Atlatonin: Aztek Mitolojisinde Ana Tanrıça olup aynı zamanda Sahillerin Tanrıçasıdır.Atlatonin nella mitologia azteca, era una divinità madre e dea delle coste.
Geri dönüldüğünde ise Sawyer, Claire ve Miles sahile geri dönmektedirler.Claire decide quindi di tornare alla spiaggia con Sawyer e Miles.
Casius dağında karaya ulaştım ve sahile çıktım.Sbarcò a Capua e vi soggiornò.
Çıkartma günü sona ererken amerikalılar 3 km'lik sahil boyunca çıkartma yapmışlardı.Alla fine della giornata, gli Americani avevano conquistato una striscia di costa profonda circa 2 km.
Fransızca falaise dik kayalık sahil anlamına gelmektedir.Strendur significa spiaggia in lingua faroese.
Şimdi ne zaman morali bozulsa sahile gider.Il vascello fantasma s'appressa alla riva.
10. Tümen’in diğer iki taburu da hemen ardından sahile indirilecektir.I 2 fumetti Sotto la superficie vanno ambientati subito dopo.
Yol Çanakkale il sınırından geçtikten sonra, Marmara Denizi'nin sahilinden uzaklaşır.A Falconara Marittima, la strada si allontana lievemente dalla costa.
Kosta Rika adı İspanyolcada zengin sahil anlamına gelmektedir.Il nome della cittadina significa in spagnolo "fiume ricco".
Sahil bölgesi oldukça güzeldir.La riva del lago era molto bella.
Sahilde pikniğe giderler, Libby onu öper ve Hurley hatırlamaya başlar.I due però si perdono nella giungla, e Libby propone ad Hurley di appartarsi in spiaggia.
Erişim tarihi: 1 Kasım 2010. ^ "Miss World Sahil Güzeli Yarı Final". missworld.com.Consegnato solo nel 2004. ^ 2010 Miss World Beach Beauty Final, missworld.com.
Kalanları sahile geri dönerler.Successivamente raggiunsero il resto della flotta sulla costa.
Sahil şeridi çok uzundur.I fori palatali sono molto lunghi.
İlçe Konstanz Gölü'nün kuzey-batı sahili boyunca 'Hegau olarak adlandırılan bir peyzajda bulunur.Storicamente esisteva in tutta la regione nord-occidentale del Perù dominata dal cosiddetto "bosco secco".
Herkes sahile döner.Vattene in spiaggia.
Dün sahilde eğlendik.Мы хорошо провели время на пляже вчера.
Tatilimi sahilde geçiriyorum.Я провожу свой отпуск на пляже.
Ben sahilde deniz kabukları topluyorum.Я собираю ракушки на пляже.
Onlar sahilde karşılaştı.Они встретились на пляже.
Sahile geçiş yoktur.Прохода к пляжу нет.
Şehir deniz ile dağlar arasında sıkışmış bulunan dar bir sahil parçası üzerinde kurulmuştur.Горы сложены из осадочных пород, накопившихся на дне древних морей.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.На пляже Чарли нянчился с ребёнком Клер.
Sahile en yakın Yarbay Pavlos Kouropis emrindeki 251.piyade taburu harekete geçti.Ближе других подразделений к пляжу дислоцировался 251-й пехотный батальон подполковника Павлос Куруписа.
Örnek olarak 1940lı yıllarda Peru sahili boyunca sadece kırk deniz ayısı vardı.На побережье Перу в 1940-х оставалось только 40 котиков.
Jack Shephard, Kate Austen, Sayid Jarrah ve Juliet Burke, birlikte sahildeki kampa geri dönerler.Джек Шепард, Кейт Остин, Саид Джарра и Джульет Бёрк отправляются обратно в лагерь на пляже.
Sean Kingston, 29 Mayıs 2011 tarihinde Miami Sahilleri'nde jet ski kazası geçirdi.29 мая 2011 года Шон Кингстон был вовлечён в аварию на водном мотоцикле в Майами.
O gün, yaklaşık 3000 asker Pentemili sahiline çıkarma yaptı.В общей сложности в тот день на плацдарме Пентемили высадилось около 3000 солдат.
1482'de Portekizliler, Altın Sahili'ndeki ilk Avrupalı eser olan Elmina Kalesini inşa ettiler.В 1482 году португальцы построили крепость Эльмина, первый европейский форт на этом берегу.
Sahilde cankurtaran olarak görevlidir.Работал спасателем на пляже.
Turän nehri ve Korgos nehirleri arasına (İli nehrinin sağ sahilinde) yerleştirilmişlerdir.В Куму впадают реки Невга (справа) и Порасйоки (слева).
