sadık ile cümle

sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Bu nedenle hiç de sadık değildir.Tidak selalu mudah untuk menjadi setia.
Sahibine sadıktır.Dia juga setia kepada tuannya.
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.Tomaž sendiri tetap setia kepada Vardanis sampai dia menyerah.
Ayrıca, tıbbi planlara sadık kalınması ve yaşam tarzında değişiklik yapılmasında da zorluklar yaşanmaktadır.Pasien juga mengalami kesulitan mematuhi jadwal minum obat dan mengubah gaya hidup.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Đinh Bộ Lĩnh bersumpah setia padanya, dan menjadi putra angkatnya.
Rut: arkadaş, Naomi'ye sadık kalmaya ant içtiğinden.Tapi ia merasa terhibur karena Romy setia menemani.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Pada 1606, Cervantes menetap secara permanen di Madrid hingga akhir hidupnya.
Allah bu şehre Sadık, Saduk ve üçüncüleri Şelum olan üç elçi gönderdi.Kemudian mereka juga dikunjungi tiga rasul (Petrus, Yakobus dan Yohanes) untuk diserahi imamat Melkisedek.
Gast ve Overbeck, Nietzsche'nin hayatının sonuna dek sadık dostları olarak kaldılar.Cho đến cuối đời ông, Gast và Overbeck vẫn là những người bạn trung thành.
Bu karmakarışık ilimden hiç kimse bir şey anlamadığı gibi İmâm Câʿfer-i Sadık ta hâdiseden bihâberdi.Thực sự với hình hài này, khó có ai có thể tin được đây là một con cừu.
Lord Voldemort'un en sadık hizmetkarıdır.Peter là tay sai trung thành nhất của Voldemort lúc đó.
Üç kardeş birbirine çok bağlı ve sadıktır.Cả ba anh em đều nóng tính, nhưng một lòng trung thành.
Bununla beraber Alucard da onun sadık hizmetkârı olmaya kendini adar.Sako thực sự chứng tỏ mình là một người bạn đáng tin cậy.
Sahibine sadıktır.Bà Trưng xưng Vương.
Ahdinde sadık olmalıdır.Tuyệt đối trung thành với bệnh nhân.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Nhưng việc cần phải chú trọng tuyệt đối chính là việc giữ vững niềm tin nơi Phật pháp.
İbrahim Sadıki (Farsça: ابراهیم صادقی; d.一時期アラシヤマと同居していた(それでアラシヤマから一方的に懐かれていた)。
Robert sadık bir monarşist olarak büyüdü.ロバートも当然ながら忠実な君主制主義者として育てられた。
Ancak yeni senaryoda orijinaline sadık kalınmamıştır.しかしどちらも原書にあまり忠実ではなかった。
Muti itaat eden, sadık manasındadır.漢では諫言をした忠臣が殺される。
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.また実力が伯仲する者同士が張り合うことも「一騎討ち」と表現される。
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.頭が良く、犬のように忠実である。
Malaki bunun ardından hemen halkın sadık olmadığını dile getirmektedir.その軽い人柄故か、庵に話(主に警察官であること等)をまったく信じてもらえずにいた。
Hitler onu "der treue Heinrich" (Sadık Heinrich) diye çağırırdı.アドルフ・ヒトラーからはその忠実ぶりから「忠臣ハインリヒ」と呼ばれていた。
Sahibine sadıktır.主人にも忠実。
Fiéis (Sadıklar): Katanga’lı sürgünlerdir.戒名は戯生院法幸団徳信士。
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes.華原 優(かはら ゆう) 風俗嬢。
Sadıktır, kocasının ismine gölge düşürmez.貞淑で夫には口答えしない。
Sultanına çok sadık.ゾンビ達は彼に忠実。
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.私はこれらの信念にゆるぎなく忠実である。
Allah bu şehre Sadık, Saduk ve üçüncüleri Şelum olan üç elçi gönderdi.三邪導師(さんじゃどうし) カルマの使徒たち。
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.トマスはただ一人バルダネスが降伏するまで彼への忠誠を維持した。
Sadık Tahsin Arsal, (d.右兵衛忠俊(?
Tüm binalar aslına sadık kalarak restore edilmiştir.武装も全て忠実に再現されているという徹底ぶり。
Ahdinde sadık olmalıdır.恐ろしいほど忠実に。
Caligula'nın sadık Germen muhafızı karşılık verdiğinde İmparator zaten ölmüştü.カリグラの身辺警護をしていたゲルマン人兵士が到着したとき、皇帝はすでに息絶えていた。
Crowley de Tanrı'sına pek sadık değildir.カトリックは国家への忠誠心が足りない。
On, on beş Ve yirmi yıllık devlete sadık ve kusursuz hizmete göre verildi.天長7年(830年)従五位下・正親正に叙任される。
Sadık Dik.忠誠心だよ。
Çavuş Kamarov - Yönetime sadık kalan Rus askerlerin lideri.カマロフ(Kamarov) ロシア陸軍特殊部隊隊長。
Gast ve Overbeck, Nietzsche'nin hayatının sonuna dek sadık dostları olarak kaldılar.ガストとオーヴァーベックは、ニーチェの生涯を通じて、誠実な友人であり続けた。
Şeytanın en sadık hizmetçileri de Semum denir.悪魔界の秩序を重んじる種族で、悪魔族最強と言われる。
Bütün ömrünü âşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü.生涯、家康の覚えめでたい忠勤ぶりを見せた。
Hitler'in ölümüne kadar ona sadık kalmıştır.ヒトラーに忠誠を誓った。
Malaki, sadık olanların yargı günü geldiğinde ortaya çıkacağını belirtir.ジャスティスが真の正義を貫くときに発現すると言われる。
Lokar'a en sadık kişidir.ボライソーの最も忠実な部下。
Güzel'in kardeşi Güzel'i öldürmek üzereyken Sadık ortaya çıkar.妹のシゲ子に美子・美男を託し亡くなった。
Erden; katışıksız, erdemli, sadık demektir.大地法可通於善、惡,與一切心相應俱起。
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.神話中記載,對著這一把槍發誓的人,他的誓言必將實現。
Muti itaat eden, sadık manasındadır.追封定興王,謚忠烈。
Humphrey, üveybabası ve Guy'a sadık kamaya devam etti.可是汉弗莱仍然忠于继父和盖伊。
Ayrıca, tıbbi planlara sadık kalınması ve yaşam tarzında değişiklik yapılmasında da zorluklar yaşanmaktadır.人们同时也面对坚持服药以及改变生活方式的挑战。
Soğukkanlı, ciddi ve Don Salieri'ye çok sadıktır.性格較認真、冷酷,對亞基姆十分忠誠。
Hayranlarım buna bayılacak çünkü bana sadıklar.其他人可以來親我的屁股,因為我是無罪的。
Crowley de Tanrı'sına pek sadık değildir.挪亞對上帝十分忠誠。
Daha sonra Weimar Klasik olarak da bilinen Edebiyat Klasiği, bu prensiplere sadık kalmıştır.文学上的古典主义,即后来所谓的“魏玛的古典主义”也忠于他的原则。
Sultanına çok sadık.對主人非常忠心。
Sadece Remiler ve Lingoneler Roma ile olan ittifak anlaşmalarını sadık kalmayı tercih ettiler.只有雷米人和林贡斯人决定维持他们对罗马的同盟。
Sadık Dik.諡忠烈。
Dostlarına sadıktır.對朋友相當忠誠。
İlgili Sayfalar