sabırsız ile cümle
sabırsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Oyunun başlaması için sabırsızdım.I was impatient for the game to start.
Gelecek yüzyılı sabırsızlıkla bekleyelim.Let's look ahead to the next century.
Baharın gelişini sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to the return of spring.
Bu ilkbahar onları görmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to seeing them this spring.
Öğrenciler yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorlar.The students are looking forward to the summer vacation.
Ne kadar uzun süre beklediysek, o kadar daha sabırsız olduk.The longer we waited, the more impatient we became.
At sabırsızlıkla homurdandı.The horse snorted impatiently.
O seni görmek için sabırsızlanıyor.He is impatient to see you.
Onun hediyesini sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to his present.
O akşamki randevuyu sabırsızlıkla bekliyordu.He was looking forward to that evening's date.
O bir sabırsızlık jesti yaptı.He made a gesture of impatience.
Kızını görmek için çok sabırsızdı.He was impatient to see his daughter.
Kız çocuğunu görmek için sabırsızdı.He was impatient to see his daughter.
O, oğlunu görmek için sabırsızlanıyordu.He was impatient to see his son.
O, babasından daha az sabırsız.He is less impatient than his father.
Hepsi ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyordu.They are agog to know what happened.
Onlar öğle yemekleri için sabırsızlar.They are impatient for their lunch.
Ben onunla birlikte filmi görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing the film with her.
Ailesini görmek için sabırsızlanıyordu.She was impatient to see her family.
Partiden ayrılmak için sabırsızlanıyordu.She was impatient to leave the party.
O, tatili için sabırsız.She is impatient for her holidays.
Doğum günü partisini sabırsızlıkla bekliyor.She is looking forward to her birthday party.
O, biraz sabırsız değildi.She wasn't a bit impatient.
O, Tohoku bölgesine gitmeyi sabırsızlıkla bekliyor.She is looking forward to going to the Tohoku district.
Onun dönmesi için sabırsızlanıyordu.She was impatient for him to return.
Onu tekrar görmek için sabırsızlanıyor.She is looking forward to seeing him again.
Raporla ilgili yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to your comments on the report.
Beş yıllık ayrılıktan sonra onu göreceğim günü sabırsızlıkla bekliyordum.I was looking forward to the day when I could see him after five years' separation.
Hayvanat bahçesine gitmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to going to the zoo.
Gelecek hafta seni görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to seeing you next week.
Olumlu yanıtını sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to receiving your favorable answer.
Olumlu cevabını almayı sabırsızlıkla bekliyorum.I am looking forward to receiving your favorable answer.
Tatoeba'nın yeni sürümünü görmeye çok sabırsızlanıyorum.I'm very impatient to see the new version of Tatoeba.
Hafta sonunun başlaması için sabırsızlanıyorum.I can't wait for the weekend to begin.
Büyükannemi ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to visit my grandmother.
Sevgililer günü için sabırsızlanıyorum!I can't wait for Valentine's Day!
O şimdi emekli, Yves memnun ve sakin bir yaşam için sabırsızlanabilir.Now that he's retired, Yves can look forward to a contented and placid life.
Onların her ikisi öngörülemez ve sabırsız.Both of them are unpredictable and impatient.
Tom Noeli sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to Christmas.
Tom Mary'yi tekrar görmek için sabırsızlanıyordu.Tom was looking forward to seeing Mary again.
Tom Mary'i yeniden görmek için sabırsızlanıyordu.Tom was impatient to see Mary again.
Tom Mary ile tanışmak için sabırsızlanıyor.Tom can't wait to meet Mary.
Tom bana sabırsızlıkla beklediği bir şeyi olmadığını söyledi.Tom told me he had nothing to look forward to.
Ben seni bir gelinlik içinde görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you in a wedding dress.
Seni dans ederken görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you dance.
Onun gelişini sabırsızlıkla bekliyorum.I've been looking forward to him coming.
Yarın seni görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to seeing you tomorrow.
Baharın gelmesi için sabırsızlanıyorum.I'm impatient for spring to arrive.
Filmi onunla izlemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to watching the movie with her.
Tom başlamak için sabırsızlanıyor.Tom can't wait to get started.
Tom onu sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to it.
Onu sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to it.
Biz hafta sonu için sabırsızlanıyoruz.We can't wait for the weekend.
Çok sabırsız olma.Don't be so impatient.
Bugün bütün gündür sabırsızlıkla seni bekliyorum.All day long today I have been waiting impatiently for you.
Tom Mary'yi görmek için sabırsızlanıyordu.Tom was eager to see Mary.
Tom'a söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell Tom.
Seni gelinlik içinde görmeye sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you in your wedding dress.
Tom'u görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to seeing Tom.
Bunu tekrar yapmayı sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to doing this again.