sadık ile cümle
sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak, sözcüğüne sadık kaldı ve bir önceki haftadaki eylemleri için "özür diledi".However, he stayed true to his word and "apologized" for his actions the previous week.
Eğer siz Türk vatanına sâdık kalırsanız elimden gelen her iyi şeyi yapacağım.If you remain loyal to the Turkish homeland, I'll do every good thing that I can.
Ancak bu sırada Hanna, Ising için çalışmaya geri dönmek istedi, çok sadık olduğunu hissetti.By this time, however, Hanna wanted to return to working for Ising, to whom he felt very loyal.
Erden; katışıksız, erdemli, sadık demektir.The Earth: its shape, size, weight and spin.
Kendisi sonuna kadar Mussolini'ye sadık kaldı.She remained loyal to Mussolini until the end.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.I swore to him a binding oath as a loyal vassal.".
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Indeed, it is the only course I could take to be faithful to what I believe.
Ayrıca sevdiklerine karşı da aşırı sadıktır.He is also fiercely loyal to his loved ones.
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.The loyal Flavius vows to find him.
Sadık Murat Kolhan (Osman Sonant), ünlü bir medya şirketinin patronu.Sadık Murat Kolhan (Osman Sonant), the boss of a famous media company.
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.Thomas alone remained loyal to Bardanes until his surrender.
The Invasion boyunca Big Show bir yüz olarak geri döndü ve WWF'ye sadık kaldı.Throughout The Invasion, Big Show remained loyal to the WWF.
Savaş sırasında Yahudiler Kral Lathyrus'a sadık kaldılar.During the war the Jewish citizens remained committed in their allegiance to King Lathyros.
Sadık ama zor bir dosttu, acımasız ama adil bir düşmandı.He was a faithful but a rough friend, and a severe but fair enemy.
Billboard'tan Silvio Pietrolungo, "2.200 kişilik kalabalık kesinlikle sadıktı." ifadesini kullandı.Silvio Pietrolungo from Billboard felt that "The crowd of 2,200 was certainly dedicated."
609-610 arasındaki durum, Phocas ve ona sadık olanlar için hızla korkunçlaştı.The situation in 609–610 was quickly becoming dire for Phocas and his loyalists.
609-610 arasındaki durum, Domentziolus ve tüm Phocas'a sadık olanlar için hızla zorlaştı.The situation in 609–610 was quickly becoming dire for Domentziolus and all Phocas loyalists.
Adını Sadıka olarak değiştirip Süleyman'ın hizmetine girmiştir.So he changed his name as Nguyễn Hân (阮欣).
Önce albüm çıktı, bir bakalım dinleyicimiz ne kadar sadık bize, ona bakmak istedik.First the album came out, and now we wanted to see how loyal our listeners are to us.
Muti itaat eden, sadık manasındadır.Hopeful would follow Faithful.
Sezar'a sadık bir denizci olan Gaius Didius pek çok Pompeius taraftarı gemiyi batırdı.Gaius Didius, a naval commander loyal to Caesar, hunted down most of the Pompeian ships.
Kendi ölümünden iki yıl önce 1883'te sadık metresi Juliette Drouet öldü.His faithful mistress, Juliette Drouet, died in 1883, only two years before his own death.
Timothy (Timmy veya Tim) Timothy, George'nin sadık bir köpeğidir.Timmy Timmy is George's faithful dog.
Sonny organizasyonda Tommy‘e üst düzey bir mevki sağlamış ve Tommy‘de aileye çok sadık kalmıştır.Sonny granted Tommy a position in the organization where he was loyal to the family above all else.
Sadık, Eşine ve çocuklarına bağlı bir babadır.He is a devoted father with a wife and child.
Katoliklere; kiliselerine veya ülkelerine sadık olmaları gibi iki zor seçenek verildi.Roman Catholics were given the hard choice of being loyal either to their church or their country.
Sadece birkaç eyalet Roma'ya sadık kalmak için bu kadar hevesli olmuştur.Few of the provinces proved more enthusiastically loyal to Rome.
