Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Il fut le premier empereur à s’assurer ainsi de la fidélité de sa garde.
Adamlar sadakatsizdir.Los hombres son infieles.
Ben sadakatsiz olsam ne yaparsın?¿Qué harías si yo fuera infiel?
Vallahi sizin için ancak sadakat ve sabır kalmıştır.No seguís sino conjeturas, no formuláis sino hipótesis.»
12 yıl içinde onlara gösterdikleri sadakat için sevenlerine teşekkür ettiler.Agradecieron a sus fans por todo el apoyo que les brindaron durante 12 años.
Ayrıca ordunun sadakatini kazanmak için rüşvete başvuran ilk imparatordu.Además, fue el primer emperador que recurrió al soborno como forma de asegurarse la lealtad del Ejército.
Fakat evliliğini onun sadakatsizliği yüzünden 1931'de boşanma ile bitirdi.Sin embargo, este matrimonio terminó en un divorcio en 1931 debido a su infidelidad.
Augustus, Praetorian Muhafızların tam sadakatine sahip tek İmparator olarak tarihe geçti.Augusto fue el único emperador que gozó de la lealtad total de los pretorianos.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Te prometemos nuestro amor con juramento de lealtad.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Había ganado su lealtad con favores y su devoción con su bondad.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Helena y Orfeo se juraron amor eterno.
Bir askerî komutan olan Radames, Aida'ya olan aşkı ile Firavun'a olan sadakatı arasında seçim yapamamaktadır.Un comandante militar, Radamés, lucha al dividirse entre su amor por ella y su lealtad al Faraón.
Dáil üyeleri sadakat yemini vermek zorundaydılar ve bu krala bağlılığın yemini anlamına geliyordu.Por otra parte tuvo que jurar fidelidad al rey. Permaneció fiel a este juramento.
Yüksek sayıda halk, yabancı vatandaşlıklar kazanınca Hindistan'a sadakatten uzaklaşacaktır".Más allá de salarios que cambian la vida, él les brinda lealtad más allá del terreno.”
Geride kalan paralı askelerlerin böylece Kartaca'ya sadakatleri garanti edilmiş oldu.Hecho capital, Lotario mantiene su confianza en ellos.
Uzun yaşadı ve Augustus kendisine olan sadakatinden ötürü zaferlerden elde ettiği ganimetle ödüllendirdi.Augusto lo recompensó por su continua lealtad.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Arwen e Aragorn si promettono eterna Fedeltà.
Yara, Theon'a sadakatinin kime olduğunu ve buna göre seçim yapmasını söyler.Yara dice a Theon di scegliere dove riporre la sua lealtà.
Aşk, sadakat göstermektir.È come l'impegno di fedeltà...
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Dimostratemi questo giuramento.
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.La presenza simbolica del cane ai piedi poi è un chiaro rimando al tema della fedeltà.
Ardından sadakatini gösterebileceği bir görev verilir.Questa sarà l'ultima occasione per Haplo di dimostrare la sua fedeltà.
Ben sadakatine güvenebilir miyim?Могу ли я рассчитывать на твою лояльность?
Bu tür sadakat alamazsın.Ты не получишь такого рода лояльности.
Sadakatınızı takdir ediyoruz.Мы ценим вашу преданность.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Вот, душа надменная не успокоится, а праведный своею верою жив будет.
Ticaret Bakanlığı 24 Şubat 1948 tarihinde Condon'ı sadakatsizlik suçlamalarından akladı.24 февраля 1948 года Министерство торговли сняло с Кондона обвинение в измене.
Vatanseverlik ve ulusa karşı sadakat hakkında görüşleri karmaşıktı.Представления о патриотизме и верности своей нации были путанными.
Bu hikâye aşağıdaki anlatımda açıklanmış ve sözün, sadakatin, kısa yaşamın dersidir.Сама история является уроком верности своему слову и краткости жизни.
Yüksek Sadakat, Türk rock grubu.Создана турецкая рок-группа Yüksek Sadakat.
Prenses ve Orphée birbirlerine sadakat yemini ederler.Виталиан и Юстин поклялись друг другу в верности.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Своей добротой он заслужил их преданность.
Fakat nufûzlu emirler israr ettiler ve kendisine sadakatle hizmet edeceklerine dair yeminler ettiler.وذلك بأن يجعلوا ما على أيمانهم على شمائلهم، ويستقبلوا القبلة، ويدعو الله رافعي الأيدي، مبالغين في ذلك.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.وكنا قد أقسمنا على القرآن بالولاء للخلافة.
