sabırsız ile cümle
sabırsız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bütün sabırsızlık gitmiş olması duyuyorum. "Я все нетерпение, чтобы уйти ".
Bütün sabırsızlık gitmiş olması duyuyorum. "Я все нетерпіння, щоб піти ".
Bütün sabırsızlık gitmiş olması duyuyorum. "אני קוצר את כל להיות נעלם. "
Bütün sabırsızlık gitmiş olması duyuyorum. "أنا كل الصبر أن يكون قد انتهى ".
Bütün sabırsızlık gitmiş olması duyuyorum. ""我々は、タクシーを持っている必要があります。"
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Cieszę się na tegoroczną powtórkę.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Estou ansioso por repetir isto, este ano.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Jag ser fram emot det här i år igen.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Jeg glæder mig til at se det igen i år.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Non vedo l'ora di cominciare, anche quest'anno.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Odotan innolla ensi vuotta.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Tengo ganas de volver a trabajar juntos, señor.
Bu yıl da bunu sabırsızlıkla bekliyorum, efendim.Αδημονώ και πάλι φέτος, κύριε.
"büyük bölünme" üzerine olacak. Sizi o zaman tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.바로 우리가 이번 과정에서 공부하고자 하는 주제이기도 하죠. 다음 시간에 뵙겠습니다.
"büyük bölünme" üzerine olacak. Sizi o zaman tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.Сучасним світом (в історичному сенсі), що ми вивчатимемо в цьому курсі.
"büyük bölünme" üzerine olacak. Sizi o zaman tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.العالم الحديث الّذي سندرس عنه في هذا الكورس، أنا أتطلّع إلى رؤيتك حينها .. أهلاً بك
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.Aku mungkin salah satu orang paling tak sabar di dunia.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.Jestem prawdopodobnie jednym z najbardziej niecierpliwych ludzi na świecie.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.Je suis sûrement une des personnes les plus impatientes du monde.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.Posso essere una delle persone meno pazienti del mondo.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.Yo podría ser uno de los más impacientes en el mundo.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.Ίσως να είμαι από τους πιο ανυπόμονους ανθρώπους στον κόσμο.
Dünyadaki en sabırsız insanlardan bir olabilirim.אני עלול להיות אחד מהאנשים הכי חסרי סבלנות בעולם.
Eh, o yüzden taksiye biniyor ve "Ben biraz ayrı zaman ayırdığınız için sabırsızlıkla bekliyorum." DemekBeh, così lei è sempre in cabina e io dico "Non vedo l'ora di prendere un po 'di tempo a parte."
Eh, o yüzden taksiye biniyor ve "Ben biraz ayrı zaman ayırdığınız için sabırsızlıkla bekliyorum." DemekCuando se subió al taxi le dije "estoy deseando que nos separemos durante algún tiempo."
Eh, o yüzden taksiye biniyor ve "Ben biraz ayrı zaman ayırdığınız için sabırsızlıkla bekliyorum." DemekEh bien, si elle est dans la cabine et je dis: "Je suis impatient de prendre un peu de temps d'intervalle."
Eh, o yüzden taksiye biniyor ve "Ben biraz ayrı zaman ayırdığınız için sabırsızlıkla bekliyorum." DemekNun, so ist sie in die Kabine bekommen, und ich sage: "Ich freue mich darauf, etwas Zeit nehmen auseinander."
Eh, o yüzden taksiye biniyor ve "Ben biraz ayrı zaman ayırdığınız için sabırsızlıkla bekliyorum." DemekНу, так что она становится в кабину и я говорю: "Я с нетерпением жду, чтобы принимать какое-то время врозь."
Eh, o yüzden taksiye biniyor ve "Ben biraz ayrı zaman ayırdığınız için sabırsızlıkla bekliyorum." Demekحسنا، حتى انها الدخول في سيارة أجرة وأنا أقول "إنني أتطلع إلى أخذ بعض الوقت بعيدا."
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Comprenez-moi, étant à la tête du personnel, je m'inquiète.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Kérem, legyen megértő, az alkalmazottak türelmetlenek.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Para pegawai tidak sabar, tolong mengerti.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Por favor entiende, sólo estoy ansioso, por como estoy dirigiendo al personal.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Sia comprensivo, sono solo ansioso in quanto responsabile dello staff.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Tôi đang vội lắm, hy vọng cậu hiểu cho.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Va rog sa intelegeti, e din nerabdare pentru munca.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Zaměstnanci jsou netrpěliví, tak prosím chápejte.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.Поймите, пожалуйста. Персонал в ожидании.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin.- Просто съм много загрижен.
Elemanlar sabırsız, o yüzden lütfen anlayış gösterin..المالكون غير صبورين لذا أرجوكَ تفهّم
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Gostaria que recuperássemos os nossos corpos em breve.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Jag hoppas att vi återfår våra kroppar snart.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Jeg håber, at vi snart får vores kroppe igen.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Naprawdę chciałbym szybko odzyskać nasze dawne ciała.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Tengo muchas ganas de recuperar nuestros cuerpos.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Voglio davvero riavere presto indietro i nostri corpi.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Θέλω να πάρουμε πίσω τα παλιά μας σώματα.
Eski bedenlerimizi geri kazanmak için sabırsızlanıyorum.Мне так хочется поскорее вновь обрести наши тела.
Evet, bunu sabırsızlıkla bekliyorum.Ja, und ich freue mich sehr drauf.
Evet, bunu sabırsızlıkla bekliyorum.АР: Да, и я очень жду этого.
Evet David, bu gercekten heyecan verici. Ben senin derslerini sabirsizlikla bekliyorum.데이빗, 이건 정말 흥미로운데요. 수업이 기대됩니다.
Evet David, bu gercekten heyecan verici. Ben senin derslerini sabirsizlikla bekliyorum.Vì thế David điều này thật sự thú vị, tôi mong đợi lớp học của giáo sư.
Evet David, bu gercekten heyecan verici. Ben senin derslerini sabirsizlikla bekliyorum.ובכן דיוויד, זהו באמת מרגש מאוד. אני מצפה לראות את הקורס שלך.
Evet David, bu gercekten heyecan verici. Ben senin derslerini sabirsizlikla bekliyorum.دافيد , يبدو انه سيكون كورس ممتع وأنا متطلع لأرى ماسوف تفعله في هذا الكورس بالفعل
- Evet, evet, yatsın. Vicky, Christina da hastalanınca Barselona'ya dönmek için iyice sabırsızlandı.بعد أن علقت كريستينا بالسرير فيكي كانت تتوق للعودة لبرشلونة
Fare sadece sabırsızlıkla kafasını salladı ve biraz daha hızlı yürüdü.Chuột chỉ lắc đầu sốt ruột, và đi một chút nhanh hơn.
Fare sadece sabırsızlıkla kafasını salladı ve biraz daha hızlı yürüdü.Egér csak türelmetlenül megrázta a fejét, és kiment egy kicsit gyorsabb.
Fare sadece sabırsızlıkla kafasını salladı ve biraz daha hızlı yürüdü.Hiiri vain pudisti päätään kärsimättömästi ja käveli hieman nopeammin.
Fare sadece sabırsızlıkla kafasını salladı ve biraz daha hızlı yürüdü.마우스는 impatiently는 고개를 저으면서, 그리고 약간 빠르게 걸었다.
Fare sadece sabırsızlıkla kafasını salladı ve biraz daha hızlı yürüdü.Maus schüttelte nur den Kopf ungeduldig und ging ein wenig schneller.