sadık ile cümle
sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
III.Heinrich, Noel sarayında asilzadeleri oğluna sadık olmaya söz vermeye teşvik etti.Tätä ennen jouluna Henrik III suostutteli läsnä olevat aateliset vannomaan uskollisuutta pojalleen.
Filmin romana oldukça sadık kaldığı belirtilmiştir.Elokuvan käsikirjoitus on aika uskollinen romaanille.
Ayrıca sevdiklerine karşı da aşırı sadıktır.Silti he ovat lojaaleja hänelle.
Bunun için sadece birkaç sadık dostu onu yolcu etmiştir.Vain harvat kirkonmiehet puolustivat sitä.
Tereddütsüz sadıktır.Onko rouvani uskoton?
Sadık Dik.Uskollinen.
Hangi tarafa sadık olduğunu çözememiştir.Sarjassa ei voi oikein päätellä kenen puolella Kuma on.
Maeglin'e sadık, kazıcılardan oluşuyordu.Heillä oli ne sepät, jotka eivät olleet uskollisia Maeglinille.
Hitler'in ölümüne kadar ona sadık kalmıştır.Tästä lähtien hän pysyi Hitlerille horjumatta uskollisena aina tämän kuolemaan asti.
Mahmut Sadık, Ekim 1951.Vehmaan sankaripatsas, 1951.
Ama Aulë Eru'ya sadık kaldı.Λουλακάκη παραμένει πιστός εις την Έν.
Kendisi sonuna kadar Mussolini'ye sadık kaldı.Έδρα του δήμου ορίστηκε η Μυτιλήνη.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Ορκίζομαι να προσέχω πάντοτε εις την διαγωγήν μου, να είμαι ενάρετος.
Bu sırada köy halkı Sadık'ı öldürmeye kararlıdır.Τελικά, οι Νάνοι, αποφασίζουν να σκοτώσουν τον Νοσφιστή.
Hangi tarafa sadık olduğunu çözememiştir.Δεν είναι γνωστό σε ποια θεότητα ήταν αφιερωμένος.
Sadık âşıklar bu saatlerde uykuda olmamalıdır.Για μένα όμως δεν υπάρχει εποχή που να κοιμάται ο έρωτας.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Ο Βέρος έμεινε πιστός στον Μάρκο Αυρήλιο έως τον θάνατό του, το 169.
Caligula'nın sadık Germen muhafızı karşılık verdiğinde İmparator zaten ölmüştü.Όταν συνομολογήθηκε ειρήνη μεταξύ του χαλίφη και του αυτοκράτορα είχαν ήδη πεθάνει.
Filmin geri kalanında senaryoya sadık kalınmıştır."Κατά τ' άλλα η ταινία παραμένει πιστή στο θεατρικό.
En sadık yardımcısı Er Chernov'dur.Call of Duty: Black Ops'da da karşımıza çıkacaktır.Ο πιο κοντινός σταθμός είναι ο Βιλιέρ-λε-Μπελ – Γκονές – Αρνουβίλ στην γραμμή D του RER.
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.Ja lad den være med. Husk den er social som en hund.
Aile bireylerine sadıktır ama genellikle bir tek kişiye bağlanır.De elsker deres familie, men knytter sig som regel til en bestemt person i familien.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Men jeg har svoret saavel landet som Deres Majestæt evig troskab.
Sadıkoğlu şu anlamlara gelebilir: Fehmi Sadıkoğlu (d.Som svar på det spørgsmål må man (i følge bl.a.a.
Nabucco bu kendine sadık kıtasıyla hainleri cezalandırmaya ve Fenena'yı kurtarmaya kararlıdır.Han får følgeskab af en deling loyale soldater og beslutter at straffe forræderne og redde Fenena.
Bu karmakarışık ilimden hiç kimse bir şey anlamadığı gibi İmâm Câʿfer-i Sadık ta hâdiseden bihâberdi.Ingen vidste derfor ret, hvad der boede i den stille og indesluttede mand.
Ahdinde sadık olmalıdır.Tabet skal være påregneligt.
Ama tek sorun karısının kendisine çok sadık olmasıdır.Det værste for ham er, når hans kone ønsker sex.
Crowley de Tanrı'sına pek sadık değildir.Baron Stanley, var ikke så trofast.
Sadık Dik.Loyal.
