sadık ile cümle
sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
28 Çünkü RAB doğruyu sever, Sadık kullarını terk etmez.Psalms 37:28: For the LORD loves justice; he will not forsake his saints.
Crowley de Tanrı'sına pek sadık değildir.Jamil is thus very loyal to Richard.
Kane'e sadık olması dışında onun hakkında bilinen pek de bir şey yoktur.Sir Oliver is still uncertain what he should believe.
Erenler, Sadık.Kadri, Sadakat.
İstemediği bir evlilik yapan Güzel (Selen Seyven) de Sadık'tan hoşlanır.As desired, what is being desired is truth for him who (represents) the best truth.
Lord Voldemort'un en sadık hizmetkarıdır.She is the most faithful member of Voldemort's inner circle.
Bu virüs düşünceleri etkileyerek Taelonlara sadık olmayı sağlıyordu.Such conditions caused Leisner's condition to become active.
Sahibine sadıktır.Government loyalist.
Bu nedenle hiç de sadık değildir.It is not entirely faithful however.
Timothy (Timmy) isimli köpeğini ona çok sadıktır.George has a loyal dog named Timmy who would do anything for her.
Bunların bir kısmı sadık uyarlamalar oldular ama bir kısmı da oldukça serbest uyarlamalardı.However, many of those he had helped testified for him, and he was released.
Eric Bana, Avustralya kurallar futbolunun sadık bir destekçisidir.Bana is a prominent fan of Australian rules football.
Son savaşta Harry'nin en sadık dostlarından olduğunu kanıtlamıştır.They would prove his most loyal lieutenants.
Kendisine sadık baronların desteğiyle Devizes'e geçer.He has remained in contact with loyalist paramilitary leaders.
Ticaret sadıklar'ın tek geçim kaynağıdır.Skæbnen er det eneste sikre aktiv.
Sorduk soruşturduk. İşinde sadık, dürüst bir adam. Bu sıralar zor bulunan tiplerden.You're a serious man, we've asked around, An honest, working man.
Ve bizlerin, hizmet verdiğimiz sürece bu yemini, sadık bir şekilde yerine getirmemiz gerekiyor.And we must faithfully execute that pledge during the duration of our service.
Bu yola sadık kalmak, hastalarımız ve bilim için daha iyi olacaktır.Staying true to that path will be better for our patients and better for science.
Âşık insan sonuna kadar sadık kalır. Nam Jeong Woo'dan asla vazgeçmem.I am always and forever, Nam Jung Woo.
Bu bizim inancımızdır ve ona sadık kalacağız."It's our faith, and we will be loyal to it.
Kredi alanların ödemelerine sadık kaldıklarından emin oldular.They made sure that their loan recipients were staying up with their payments.
Önce Kadir Sadıkoğlu, sonra da Nizipli Halim karakteriyle Antep ağzını başarıyla aktarır.He successfully spoke in Antep accent, first, as Kadir Sadikoglu, and then as Nizipli Halim.
Bu tanıma sadık kalmakta fayda var.It's important to stick with that definition.
Tanıma sadık kalalım.Stick with the definition.
Hayatınızı sonsuza dek değiştirecek hangi iki kararı verip onlara sadık kalabilirsiniz?What two decisions can you make and stick to that will change your life forever?
Bu oğlanın adı Sadık.This boy is called Sadik.
Lakabım, "Bay N'nin Sadık Hindi bası"ydı.My nickname is Devoted Dandelion to Mr. N. Who's Mr. N?
Fakat bu zihniyet içinden çıktığı toprağa ve ülkeye sadık kalmaya devam etti.But this mindset has continued to be faithful to the soil and to the land that it emerged from.
Arılar çok sadıktırlar.And bees are very faithful.
Eksi 1'i dağıtabiliriz, ama burada yine işlem sırasına sadık kalalım. -So let's evaluate this expression. We want to do multiplication before we add anything.
Nerede benim sadık TI-85'im?So let me get a calculator out... Let me get my trusty Tl-85 out...
Tek bildiğim "Tavuk Göz" Amcanın kuzeni olduğum ve o benim en sadık müşterimdirI only know that I'm the cousin of Uncle "Chicken Eye" and a long-time customer at his market.
Bana hep sadıksın , biliyorum .I know you've always been loyal to me.
O nedenle çok sadıklar ... Patronun üzerlerinde mutlak kontrolu varThat's why the boss has a lot of power over them... and the men in turn are absolutely loyal
Şimdiden itibaren benim en sadık elemanımsın... çünkü benim için adam öldürdünFrom now on You are my most trusted person... because you've killed for me
Övgü ve şeref bizim sadık şehitlerimizindir.Glory to our faithful martyrs.
Anlaşmaya sadık kalan taraf ise bu işten zarar gördü.It reduced the total economic profit, and it really hurt the non-cheat right over there.
Benim için, senin aşk sadık yemini değişimi ROMEO.ROMEO The exchange of thy love's faithful vow for mine.
Ve o, orada ölü, Romeo sadık karısı:And she, there dead, that Romeo's faithful wife:
Gerçek ve sadık Juliet.As that of true and faithful Juliet.
Pingnan Amca, dövüş sanatlarında üstün yetenekli ve bana da sadıkUncle Pingnan is highly skilled in martial arts and he is also loyal to me
Metne sadık kal!Stick to the script!
Metne sadık kalmalıydın.You should've stuck to the script.
Yemin ederim metne sadık kalacağım.I swear I'II go by the script.
Metne sadık kalalım.Let's stick to the script.
Ben duygusal, ben duygusal koşulsuz, sadık bir yaratığım.I am an emotional, I am an emotional, incondotional, devotional creature.
O Elijah Mohammed'e sadıktır."His allegiance is with Elijah Mohammad."
Sadık müşterilerim de gitgide azalıyor, sonuçta gelirim düşmeye başlıyor.So actually my revenue stream starts to decline because fewer and fewer people show up.
Libya'da yapmış olmamız gereken şuydu: B.M. çözümüne sadık kalmalıydık.What we should have done in Libya is we should have stuck to the U.N. resolution.
Artık milyonlarca Türk seyircisi için Kadir Sadıkoğlu'dur.From that moment, he became Kadir Sadikoglu for millions of Turkish viewers.
Sana herzaman sadık olacağım.I will be faithful to you always.
Onlar ne pahasına olursa olsun sadık mümkün görünmüyor.They don't seem able to stick it at any price.
O kaynakları keser, ben burada sadık yapamazsınız.I can't stick on here if he cuts off supplies.
Biliyorsunuz Rönesans dönemi natüralizme son derece sadık.All these ideas were very much a part of a culture of the court.
Çünkü bir kez öğrendikleri zaman, ona sadık kalacaklar.Because once they learn it, they will stay with it.
"Profesör Hawkins, bütün sadık müritlerini bağlayan"Professor Hawkins Has Promulgated an Official Dogma
O doğduğunda, kendinize sadık iyi bir adam yetiştirmek için uğraştınız.When he was born, you devoted yourself to raising a good man.
Böylece küçük sadık bineğim Nokia 6234'ümle --So with my trusty little steed, my Nokia 6234 cell phone --
Meşguliyeti, kesin, katılımı sadık.Her occupancy, her absolute, faithful attendance.
Ama kulum Musa öyle değildir. O bütün evimde sadıktır.My servant Moses is not so. He is faithful in all my house.