sadık ile cümle
sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Erişim tarihi: 6 Şubat 2012. ^ Sadık Söztutan (7 Mart 2012).2012年2月6日(周一)-2012年2月10日(周五)进行封闭测试。
Ahdinde sadık olmalıdır.清朝時赐谥忠毅。
Erenler, Sadık.赠靖远侯,谥忠毅。
Bunun için sadece birkaç sadık dostu onu yolcu etmiştir.而這次,只有他的夥伴愛麗坐在他身邊。
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.樂團成立一周後便有一場現場表演,她們為此每天在錄音室練習12小時。
Bizi, ulusların büyük Tanrısı, Gambiya'ya hep sadık kıl.眾國之神保我們,永遠效忠岡比亞。
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes.有昭娘者,遂納為妾,有寵。
Ağa Muhammed Han ona bir grup sadık takipçiyile birlikte Tahran'a gitti.蔡汉卿乃和几位朋友共同来到武汉。
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.你将会成为一位绝地武士,我向你保证。
Birçok Katolik, özellikle Almanlar — birçoğu hala Papa'ya sadıktır — Bohemya şehirlerinden sürüldüler.許多神祇(尤其是荷鲁斯)都由她的樹中誕生。
Antrenörüne ve arkadaşlarına çok sadıktır.相當受到隊員以及教練信賴的人物。
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.忠诚的弗莱维斯则誓言追随泰门到底。
(Eşi Aziz Köseoğlu) Kazım Köseoğlu Sadıka Sabancı(torun)'nın oğlu.辽国軍人,蕭觀音奴是奚王蕭搭紇之孫。
Fincan'ı yıllar önce bırakıp giden Sadık Ali çıkagelir.三年前突然失蹤的丈夫優介回來了。
Sadık âşıklar bu saatlerde uykuda olmamalıdır.西風鳴絡緯,不許愁人睡。
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.따라서 사대(事大), 모화(慕華)에 물들어 있는 자들은 이것을 이언(俚言)이니 음사(淫詞)니 하여 고려가요를 경시하였다.
İstemediği bir evlilik yapan Güzel (Selen Seyven) de Sadık'tan hoşlanır.또한 '좋은(良) 일이 일어나길(咲) 바라며'라는 소원이 담겨있다.
"Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur."벗들이여, 나는 당신들에게 호소하는 바입니다.
(Eşi Aziz Köseoğlu) Kazım Köseoğlu Sadıka Sabancı(torun)'nın oğlu.본관은 영주(永州) 현재의 영천 검교참찬문하부사(檢校參贊門下府使) 무선(茂宣)의 아들이다.
Şeytanın en sadık hizmetçileri de Semum denir.악한 사람의 적수도 사탄이라 한다.
Hangi tarafa sadık olduğunu çözememiştir.어느 쪽이 정확한 것인지는 확인되지 않았다.
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes.조서(趙庶) - 여포의 장수.
Programa sadık kalmak için her gün 12 saat senaryo yazmaya başladılar.이후 그는 매일 하루에 12시간 내지 15시간 고해성사를 주며 지냈다.
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.사육늑대는 개처럼 노동에 적합할 것이라 생각되었다.
Sahibine sadıktır.그는 왕자에게 헌신적이다.
Eğer siz Türk vatanına sâdık kalırsanız elimden gelen her iyi şeyi yapacağım.당과 조국의 이익에 부합하는 것이라면 내가 할 수 있는 한 어떤 것도 할 것이며 아주 잘 해낼 것이다."라고 말했다.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.그러나 화해하였고 타바사에게 충성을 맹세한다.
Sadık, sevecen ve akıllıdır.그녀는 예쁘고 현명하고 상냥했다.
Onun dediği eşine her zaman sadık kaldığıydı.그는 자기 아내에게 늘 진실했었다고 한다.
Gromit ise Wallace'ın sadık köpeğidir.גרומיט הוא כלבו הנאמן והמבריק של וולאס.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.התקדמי בשירה, מאושרת ושלווה, נאמנה לאבותייך הצופים בך.
Aile bireylerine sadıktır ama genellikle bir tek kişiye bağlanır.הוא נאמן למשפחתו אם כי בדרך כלל הוא יצור קשר חזק יותר עם אחד מבני המשפחה.
