sadık ile cümle
sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
O ailesine sadık.Вона слухається батьків.
Mary ülkesine sadıktır.Мері вірна своїй країні.
Brecht, temel konuya sadık kalsa da, genel konsepti ve bazı detayları değiştirir.У той час як Брехт залишається вірним основній темі, він змінює загальну концепцію та деякі деталі.
Sadık arkadaşı Flavius onu bulmaya yemin eder.Loajální Flavius se ho vydá hledat.
On, on beş Ve yirmi yıllık devlete sadık ve kusursuz hizmete göre verildi.Dvacet let dialogu Důstojně a radostně.
Dik başlı, kararlı ve sadıktır.Je silná, odhodlaná a věrná.
Ama tek sorun karısının kendisine çok sadık olmasıdır.Proslul jedině tím, že mu jeho manželka byla nevěrná.
"Can bedenden çıktığı" için artık bu söze sadık kalması gerekmez.Co čtete toto psaní, nejsem již mezi živými.
Uygulamaya ile başarı oranı tedaviye sadık kalındığında % 95 oranı civarındadır.Lze léčit snadno, léčba má až 95% účinnost.
Sahibine sadıktır.Je oddaný králi.
Lord Voldemort'un en sadık hizmetkarıdır.Pettigrew je popisován jako nejzbabělejší služebník lorda Voldemorta.
Olgun insan olgun insan Sırrına sadıktır gizler.Jenomže bývalý sirotčinec skrývá tajemství....
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.Také zde sedí pes jakožto symbol věrnosti města panovníkovi.
Lord Hastings (genç krala kayıtsız şartsız sadık olduğu düşünülerek olacak) ertesi gün hemen idam edildi.Lord Dashwood se druhý den rozhodne odejít z politiky.
Ahdinde sadık olmalıdır.Svému hnízdišti bývá věrná.
Hayranlarım buna bayılacak çünkü bana sadıklar.Tyto ženy jsou mi velkou oporou, protože znají všechny mé vady.
Papaya sadık kalan Katoliklere tolerans gösterilmeyecekti.Nedal katolíkům jasné mravní normy.
Şeytan'a göre, Tanrı'ya gerçekten vefalı, sadık tek bir kişi bile yoktur.Ze všech spojenců zůstal nám pouze jediný, starý a spravedlivý Bůh“.
Filmin geri kalanında senaryoya sadık kalınmıştır."Ve filmu se pak tohoto scénáře striktně drželi.
Ancak, Ostrogot Theodoric, Odoacer'u mağlup ettiğinde, ona sadık olan Heruliler İtalya'da çok acı çektiler.Poté, co mu poražené vojsko složilo přísahu věrnosti, vypravil se Diocletianus do Itálie.
Sahibine sadıktır.Îi e loială reginei.
Caligula'nın sadık Germen muhafızı karşılık verdiğinde İmparator zaten ölmüştü.Până ca paza germanica loiala lui Caligula sa intre in alerta, împăratul era deja mort.
Kore rolüyle Jenna Lind : Crassus'a sadık bir köle.Jenna Lind este Kore - o sclavă a lui Crassus și amantă a sa.
Sezar'a sadık bir denizci olan Gaius Didius pek çok Pompeius taraftarı gemiyi batırdı.Gaius Didius, comandant naval loial lui Cezar, a vânat și a distrus majoritatea corăbiilor pompeiene.
Filmin adında da eserin orijinal Fransızca ismine sadık kalınmıştır.Acest lucru explică frecvența cu care se întâlnesc numele de familie de origine franceză.
Hayranlarım buna bayılacak çünkü bana sadıklar.Cred că fanii mei vor fi cu adevărat fericiți pentru asta.
Emir Abdullah Efendi, ömrünün sonuna kadar İngilizlerin sadık dostu olarak kaldı.Joachim a rămas un favorit al publicului englez până la sfârșitul vieții sale.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Alexandru a jurat că îi va pedepsi crunt pe bandiții perși.