Ertesi sabah iki işçi yazarın cesedini sahile vurmuş halde buldu.Тем же утром двое рабочих обнаружили тело поэтессы на берегу.
Yaz mevsiminde sahillerde dans salonları açılmaktadır.В летнее время работают открытые пляжные танцплощадки.
Çeşitli sahilleri ve çok sayıda plajları vardır.Побережье разнообразное и характеризуется многочисленными пляжами.
Kuzeybatı sahilindeki King Adası butik peynir ve mandıra ürünleriyle ünlüdür.Остров Кинг у северо-западного побережья Тасмании имеет репутацию бутика сыров и молочных продуктов.
Bu sırada sahildekiler uçağın gövdesi ile uğraşmaktadır.Те, кто остался на берегу, укрываются под обломками самолёта.
Sahildeki kampta, Charlie Pace (Dominic Monaghan), Claire'in bebeğinin ağlama sesini duyar.В лагере на пляже, Чарли Пэйс (Доминик Монаган) слышит крики малыша Клэр Литтлтон, Аарона, и будит Клэр.
Saat 10.00'da tabur sahile doğru ateş etmeye başladı.В 4 часа на берегу началась стрельба ...
Kalanları sahile geri dönerler.Спасшиеся, остаются на берегу.
Deniz ayıları bütün sahillerde yüzyıllar boyunca fok avcıları tarafından öldürülmüşlerdir.На всех побережьях южноамериканские морские котики на протяжении столетий были объектом промысла охотников.
Sahile ilk gelen Avrupalılar 1471'de Portekizliler oldu.Первыми европейцами, которые достигли соответствующего побережья, были португальцы; это произошло в 1471 году.
Geceleri gizlice sahilde buluşurlar.На берег выходят только ночью.
Mekan: Norveç sahillerinde.У берегов Норвегии.
İzleyen 10 gün içinde köleler tüm kuzey sahilinde denetimi elegeçirecektir.В течение 10 дней рабы взяли под контроль всю северную территорию.
Daha sonra da Miri'de daha fazla sahili koruma altına almayı düşünmektedirler.Самец после метания икры более, чем одной самкой, остаётся охранять икру.
TARDIS 20. yüzyılın başlarına, İngiltere'nin güney sahilindeki Fang Rock adasına iner.На пути в Брайтон ТАРДИС приземляется на острове Скала клыка на южном побережье Англии в начале XX века.
Sahildekilerin birleşmesi esnasında Charles Widmore'un (Alan Dale) bir denizaltı ile adaya vardığı gösterilir.Во время встречи к Острову на подводной лодке подплывает Чарльз Уидмор.
Aynı zamanda sahil savunma topu olarak da kullanılmıştır.Также применялось как орудие береговой обороны.
1. Özel Servis Kuvveti sahil başını korumak için iki adayı ele geçirmişti (Sitka Operasyonu).В действительности мобилизовано лишь 2 дивизии для охраны побережья.
Heine, 1983 yılında Fil Dişi Sahilinde doğdu ve şu anda Belçika’da yaşamaktadır.Бен родился в 1983 году в Кот-д’Ивуаре, а в настоящее время живёт и работает в Бельгии.
Bordighera'da çamlık sahil.Дикий пляж в бух.
Sonuçta bu toplar sabit korunaklar içerisinde ve sahil koruma amaçlı kullanıldı.Те же медленно собирались под защитой береговых орудий.
Jandarma ile Sahil Güvenlik, barış zamanında İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır.Командование береговой охраны (штаб в Анкаре) в мирное время подчиняется министерству внутренних дел.
Ana dağılım bölgeleri Şili, Arjantin ve Falkland Adaları'nın kayalık sahilleridir.Эти донные скаты обитают у побережья Аргентины, Чили и Фолклендских островов.
Artık Askalan hariç tüm sahil şeridi onlarındır.Однако, в отличие от них, в нём лишь небольшая часть площади покрыта лавой.
İspanya, İtalya ve Fransa sahillerinde 67 kadar küçük adayı ele geçirmiştir.«Точка 70» располагалась у берегов Франции и Италии.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Вернувшись на пляж, Джек предложил людям переселиться в пещеры.
Balayına Alanya'ya gitmiştik, oradaki ahbapları bizi bir sahil gazinosuna götürdü.Когда вокруг них стала собираться толпа зевак, они решили выйти на прогулку по побережью в сторону Яркона.
Sahil hattının uzunluğu 580 kilometredir.Береговая линия составляет 580 км.
Genç olanlar sahil tarafında olduğundan, büyük olasılıkla bunlar pekişmemiş kum altındadır.Вдоль побережий, а местами во внутренних районах острова — незакреплённые пески.