sadık ile cümle

sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Luk Portene op for et retfærdigt Folk, som gemmer på Troskab,
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Nyissátok fel a kapukat, hogy bevonuljon az igaz nép, a hûség megõrzõje.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Odprite vrata, da vnide narod pravični, ki hrani vso zvestobo.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Open de poorten voor iedereen, want allen die de HERE trouw zijn, mogen binnenkomen.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Otevřete brány, ať vejde národ spravedlivý, ostříhající všeliké pravdy.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Otvorte brány, aby vošiel spravedlivý národ, ostríhajúci vernosť.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Otwórzcie bramy, a niech wnijdzie naród sprawiedliwy, który strzeże prawdy.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Ouvrez les portes, Laissez entrer la nation juste et fidèle.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Tut die Tore auf, daß hereingehe das gerechte Volk, das den Glauben bewahrt!
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Ανοιξατε τας πυλας και θελει εισελθει το δικαιον εθνος το φυλαττον την αληθειαν.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Отворете портите, За да влезе праведният народ, който пази истината.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.Отворите ворота; да войдет народ праведный, хранящий истину.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.פתחו שערים ויבא גוי צדיק שמר אמנים׃
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.افتحوا الابواب لتدخل الامة البارة الحافظة الامانة.
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.敞 開 城 門 、 使 守 信 的 義 民 得 以 進 入
Açın kentin kapılarını, Sadık kalan doğru ulus içeri girsin.敞開 城門 、 使 守信 的 義民 得以 進入
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Aby strzegli ścieżek sądu; on drogi świętych swoich strzeże.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.da bi vztrajali na potih pravice; on čuva hojo svetnikov svojih.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Die mensen blijven op de goede weg; de weg die Hij voor hen effent.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.En protégeant les sentiers de la justice Et en gardant la voie de ses fidèles.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.guardando-lhes as veredas da justiça, e preservando o caminho dos seus santos.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.han vokter rettens stier og bevarer sine frommes vei.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Hogy megõrizze az igazságnak útait, és kegyeseinek útját megtartja.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.idet han værner Rettens Stier og vogter sine frommes Vej.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.대저 그는 공평의 길을 보호하시며 그 성도들의 길을 보전하려 하심이니라
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.niin että hän suojaa oikeuden polut ja varjelee hurskaittensa tien.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Ocroteşte cărările neprihănirii, şi păzeşte calea credincioşilor Lui.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Ostříhaje stezek soudu; on cesty svatých svých ostříhá.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Phù hộ các lối của người công bình, Và giữ gìn đường của thánh đồ Ngài.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Phù_hộ các lối của người công_bình , Và giữ_gìn đường của thánh đồ Ngài .
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Preserva las sendas del juicio y guarda el camino de sus piadosos
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.strežúc stezky súdu a ostríha cestu svojich svätých.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.TUHAN menjaga orang-orang yang berlaku adil, dan melindungi mereka yang mencintai Dia
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.ty han beskyddar det rättas stigar, och sina frommas väg bevarar han.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.und behütet die, so recht tun, und bewahrt den Weg seiner Heiligen.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.vegliando sui sentieri della giustizia e custodendo le vie dei suoi amici
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.υπερασπιζων τας οδους της δικαιοσυνης και φυλαττων την οδον των οσιων αυτου.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.За да защитава пътищата на правосъдието, И да пази пътя на светиите Си.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.Он охраняет пути правды и оберегает стезю святых Своих.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.לנצר ארחות משפט ודרך חסידו ישמר׃
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.لنصر مسالك الحق وحفظ طريق اتقيائه.
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.為 要 保 守 公 平 人 的 路 、 護 庇 虔 敬 人 的 道
Adil olanların adımlarını korur, Sadık kullarının yolunu gözetir.為要 保守 公平 人 的 路 、 護庇 虔敬 人 的 道
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.A tady, kamarádi, věrně pokání, není hlučný o milost, ale vděčný za trest.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.A tu, kamaráti, verne pokánie, nie je hlučný o milosť, ale vďačný za trest.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.A tu, towarzysze, jest wierna i skruchy, nie krzykliwej o przebaczenie, ale wdzięczny za karę.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.Dan di sini, rekan-rekan, adalah benar dan pertobatan setia, tidak riuh maaf, tapi bersyukur atas hukuman.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.E aqui, companheiros, é verdadeira e arrependimento fiel; não clamorosa de perdão, mas grato pela punição.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.En hier, scheepsmaten, is getrouw berouw, niet schreeuwerige om vergeving, maar dankbaar voor straf.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.E qui, compagni, è vero pentimento e fedele, non clamoroso di perdono, ma grato per punizione.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.És itt, shipmates, igaz és hű bűnbánat, nem zajos a kegyelmet, de Hálás büntetés.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.In tukaj, shipmates, istovetna kesanje, ne Bučan za odpuščanje, vendar hvaležna za kazen.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.Ja tässä, shipmates, on tosi ja uskollinen katumusta, ei äänekäs anteeksiantoa, mutta kiitollinen rangaistus.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.용서를 떨들썩한 아니라, 그리고 여기 뱃친구를는 사실이 충실한 회개입니다 처벌에 감사.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.Och här, skeppskamrater, är sann och trogen omvändelse, inte larmande om förlåtelse, men tacksam för straff.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.Og her, rejsefæller, er sandt og trofast omvendelse, ikke larmende for benådning, men taknemmelig for straf.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.Und hier, Kameraden, wahr und treu Reue, nicht lärmend um Verzeihung, aber dankbar für die Strafe.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.Y aquí, compañeros, es cierto arrepentimiento y fiel; no clamorosa de perdón, pero agradecido por el castigo.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.И вот, товарищи, является верным и истинным покаянием, не крикливый о помиловании, но благодарны за наказание.
Af için gürültülü değil, ancak ve burada shipmates, gerçek ve sadık tevbe. ceza için minnettarız.И тук, моряци, е вярна и верен покаяние; не бъбрица за помилване, но благодарни за наказание.
İlgili Sayfalar