sadık ile cümle

sadık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sebeple hükümdarlar, bunların güvenilir ve sadık kimselerden olmasına dikkat ederlerdi.يعبدونهم ويُعتبرون أيضًا بمثابة عروض نذرية من المؤمنين المخلصين.
Allah bu şehre Sadık, Saduk ve üçüncüleri Şelum olan üç elçi gönderdi.فبعث الله إليه ثلاثة من الرسل هم: صادق ومصدوق وشلوم فكّذبهم.
Ayrıca sevdiklerine karşı da aşırı sadıktır.وهو أيضاً ذو وفاء قوي لمن يحبهم.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.أنا آسف حقا، ولكن هذا هو السبيل الوحيد للخروج بالنسبة لي.
Sadıka Hatun (Saadet Işıl Aksoy) — Macar Kontes.من "العدو البعيد" إلى "العدو القريب" بقلم ياسر الزعاترة.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.لذا اقسمت ألا أكون عبدة لأي رجل.
Romanın tarihsel gerçeklere çok da fazla sadık kalmadığı söylenmektedir.لكن هذه الروايات التاريخية تفتقد الكثير من الدقة.
Tereddütsüz sadıktır.نسى الإخلاص.
Sadık Han, Tebriz'i ele geçirdi.وأن الهيثم بن معاوية جبريل.
Eric Bana, Avustralya kurallar futbolunun sadık bir destekçisidir.ايرك بانا مشجع قوى لكرة القدم الأسترالية.
Yalsızuçanla, Sadık (2015).سيرة الرسول (صلي الله عليه وسلم) (2015).
Çünkü köpekler kedilerden daha sadıktır.لأن الكلاب أكثر وفاء من القطط.
Kendisi sonuna kadar Mussolini'ye sadık kaldı.Ela permaneceu fiel a Mussolini até o fim.
The Invasion boyunca Big Show bir yüz olarak geri döndü ve WWF'ye sadık kaldı.Durante a Invasion, Big Show permaneceu leal a WWF.
Thomas, tek başına Bardanes teslim olana kadar ona sadık kaldı.Tomás continuou leal a Bardanes até este se render.
Sultanına çok sadık.É muito fiel ao Conde.
Billboard'tan Silvio Pietrolungo, "2.200 kişilik kalabalık kesinlikle sadıktı." ifadesini kullandı.Silvio Pietrolungo, da Billboard, disse que "as 2.200 pessoas, foram, sem dúvida, dedicadas".
Sadık Dik.É leal.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Ele é um bravo lutador e leal amigo.
Tanrı, toprakların alınması için Yeşu'yu görevlendirdi ve onu Ahit'e sadık kalınması konusunda uyardı.Deus ordena que Josué conquista o território e alerta para que ele se mantenha fiel à aliança.
Glenn Mills olarak, Sky Devils'in genç sadık bir emir subayı ve helikopter pilotu.Jason Mitchell como Glenn Mills, um jovem oficial leal e piloto de helicóptero dos Sky Devils.
Winifred şahsen Hitler'e sadık kalmasına rağmen Nazi Partisi'ni desteklediğini yalanladı.Embora Winifred fosse muito fiel a Hitler, ela negou que tivesse ligação com o Partido Nazista.
Fiéis (Sadıklar): Katanga’lı sürgünlerdir.Juntamente com Raijin, são companheiros fiéis de Seifer.
609-610 arasındaki durum, Phocas ve ona sadık olanlar için hızla korkunçlaştı.A situação em 609-610 rapidamente foi se tornando difícil para Focas e seus aliados.
Chuck (Sarı Kuş): Red'in en sadık arkadaşı ve en hızlısıdır.Chuck é o melhor amigo de Red e o mais rápido dos pássaros.
Shockwave: Usta bir Decepticon ajanı olan Shockwave Megatron'un en sadık askerlerinden birisidir.Shockwave: Um dos soldados mais leais de Megatron.
Dostlarına sadıktır.É leal com os amigos.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.A defesa era encabeçada pelo hábil comandante Cracra, que permaneceu leal à causa búlgara.
Ancak bu yapıtın asıl üstünlüğü ve ebedi değeri, büyük bir kişinin zihninin sadık bir yansıması olmasındadır.Mas seu valor supremo consiste no fato de representar fielmente o reflexo da mente de um grande homem.
