Bu hayvana liderlik, güç, beceriklilik, sadakat, bağlılık ve cesaret gibi karakterler yüklenmiştir.Man förknippade egenskaper som ledarskap, kraft, intelligens, trohet, engagemang och djärvhet med djuret.
Anyanka 1199 yılında Ural dağlarındaki Koskov vadisine, sadakatsiz bir adamı cezalandırmaya gider.1199 beger sig Anyanka till Uralbergen för att straffa en otrogen man.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Arnold och Mathilde bekänner sin kärlek och svär varandra evig trohet.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Ми склали присягу на вірність народу, Вітчизну свою збережемо.
Ardından sadakatini gösterebileceği bir görev verilir.Він прийнятий за умови, що на ділі доведе свою відданість.
Aşk, sadakat göstermektir.Назва означає вірність.
"High Fidelity" yüksek sadakat anlamına gelir.HF в назві означає High Fidelity.
Resmi sloganı 'Loyaulte me lie (Sadakat beni bağlar) idi.Був удостоєний ордена «Легіон пошани».
Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.Тоді вона розщедриться і подарує господарям щастя.
Tanrı'ya sadakatinden ödün verdi ve altar'da Tanrı için buhur yaktı.Аллах піддав його випробуванням, віддавши у владу Шайтану.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Після шлюбу обидва зберегли вірність своєму віросповіданню.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Віталіан і Юстин зустрілися і присягнулися один одному у вірності.
Ama, seni kullanan elden başka ne bey, ne sadakat bilirsin?Čemu jsi byl věrný a čemu nevěrný?
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.Psíček na jejím klíně je symbolem manželské věrnosti.
Peygamberlere göre cinsel kafirlik ruhani sadakatsizlikle ilintilidir.Ale varují ho, že nesmrtelná milenka vyžaduje i bezmeznou věrnost.
Ossë affedildi ve sadakatini yeniden sundu.Byla mu udělena milost, složil lenní hold a přísahu věrnosti.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Vlídně zacházel se svými podřízenými, kteří se mu odvděčovali dlouhodobou loajalitou.
Aşk, sadakat göstermektir.Láska je akt víry.
Yehova'ya olan sadakat, Tesniye kanunlarına uymakla ölçülmekteydi.Prin devotament față de Yahweh se înțelegea respectarea legii deuteronomice.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.A fost primul împărat care și-a asigurat astfel fidelitatea gărzii sale.
Aşk, sadakat göstermektir.E simbolul fidelității în amor.
Aşk, sadakat göstermektir.HŰSÉG: Őszinteség kitartás.
Ama, seni kullanan elden başka ne bey, ne sadakat bilirsin?Kinek és milyen megnyilvánulása az, amit nehezen viselsz?
Fakat Venedik Latin İmparatoruna sadakat yemini etmeyecek ve onun vasalı olarak kabul edilmeyecekti.Te nem teljesítetted az első császár utolsó kívánságát, és engem sem szolgálsz hűséggel.
Pek çok küçük hanedan kendilerine sadakat yemini etmiştir.Az ifjú pár hűséget esküszik egymásnak.
ABD hükümeti, kendisine sadakat yemini eden Aguinaldo'ya maaş bağladı; Aguinaldo da siyasal yaşamdan çekildi.Aguinaldo antoi periksi, vannoi uskollisuudenvalan Yhdysvalloille ja vetäytyi yksityiselämään.
Ordu, Cassius'u yeni komutanları yapmak istediyse de, o Crassus'a olan sadakat'i nedeniyle bu öneriyi reddeti.Armeija vaati Cassiusta komentajakseen, mutta lojaalisuudesta Crassusta kohtaan Cassius kieltäytyi.
Uzun yaşadı ve Augustus kendisine olan sadakatinden ötürü zaferlerden elde ettiği ganimetle ödüllendirdi.Philippus eli vanhaksi, ja Augustus palkitsi hänen lojaalisuutensa.
Sadakat Adaları - İl başkenti: Lifou.Ylikarhi, Ville: Perustulo.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Με εύνοιες κέρδισε την πίστη τους, με την καλοσύνη του κέρδισε την αφοσίωσή τους.
İtalyan Komünist Partisi’ne sadakat cesaret işiydi.Υπήρξε υποστηρικτής του Κομμουνιστικού κόμματος Ιταλίας.