Gast ve Overbeck, Nietzsche'nin hayatının sonuna dek sadık dostları olarak kaldılar.סייר ופרנקלין ישארו חברות טובות עד ליומה האחרון של פרנקלין.
Hatta bazı yazarlar onun için "Bir köle kadar sadıktı" demişlerdir.לכן, לדעתו, כולם צייתו לו כמו עבדים.
Filmin romana oldukça sadık kaldığı belirtilmiştir.הסרט נאמן למדי לרומן.
Kurucusu Cafer Sadık Abalıoğlu 'dur.וכן אומר יקותיאל נאמן.
İzci, yurduna, milletine, ailesine ve izci liderlerine sadıktır.הצופה נאמן לעמו, לארצו, למדינתו ולשפתו.
Onbaşı Domuz: Kral'ın ordusunun sadık lideridir.המורדים הביסו את צבא נאמני המלך.
Ama Aulë Eru'ya sadık kaldı.כל שאר המדינה הסרבית נשארו נאמנות לצאר.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.אני חושבת שהמוטו היחידי שלי הוא להיות נאמנה לעצמי".
Bunun için sadece birkaç sadık dostu onu yolcu etmiştir.רק הצטרפות מספר אצילים פולנים איפשרה לו להמשיך במהלך.
Sezar'a sadık bir denizci olan Gaius Didius pek çok Pompeius taraftarı gemiyi batırdı.Гай Дидий, морски командир лоялен към Цезар, преследва и хваща повечето от корабите на Помпей.
Amerikan Devrimi'nden sonra Büyük Britanya'ya sadık olanlar Kanada'ya yerleştiler.След революцията хиляди британски лоялисти напускат САЩ и се установяват в Канада.
Sahibine sadıktır.Той е лоялен на своя крал.
Antrenörüne ve arkadaşlarına çok sadıktır.Изключително лоялен и предан на работата, приятелите и колегите си.
Daha sonra Weimar Klasik olarak da bilinen Edebiyat Klasiği, bu prensiplere sadık kalmıştır.Ваймарската класика остава вярна на тези принципи.
"Can bedenden çıktığı" için artık bu söze sadık kalması gerekmez.Не е необходимо изпитващия да се чувства „извън тялото“.
Bir daha evlenmeyen Behçet Efendi de hayatı boyunca Makbule Hanım'a sadık kalır.Ека Попова не се омъжва повторно и остава вдовица до края на живота си.
Ancak ortak özellikleri, Osmanlıya karşı daima sadık kalmış olmalarıydı.Поради това, отношението на караманите спрямо османците винаги е било презрително.
Eric Bana, Avustralya kurallar futbolunun sadık bir destekçisidir.Австралийският футбол (футбол по австралийски правила) е контактен отборен спорт с топка.
Böylelikle kendine sadık kalacak büyük bir askeri birlik bulunmasını sağlamıştı.Затова той чувства нуждата от въоръжен ескорт, който да му е изцяло предан.
Ödülü en çok kazanan oyuncu unvanı ise 4 kez ile Reşad Sadıkov'da.Най-много наградата е печелена от Стефка Костадинова – 4 пъти.
Reşat Nuri Güntekin'in romanına bire bir sadık kalınarak sahneye uyarlanmıştır.Паметта на Нодар Кумариташвили е почетена с едноминутно мълчание.
İmâm Câʿfer-i Sâdık'ın öğrencisidir.Той е без това прилича на Учиха Саске.
(Köpekler çok sadık hayvanlardır.)Тези кучета са много верни на своите стопани.
Kendisi sonuna kadar Mussolini'ye sadık kaldı.След това тялото му е овесено до това на Мусолини.
Cafer-i Sadık'a kadar olan İmamları ise Şiiliğin her iki mezhebi de kabul etmektedir.Макар, че били съвсем здрави двете кучета на Кармапа умират в деня на кремацията му. .
Bütün ömrünü âşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü.Цял живот си служи, по неволя, с лявата.
R2-D2 rolünde Kenny Baker: Luke Skywalker'ın sadık droididir.Kenny Baker kao R2-D2: droid Lukea Skywalkera.
Bazen birbirleriyle konuşmazlar; fakat yine de Harry'nin en sadık arkadaşı ve yardımcısıdır.Ali ne uvijek: ponekad zaboravljaju čak i na molbe najbližih, prijatelja.