Öğretmen Sadık Sadıklar'ın oğludur.El este fiul credincios...al clasei muncitoare.
Sadık Paşa, Adam Mickiewicz'in eski bir dostuydu.Poetul cel mai notabil și recunoscut a fost Adam Mickiewicz.
1992'de çıkardığı Matters of the Heart ile artık daha sınırlı sadık bir dinleyici kitlesine hitap ediyordu.Az 1992-ben megjelenő Matters of the Heart már egy kisebb, de odaadó rajongótábornak szól.
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes.Râmnicu Vâlcea (Râmnicu Vâlcea), Vâlcea megye székh.
Kurucusu Cafer Sadık Abalıoğlu 'dur.Az adófizető szlávok hűséges szövetségesekké váltak.
Lord Voldemort'un en sadık hizmetkarıdır.Hűséges szolgája Voldemortnak.
(Köpekler çok sadık hayvanlardır.)Kutya: hűséges, visszaszelídített állatok.
Ancak, sözcüğüne sadık kaldı ve bir önceki haftadaki eylemleri için "özür diledi".Egyúttal sajnálatát és részvétét fejezte ki az eddigi napok eseményei kapcsán.
Sadık Paşa, Adam Mickiewicz'in eski bir dostuydu.Nagyapja Tomasz Zan költő, Adam Mickiewicz barátja volt.
Sadık Dik.Olyan hűségesek vagytok.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.A vőlegény megesküszik, hogy örökké hűséges marad.
Dostlarına sadıktır.Hűséges a párjához.
Sadık âşıklar bu saatlerde uykuda olmamalıdır.Az éjjeliőr nem tud aludni.
Bu nedenle hiç de sadık değildir.Tehát mégse vagyok őrült.
Gromit ise Wallace'ın sadık köpeğidir.Gromit – Gromit Wallace beagle kutyája.
Sultanına çok sadık.Hűen követi Kariját.
Kirov, sadık bir şekilde Josef Stalin'i destekledi ve 1926'da Leningrad parti liderliğiyle ödüllendirildi.1926-ban lojalitásáért Sztálin a leningrádi pártszervezet elnöki posztjával jutalmazta.
Bu sürümde oyuna sadık kalınmıştır.Örökre hű maradt a Jászsághoz.
Köpekler sadıktır.A kutyák hűsėgesek.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Iloisina, rauhaa rakastavina, laulaen eteenpäin kulkevina, uskollisina esi-isillesi, jotka vartioivat sinua.
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes.Se erkanee Nevasta Koivusaaren (ven.
McGonagall aynı zamanda Albus Dumbledore ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı'nın en sadık destekleyicilerindendir.McGarmiwa on yksi Albus Dumbledoren luotetuimmista ystävistä ja liittolaisista.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Se on uskollinen omistajalleen ja muille lähimmille ihmisilleen.
Robert sadık bir monarşist olarak büyüdü.Hänestä tuli kiihkeä monarkisti.
Çekingen ve sadıktır.Toivorikas ja uskollinen.
Köpek gibi sadık olmak mı diye de düşündürür.Siitä saa myös uskollisen vahtikoiran.
Bazen birbirleriyle konuşmazlar; fakat yine de Harry'nin en sadık arkadaşı ve yardımcısıdır.Hän on yleensä sankarin ystävä sekä usein uskollisin ja lähin apulainen.
Hulli ölümüne kadar Assur’a sadık kalır.Kuolemaan asti uskollinen kreiville.
Lokar'a en sadık kişidir.Basta on Capricornin uskollisin mies.
Sadık hizmetçisi Frankenstein'ın müdür olduğu Yee Ran lisesine gider.Rai päätyy kouluun, jonka rehtorina toimii hänen palvelijansa Frankenstein.
Gibonlar bütün ömür boyunca tek bir eşe sadık kalırlar.Puolisot ovat toisilleen uskollisia koko elinikänsä.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Verus kuitenkin kuoli syyskuussa 169.