Yıldız Kolhan (Songül Öden) (Fi), Sadık Murat Kolahn'ın eşi.Yıldız Kolhan (Songül Öden) (Fi), Sadık Murat Kolahn's wife.
Roxie McTerrier: Hiper, iyimser ve sadık bir Boston Terrier.Roxie McTerrier (voiced by Diana Kaarina) is a hyper, optimistic, and loyal Boston Terrier.
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.Each day, over twelve hours was devoted to filming.
(Köpekler çok sadık hayvanlardır.)They are known as very loyal dogs.
Caligula'nın sadık Germen muhafızı karşılık verdiğinde İmparator zaten ölmüştü.By the time Caligula's loyal Germanic guard responded, the Emperor was already dead.
Bunlara rağmen MTV'den Chris Harris, albümün "ismine sadık olarak var olduğunu" belirtti.Despite this, journalist Chris Harris of MTV said that it "lives up to its name".
Kore rolüyle Jenna Lind : Crassus'a sadık bir köle.Jenna Lind as Kore – Crassus' loyal body slave and lover.
Sandoval beynindeki virüs sayesinde Taelonlara tamamen sadıktı.Sandoval is apparently fully loyal to the Taelons, thanks to his CVI.
Tam o sırada Güzel ve Sadık da oraya gitmektedirler.What is saintly and virtuous can be smoothly arrived at.
Dostlarına sadıktır.Loyal to every friend.
Sadık ise Can Manay ile ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak amacıyla Özge'yi tutmuştur.Sadık has kept Özge close to himself to reveal the facts about Can Manay.
Sadık Dik.Loyal Are We.
Öte yandan aynı kaynaklar azledilmişlerin Claudius'a sadık kaldıklarını teslim ederler.However, these same sources admit that the freedmen were loyal to Claudius.
Ama Sisifos tanrıları yadsıyan ve kayaları kaldıran üstün sadıklığı öğretir.Alysoun succeeds in destroying the god and escapes.
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes."Tuba Büyüküstün - Onur Saylak boşandı" (in Turkish).
Sanırım çok erken bir karar aldı ve ona sadık kaldı.So I think it was a decision she made very early and she stuck to it.
Bizi, ulusların büyük Tanrısı, Gambiya'ya hep sadık kıl.Be forever free, land of our fathers.
Antrenörüne ve arkadaşlarına çok sadıktır.Be faithful and respectful to your friends and colleagues.
Ama Aulë Eru'ya sadık kaldı.Most remained loyal to Bourbons.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.It shows great loyalty to its master and to all family members.
Hangi tarafa sadık olduğunu çözememiştir.It does not matter on which side of A the straight line JE falls.
Bununla beraber Alucard da onun sadık hizmetkârı olmaya kendini adar.Sako actually proves himself to be a reliable friend.
Hitler'in ölümüne kadar ona sadık kalmıştır.She remains faithful to Frank until her mother's death.
Robert sadık bir monarşist olarak büyüdü.Robert, too, grew up to be a staunch monarchist.
Soğukkanlı, ciddi ve Don Salieri'ye çok sadıktır.He is brave and very loyal to his lord Shingen.
Ancak yeni senaryoda orijinaline sadık kalınmamıştır.The humour style remains faithful to the original.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.Said always remained loyal to her.
Aleksios ve İoannis'e sadık olduğu görülmekteydi.It is revealed to him that Ivan and Orlando were lovers.
Doğasına sadıktı, duyguları kontrollüydü.His realism was objective, true to nature, and emotionally controlled.
"Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur."Մայր տաճարի հնագույն երեք քանդակների թվագրման խնդիրը ".
Oldukça zeki ve sadıktır, gerektiğinde ise çok iyi bir dövüşçüdür.He is noble and only fights when he must.
Ca'fer es-Sâdık'tan nakledilen bir hadis şöyledir: "Allah’ın bir haremi vardır ve orası Mekke’dir.He summarizes, "human life, as a gift from God, is sacred and inviolable.
İslam'da en önemli hukuk bilginlerinden olan; Cafer-i Sadık (ö 765), Ebû Hanîfe (ö.An Outline of Governance from a Qur’anic Perspective. al-islam.