştır.Erfahrungsgemäß fallen bei der Bearbeitung von 75.000 Zwei-Euro-Münzen etwa 15 bis 25 Falschmünzen an.
Şeytandan aldığı paralar sahte çıkmıştır.Ein Großteil der hohen Geldsumme, die der Tote bei sich getragen hatte, ist Falschgeld.
Gündelik yaşamda tecrübesiz birinin sahte bir parayı tanıyabilmesi neredeyse imkânsızdır.Die Chance für einen Laien, eine falsche Münze zu erkennen, ist im Alltag fast ausgeschlossen.
Her bölüm, sahte yazar isimleriyle yazılmıştır.Durchweg alle Texte waren mit Klarnamen der Autoren versehen.
Bunun yanında 1 Milyon Dolar değerinde Dolar sahteciliği de yapılmıştır.Zusätzlich wurden Aktien in Höhe von 1 Million Dollar herausgegeben.
Çoğu da sahtedir zaten sattıkları mücevherlerin.Es seien Bilder, die zur Erbschaft gehörten und welche, die schon früher verkauft worden seien.
İtalya'da sahte kimliği olan Alfonso adıyla bilinir.In Italien ist er unter dem Vornamen Adolfo bekannt.
Çoğu sahnede sahte kar kullanıldı.Hauptsächlich wird der Schwedenstuhl von Pfadfindern benutzt.
Bu sahte arkadaşlar yanlış anlaşılmaya neden olabilir.Doch die Geistern können das Missverständnis aufklären.
Fakat çok kısa bir süre içinde sahteleri bastırıldı.Wenig später wurden die Ausreißer gestellt.
Gerçekte, tüm gösterileri sahtedir.It’s All False!
Sahte parada bu hologramlar parlamaz.Im Parietalbereich ist das Gehäuse nicht eingedrückt.
Şili'de persona non grata olduğu için, sahte bir pasaport ile seyahet etmek zorunda kaldı.Für die Reise nach Tours stattet de Rosa den Vicomte mit falschen Pässen aus.
Holden`a göre aşağılık bir sahtekar.Salander steht als Narr da.
Sol alttaki imza sahtedir.Die Kartusche links unten ist ohne Text.
Marti ise sahte bir yargılamanın ardından vurularak idam edildi.Morley wurde nach der Urteilsverkündung auf freien Fuß gesetzt.
Çünkü bu evrakların incelenmesi sonucu sahte oldukları anlaşılmıştı.Bei Überprüfung des Ausweises erwies sich dieser als gefälscht.
Hemen sonra sahte "Safronia"'nın gerçek kimliği ortaya çıkar.Da enthüllt ihm Malatesta „Sofronias“ wahre Identität.
Eğer koşullar uygunsa, sahte Güneş batımı yanılsamalarında birden çok kere bu parlamalar görülebilir.Würden sie weiter denken, würde so manches Lügengebilde schnell einstürzen.
İşte sahte korelasyon üçüncü halde ortaya çıkar.Eine Abweichung gibt es bzgl. des dritten Platzes.
Böylece, Bob'un sahte sözleşmeye imza koyduğu "kanıtlanmış" olur.La signature est la « preuve » que Bob a signé le contrat frauduleux.
Günümüzde kayıtların çoğunun sahte olduğunu görünmektedir.Il apparait aujourd'hui que la plupart de ces rapports ont été falsifiés.
Sahtekarci daha sonra Narses tarafından II. Hüsrev'e sunuldu.L'imposteur est ensuite présenté à Khosro II par Narsès.
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.La prison se situait dans le sous-sol du bâtiment de psychologie de l'université Stanford.
Deneylerden birinde katılımcılardan gerçek ve sahte intihar notlarını ayırt etmeleri istenmiştir.Dans une expérience, les sujets devaient distinguer des lettres de suicide vraies et fausses.
Ruh gerçek ve sonsuzdur; madde ise sahte ve geçicidir.L’Esprit est le réel et l’éternel ; la matière est l’irréel et le temporel.
Yani değersiz bir put sahtesiyle değiştirilmiştir.Elle est remplacée par un moulage en résine.
Bazıları ise videonun sahte olduğunu, videodaki kişinin bin Ladin olmadığını iddia etti.Certains soupçonnent la vidéo d’avoir été falsifiée.
Cenevre'de sahtekarlık suçlamasıyla kırbaçlanan iki keşiş.À Genève deux moines sont flagellés pour tricherie.
Bu nedenle yöneticileri sahtekârlık yapma gereği duydular.Nous demandons aux dirigeants d'être sincères.
Tanah'ta iki tür sahte peygamberlik anlatılmaktadır.Deux sorciers gisent sur le sol.
Forelli'nin geldiğini öğrenen Tommy, Sonny'e vermek üzere 3 milyon dolar sahte para hazırlattı.Averti de l'arrivée de Sonny, Tommy réserve 3 millions de dollars, dont il a fait des contrefaits.
O sırada, bir dizi yorumcu mektubun sahte veya var olmayan olduğuna inanıyordu.À cette époque, la plupart des commentateurs croyaient que cette lettre n'existait pas ou était un faux.
Safran sahtekârlığı, farklı safran sınıflarının karıştırılarak yanlış etiketlerle satılması olarak da yapılır.La falsification peut aussi consister en la vente de mélanges de safran de grades différents.
Sahte bir soruşturma başlatıldı.Une enquête fut ouverte.
Bunun sonucunda gözünü kaybetmiştir ve tek gözü sahtedir.Bien sûr il s'avéra que l'œil était un faux.
Kendi ikincil yapısı (sahte düğüm eşleşmesi gibi) olmayan büyük ilmikler de kararsızdır.Les grandes boucles sans structure secondaire propre sont également défavorisées.
Orayı "sahte" ve "plastikten yapılsa bile yeterince sert" olarak tanımlar.Le cerveau est ainsi qualifié de « plastique » ou de « malléable ».
Kalpazanlık, paranın sahte kopyasını üretmektir.C'est ainsi que la police fait échouer une livraison de fausse monnaie.
Yapım esnasında 500 galondan fazla sahte kan özel efektler için kullanıldı.Pour tout le tournage, plus de 200 litres de faux sang furent donc utilisés.
Yasal sözleşmeyi Bob'a imzalatan Alice, bu imzayı sahte sözleşmeye ekler.Elle montre la version du contrat équitable à Bob pour qu’il le signe.

İlgili Sayfalar