Filmin adında da eserin orijinal Fransızca ismine sadık kalınmıştır.No entanto, por motivação histórica, o hotel mantém seu nome original.
Ama Aulë Eru'ya sadık kaldı.Só os messênios se mantiveram fielmente leais.
Ve ona, sadık bir vasali olacağıma dair bağlılık yemini ettim.Jurar é fazer um juramento, uma promessa solene.
Her birine de, kardeşlerini ve sadık adamlarını kral tayin etti.Legou todos os bens ao rei seu irmão.
Russo, Gabriel'in sadık yardımcısı Chris Palermo ....Pai, Enforcer da lei Richard Barron ...
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.É contrariado sempre por Susan.
Ersoy Ulubey'in en sadık ve en güçlü adamıdır.Este o mais forte e o mais leal a sua comandante Pandora.
İzci, yurduna, milletine, ailesine ve izci liderlerine sadıktır.Um Escoteiro é leal ao seu país, nação, família e líderes.
Erden; katışıksız, erdemli, sadık demektir.Zij waren waarzeggers hier op de aarde, goedhartig en bereidwillig.
Başından beri Hitler’in en sadık adamlarından olmuştu.Hij was één der meest trouwe volgelingen van Hitler.
Her birine de, kardeşlerini ve sadık adamlarını kral tayin etti.Ze moesten echter wel trouw zijn aan hun heer en koning.
Zor, kötü bir çocuk gibi görünmek ister, ama konu dostluk olunca sadık ve dürüsttür.Hij wil eruitzien als een stoere bad-boy, maar is trouw en serieus als het gaat om vriendschappen.
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.Zij beperken de beloften tot zaligheid tot hen die inwendig in het verbond begrepen zijn.
The Invasion boyunca Big Show bir yüz olarak geri döndü ve WWF'ye sadık kaldı.Later tijdens de The Invasion periode, bleef Big Show de WWF loyaal en worstelde tegen de WCW-worstelaars.
Carl'a her zaman sadık kalmıştır.Zij is hem altijd trouw gebleven.
Sadık Dik.Dat werd Trouw.
Neşeli, huzurlu, şarkı söyleyerek ilerle, Geçmiş sadık bir şekilde sana bakıyor.Vreugdevol, vredevol, ga voort terwijl je zingt, Vertrouwend op de vaders die naar je kijken.
O her zaman sadık yardımcısı, danışmanı, ve gizli hayranı olan Waylon Smithers'la birlikte görünür.Hij wordt altijd bijgestaan door zijn loyale bediende Waylon Smithers.
Tereddütsüz sadıktır.Kwade trouw.
Ancak yeni senaryoda orijinaline sadık kalınmamıştır.Hun versies bleven echter evenmin trouw aan het origineel.
Mehmet Sadık Perinçek (d.De onvervangbare schat (Fr.
Hulli ölümüne kadar Assur’a sadık kalır.Herpert van Foreest is Haarlem tot zijn dood trouw gebleven.
Gwain, efsaneye göre Kral Arthur'un Yuvarlak Masasındaki en sadık şövalyelerinden bir tanesidir.Galahad was een van de ridders van de ronde tafel van koning Arthur.
Bütün ömrünü âşıklık geleneğine sadık kalarak sürdürdü.Sinding bleef zijn leven lang trouw aan zijn eigen behoudende stijl.
Ahdinde sadık olmalıdır.Wees hier trouw aan in de toekomst.
Ticaret sadıklar'ın tek geçim kaynağıdır.I'll be free bleef het enige commerciële succes van The Incrowd.
Sadık, sevecen ve akıllıdır.Wees liefdevol, begripvol en aardig.
Sahibine ve ailenin diğer üyelerine son derece sadıktır.Ze zijn zeer gehecht aan hun baas en diens gezin.
Sadıktır, kocasının ismine gölge düşürmez.Ook de naam van haar man mag ze niet prijsgeven.
Verus 169'da bir seferde ölene kadar sadık kaldı.Ratcliffe was in werkelijkheid in 1609 al gestorven.
Burada Tang'a sadık bir yönetim kurulmuştur.Hij kreeg hiervoor een Thaise koninklijke onderscheiding.
İlgili Sayfalar