Örneğin "Peygamberimize sadık bir ümmet olmak istiyorum." gibi.For at blive medlem skulle man derfor "kendelig være ven af Guds børns samfund".
Louis ikinci eşi Françoise d'Aubigné'ye karşı daha sadıktı.Hans anden kone var Adeliza af Louvain.
Timothy (Timmy veya Tim) Timothy, George'nin sadık bir köpeğidir.Timmy/Tim/Timothy Timmy er Georges trofaste hund.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Verus forble lojal til sin død i 169.
Messalina'ya sadık olanlar arasında Konsül Lucius Vitellius'da vardı.Blant de som var lojale mot henne, var Lucius Vitellius.
Bu karmakarışık ilimden hiç kimse bir şey anlamadığı gibi İmâm Câʿfer-i Sadık ta hâdiseden bihâberdi.Finnes det i det hele tatt noe som selv ikke en slik ond ånd ikke kan bedra meg med?
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Gruffydd sverget en ed på å være en trofast underkonge av Edvard.
Sadece birkaç eyalet Roma'ya sadık kalmak için bu kadar hevesli olmuştur.Få av de romerske provinsene var mer entusiastisk lojale til Roma enn denne.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Han er en veldig smart og lojal venn.
1993 yılında saldırıların sorumluluğunu Ulster Gönüllü Gücü (UVF) adlı sadık paramiliter örgüt üstlendi.De fleste ble rekruttert fra den lojalistiske Ulster Volunteer Force (UVF).
Çavuş Kamarov - Yönetime sadık kalan Rus askerlerin lideri.Sersjant Kamarov er leder for de russiske lojallistene og hjelper SAS-troppene.
Louis ikinci eşi Françoise d'Aubigné'ye karşı daha sadıktı.Det er usikkert hvor Françoise d'Aubigné ble født.
Şermadin – Avtandil’in sadık hizmetlisi.VIII - Høyst lysende Salomos betrodde broder.
Ama Aulë Eru'ya sadık kaldı.«Til skyene rekker din trofasthet.
Dik başlı, kararlı ve sadıktır.Aktiv, hengiven og lojal.
Şeytanın en sadık hizmetçileri de Semum denir.Ordet kan dessuten betegne onde ånder (demoner) som er djevelens (Lucifers) tjenere.
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.The loyal Flavius bersumpah untuk menemukannya.
609-610 arasındaki durum, Phocas ve ona sadık olanlar için hızla korkunçlaştı.Situasi pada 609–610 dengan cepat menjadi menakutkan bagi Phocas dan para pendukungnya.
Sadık Dik.Dia setia.
Adnan Sadık Erzi (Ed.).Laksamana Madya TNI (Ant.)
Kapadokya valisi Martius Verus, Marcus Aurelius'a sadık kalmayı tercih etti.Gubernur dari Cappadocia, Martius Verus, tetap setia kepada Marcus Aurelius.
Sadece Remiler ve Lingoneler Roma ile olan ittifak anlaşmalarını sadık kalmayı tercih ettiler.Hanya Remi dan Lingones yang bersikukuh mempertahankan aliansi dengan Romawi.
Edirne'liler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler.Galerius meninggalkan kota, menyatakannya tidak aman.
Gondor’a sadık kalanlar ise öldürüldü.Sebagian penduduk Gondor meninggal.
8 Ekim 1895 sabahında, Daewongun'a sadık olan Hullyeondae Alayı, Gyeongbok Sarayı'na saldırdı.Pada dini hari tanggal 8 Oktober 1895, sekelompok penyusup bersenjata menerobos Istana Gyeongbok.
Erden; katışıksız, erdemli, sadık demektir.Tanah Firdaus (Syurga) - hati sebagai tempat keyakinan, keimanan, dan kemahuan.
Üç kardeş birbirine çok bağlı ve sadıktır.Setiap orang ingin setia kawan dan butuh kesetiakawanan.
Bunun için sadece birkaç sadık dostu onu yolcu etmiştir.Hanya beberapa sahabat tepercaya saja yang menerimanya.
Emir Abdullah Efendi, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı.Pangeran Syarif Ali Alaydrus menjabat sebagai Raja Sabamban hingga akhir hayatnya.
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.Ia terus dikenang sebagai lambang kesetiaan anjing terhadap majikan.