sadık ile cümle

sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
(Köpekler çok sadık hayvanlardır.)Životinje su jako vjerne prostoru.
Ama tek sorun karısının kendisine çok sadık olmasıdır.Neobično je jedino to što je njegov vjerni prijatelj konj.
Johan kralın sadık hizmetkârıdır.Lucky je Pozzov vjerni sluga.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Cijeli život ostaju vjerni istom partneru.
Adolf Hitler'in en yakın arkadaşlarından biri ve en sadık yandaşıydı.Bio je jedan od najbližih suradnika i najvećih obožavatelja Adolfa Hitlera.
Onbaşı Domuz: Kral'ın ordusunun sadık lideridir.Karađorđe je osnivač srpske kraljevske loze Karađorđevića.
1993 yılında saldırıların sorumluluğunu Ulster Gönüllü Gücü (UVF) adlı sadık paramiliter örgüt üstlendi.U tu svrhu nastaju Ulsterske dragovoljačke snage (UVF).
Bunun için sadece birkaç sadık dostu onu yolcu etmiştir.Jedino je njegov vjerni prijatelj ostao budan uz njega.
Numenor Kralın Adamları ve Sadıklar olarak ikiye bölünür.Po dva kadiona nalaze se na strani kralja i dostojanstvenika.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Naozaj, je to jediná cesta ako môžem zostať verný tomu, čomu verím.
Çavuş Kamarov - Yönetime sadık kalan Rus askerlerin lideri.Seržant Kamarov veliteľ Russian loyalist forces.
Ahdinde sadık olmalıdır.Svojmu miestu je verná.
O zamandan Azerbaycan futbolunun tarihine dönüşen "Neftçi" siyah-beyaz renklere sadık kaldı.Od tejto doby až doteraz ostali pezinskí futbalisti verní svojej „zeleno-bílej“ farbe.
Michael Gough, Alfred Pennyworth rolünde: Bruce Wayne'in sadık hizmetkarı ve sırdaşı.Michael Gough ako Alfred Pennyworth, Bruceov sluha a spoločník.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Sú bezvýhradne lojálne k svojmu pánovi a jeho rodine.
Sadık âşıklar bu saatlerde uykuda olmamalıdır.Ľudia zo Študentskej ulice nemôžu v noci spávať.
Bu tüccar aileler kendilerini İngiliz soylularından saydıkları için Büyük Britanya Kralı'na sadıktılar.Obchodníci považovali samých seba za anglickú šľachtu, a preto boli lojálni kráľovi.
Orijinal metinden farklılıkları olmasına rağmen temelde efsanenin aslına sadık kalınmıştır.Ako prezradil, hoci sú jeho knihy fikciou, stoja na reálnych základoch.
Timothy (Timmy veya Tim) Timothy, George'nin sadık bir köpeğidir.Timmy (Timothy ali Tim), je pes čistokrvni mešanec.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Vesela, mirna, v pesmi napreduj, zvesta očetom, ki te opazujejo.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.Obrambo trdnjave je vodil sposoben poveljnik Krakra, ki je ostal zvest bolgarski stvari.
Eric Bana, Avustralya kurallar futbolunun sadık bir destekçisidir.Eric Bana je oboževalec avstralskega nogometa.
Başından beri Hitler’in en sadık adamlarından olmuştu.Veljal je za enega pri Hitlerju najbolj priljubljenih generalov.
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.Primeren je tudi, kot prvi pes, saj je potrpežljiv.
Hangi tarafa sadık olduğunu çözememiştir.Za Liutfrida ni znano, na kateri strani se je vojskoval.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Tedaj priseže, da bo nezvesto ženo ubil.
Ayrıca çok sadık biridir, kendine aşırı güvenmesine rağmen takım arkadaşlarının iyiliğini de derinden düşünür.Je tudi zelo trmast, saj nikakor ne posluša nasvetov najboljše prijateljice.
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.Vaje so imeli vsak dan šest dni pred snemanjem.
Kocasının aksine Henrietta Yahudi dini inancına sadık kaldı.V nasprotju z njegovim očetom je mama obdržala judovsko vero.
Sultanına çok sadık.Sultan je še vedno strogo vladal.
Kendinden sonra gelen İsrail kralları da aynı politikaya sadık kaldılar.Poznejši judovski vladarji so bili samo formalno suvereni.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Jis išliko ištikimas Markui iki mirties 169 m. žygio metu.
Ahdinde sadık olmalıdır.Jos turėjo būti ištikimos valstybei.
Lord Voldemort'un en sadık hizmetkarıdır.Ištikima Voldemorto tarnaitė.
Onun yerine o sırada boş olan Sadık Rıfat Paşa atanacaktı.Šiuo metu jo vietoje stūkso bebaigiantis apaugti krūmynais pelkynas.
Sita, sadık bir eş modeli olarak kabul edilmektedir.Syta, kaip ištikima žmona, keliauja su juo.
"Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur.Būki linksmas, nuoširdus – Brolis tau kiekvienas bus.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Tai labai aktyvus žmogus, kovotojas ir labai patikimas.
Suikastten hiç haberi olmayan Tanz ise üçünün arasında Hitler'e sadık kalan tek generaldir.Vienas iš nedaugelio Hitleriui iki galo ištikimybę išlaikiusių bendražygių.
Sahibine sadıktır.Ji priklauso kunigaikščiui.
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.Praeitis tarsi ištikimas šuo lydi juos į ateitį.
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.Kristoforas liko jam ištikimas, nors už savo tikėjimą turėjo paaukoti gyvybę.
Sadık âşıklar bu saatlerde uykuda olmamalıdır.Sel ööl palverändurid ei maga.
Sadık ama zor bir dosttu, acımasız ama adil bir düşmandı.Ta ei olnud enam sõbralik, vaid tige ja õel hunt.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Samuti on ta väga usaldusväärne ja truu sõber.
Papaya sadık kalan Katoliklere tolerans gösterilmeyecekti.Mittekatoliiklaste suhtes muututi sallivamaks.
Hayalet Surat takımındaki herkes için sadık bir arkadaştır.Igasse ilmalikku gildiühingusse kuulus vaimulik.
Güvenilmez bir yoldaşlık üyesidir ama Albus Dumbledore'a sadıktır.Ordu loojaks ja juhiks on Albus Dumbledore.
Bütün ömrünü âşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü.Pea kogu oma elu pühendas ta neljavärviprobleemi lahendamisele.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Abri as portas, para que entre nela a nação justa, que observa a verdade.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Abrid las puertas, y entrará la nación justa que guarda la fidelidad
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Aprite le porte: entri il popolo giusto che mantiene la fedeltà
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Avatkaa portit vanhurskaan kansan käydä sisälle, joka uskollisena pysyy.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Bukalah pintu-pintu gerbang, supaya masuk bangsa yang setia, bangsa yang melakukan kehendak Allahnya
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Deschideţi porţile, ca să intre neamul cel neprihănit şi credincios.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Hãy mở các cửa , cho dân công_bình trung_tín vào đó !
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Hãy mở các cửa, cho dân công bình trung tín vào đó!
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.너희는 문들을 열고 신을 지키는 의로운 나라로 들어오게 할지어다
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Låten upp portarna, så att ett rättfärdigt folk får draga därin, ett som håller tro.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Lat op portene, så et rettferdig folk kan gå inn, et folk som holder fast ved sin troskap.
İlgili Sayfalar