Evlilik ömür boyu sadakattir.الزواج هو إلتزام لمدى الحياة.
İkinci kitabı ve ilk romanı olan High Fidelity (Ölümüne Sadakat), 1995 yılında yayınlanmıştır.Seu segundo trabalho, High Fidelity (Alta Fidelidade), foi publicado em 1995.
Biz sadakat yemini ediyoruz Sözümüzü yineliyoruz.Temos concluído com nosso juramento de fidelidade.
Sadâkat, aynı zamanda kişinin dostlarına, ailesine ve eşine karşı olan yükümlülüklerin genişletilmiş şekliydi.A lealdade era também uma extensão dos deveres do indivíduo com os amigos, cônjuge e familiares.
"High Fidelity" yüksek sadakat anlamına gelir.O nome significa alta fidelidade.
Ordu, Cassius'u yeni komutanları yapmak istediyse de, o Crassus'a olan sadakat'i nedeniyle bu öneriyi reddeti.O exército então tentou fazer de Cássio seu novo comandante, mas ele recusou em lealdade a Crasso.
İtalyan Komünist Partisi’ne sadakat cesaret işiydi.Foi militante do activo do Partido Comunista Italiano.
Sünnet bazı toplumlarda ise evlilik kurumuna karşı sadakat gösterisi olarak uygulanmaktadır.Mulheres em partes do mundo continuam a perder direitos legais no casamento.
Ömer halifeliği alıralmaz Yezid bin Muhalleb 'e bir mektup yazarak ondan sadakat yemini yapmasını istedi.Para questioná-lo acerca da sua lealdade, Daisy enviou-lhe uma carta sobre o assunto.
İyilikler ile bağlılıklarını kazandı, şefkatiyle sadakatlerini sağladı.Com favores, ele conseguiu sua lealdade, mas, com sua gentileza, ele conseguiu sua devoção.
Nitekim geleneklere olan sadakatini muhafaza etmekte ve Tanrıya olan bağlılığını açıkça beyan etmektedir.Ele continua dizendo da importância da fé e oração a Deus.
Ekip, Angel’ın sadakatinden şüphe etmeye başlar.Hao begint de loyaliteit onder zijn vertrouwelingen te betwijfelen.
İşlenen ana temalar arkadaşlık ve sadakatsizliktir.Thema's in het verhaal zijn (on)trouw en loyaliteit.
Pek çok küçük hanedan kendilerine sadakat yemini etmiştir.Als kleine kinderen zweren ze elkaar eeuwige trouw.
Ancak Cassius, Praetorianların çoğunun sadakatini sağlama konusunda başarısız oldu.Severus ging er verder toe over de weinig loyale Praetoriaanse garde te ontbinden.
"High Fidelity" yüksek sadakat anlamına gelir."Serpentine" gaat over ontrouw.
Sonra iki aşık birbirlerine sadakat yemini ederler.Obaj mężczyźni potwierdzili swoją przyjaźń przysięgą.
Ancak Yezidi görüşüne göre bu, Melek Taus'un sadakatini ortaya koydu.Sam Saladyn uznał to zdarzenie za cud zesłany przez Allaha.
Kadının hemen ardındaki köpek sadakati temsil eder.Towarzyszący mu pies symbolizuje wierność.
Toplanan kitleler Führer'in konuşmalarını dinler, ona sadakat yemini ederlerdi.Zgromadzone tłumy słuchały przemówień Führera, składały przysięgi lojalności i maszerowały przed nim.
Bu sadakatinin mükafatı olarak da seni istediğin makama tayin edeyim.Pragnął on zagarnąć na rzecz skarbu ich bogactwa.
Ayrıca generallerin klana olan sadakati daha fazla.Stanowi ona niewątpliwie dowód lojalności generała.
Ancak birliklerinin sadakatini sağlayamaması nedeniyle başarısız oldu.Byli oni jednak chronieni dzięki lojalności swoich żołnierzy.
En çok sadakate ve dürüstlüğe önem verir.Dużą wagę przykładają do szczerości i prawości.
Aynı zamanda her ikisi de kadınların sadakatsızlığı yüzünden bunun ortay çıktığına inanmışlardır.Uważa, iż jest to jedyny sposób na wyjście obu kobiet z nędzy.
Fides Publica Populi Romani yani "Roma devletine sadakat" ismiyle de tapınılırdı.Fidis tillbads även under namnet Fides Publica Populi Romani (ungefär "Romerska folkets allmänna trohet").