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.Κάτω δεξιά φαίνεται, επίσης, ένας σκύλος, που αντιπροσωπεύει την πίστη και την εμπιστοσύνη.
O zamandan beri Lil Wayne'in ona çok büyük saygısı ve sadakati vardır.Η Κοκό Σανέλ είχε ελάχιστη υπομονή και πολύ ταλέντο.
Toplanan kitleler Führer'in konuşmalarını dinler, ona sadakat yemini ederlerdi.Herunder hører hirdmændene, kongens huskarle, som har svoret ham troskabsed.
1151'de Grossetto şehirlileri Siena Cumhuriyeti'ne sadakat yemini ettiler.I 1151 sverget innbyggerne lojalitet til Siena.
Augustus, Praetorian Muhafızların tam sadakatine sahip tek İmparator olarak tarihe geçti.Augustus ble den eneste keiseren som hadde pretorianernes fullstendige lojalitet.
Bir askerî komutan olan Radames, Aida'ya olan aşkı ile Firavun'a olan sadakatı arasında seçim yapamamaktadır.En militær, kaptein Radames, slites mellom sin kjærlighet til henne og sin lojalitet til Faraoen.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.Og de tok barna med dem, og lærte dem deres tale, og de ble døpt.
Peygamberlere göre cinsel kafirlik ruhani sadakatsizlikle ilintilidir.Å fornekte pavens ufeilbarlighet er forbrytersk dårskap.
Fides, Roma mitolojisinde inanç, vefa ve sadakatin tanrıçasıydı.Fides (latin: «tro») var i romersk mytologi en gudinne for trofasthet og lojalitet.
O zamandan beri Lil Wayne'in ona çok büyük saygısı ve sadakati vardır.Carl Axel Löwenhielm var dypt religiøs og mystiker.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.De øvrige sverget troskapsed for å berge livet.
Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır.Kamu hanyalah mengada-adakan saja.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Ia lalai melaksanakan sumpah setia.
Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.Mungkin saja ia khawatir, menjadi resah dan mencurah penuh kasih sayang kepada pembelanya.
Bunun ardından islam'daki iman ve ibadet esaslarına sadakat tekrarlanır.Dengan Kesucian menunaikan Rukun Islam dan Rukun Iman.
Ayrıca bütün itaat ve sadakati temsil eder.Selain itu ritual ini juga melambangkan cinta kasih dan kesetiaan.
Anahtar kelime ise sadakatti.Kabupaten ini bermotto "Saiyo Sakato".
Fakat evliliğini onun sadakatsizliği yüzünden 1931'de boşanma ile bitirdi.Pernikahan pertamanya berakhir dengan perceraian tahun 1931.
Ayrıca, sürücü belgesi, sağlık kartı, sadakat kartı ve diğer kimlik belgelerini telefonda saklayabilirler.Họ cũng có thể lưu số bằng lái, thẻ y tế, thẻ khách hàng, và các giấp tờ nhận dạng khác trong điện thoại.
Ardından sadakatini gösterebileceği bir görev verilir.Có chiếu khen ngợi lòng trung thành của ông mà nhận.
II. Dünya Savaşı sonlarında Üçüncü Reich yıkılırken, Braun, Hitler'e sadakat yemini etmiştir.Từ lúc Đệ tam đế chế được khởi lập đến khi kết thúc, Braun luôn một mực trung thành với Hitler.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Tôi thề trung thành với Hiến pháp.
Bu sadakatinin ödülü olarak çok zengin olmuştu.Đây là một phần thưởng cho lòng trung thành.
Bu, dinginlik kazandırır ve efendiye sadakat sağlardı.Nó xua đuổi bất hạnh và đem lại hạnh phúc cho chủ nhân.
Yuri'nin Romanov'a sadakati şüphelidir.Rất trung thành với Yuuri.
Isildur onların bu sadakatsizliklerine karşı onlara lanet okudu.Václav đã được cảnh báo bởi những người trung thành với ông.
O zamandan beri Lil Wayne'in ona çok büyük saygısı ve sadakati vardır.Liverpool có lượng cổ động viên hùng hậu và rất trung thành.
Avraam, kendi soyundan gelenlere büyük bir sadakatla Tanrı'ya hizmet etmelerini öğreteceğine dair yemin etti.Saud sau đó thề với cha rằng ông sẽ luôn trung thành tuân theo lời cha.
Anahtar kelime ise sadakatti.Thuật ngữ Ba Tư tương đương là " bazaar ".