sabır ile cümle
sabır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
4
ORT. KELİME
Burada sabırlı olmak zorundayız.We have to be patient here.
Sabırlı olmak için herkese ihtiyacımız var.We need everyone to be patient.
Herkesin sabırlı olmasını istiyoruz.We need everyone to be patient.
Yeni bir Türkçe kursumuz için sabırsızlanıyorum.I am excited about our new Turkish course.
Hepimiz bunu sabırsızlıkla bekliyoruz.We're all looking forward to it.
Biz meydan okuma için sabırsızlanıyoruz.We look forward to the challenge.
En güçlü iki savaşçı, sabır ve zamandır.The two most powerful warriors are patience and time.
Onu gerçekten sabırsızlıkla bekliyoruz.We're really looking forward to it.
Sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır.Patience is bitter, but its fruit is sweet.
Tom'la konuşmak için sabırsızlanıyordum.I couldn't wait to talk to Tom.
Bütün hafta sabırlıydım.I've been patient all week.
Ben onu sabırsızlıkla bekliyordum.I was looking forward to it.
Ben biraz çok sabırsızlandım.I got a little too impatient.
Pazartesilerimi sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to my Mondays.
Biri sabırla gülleri toplar.With patience one picks roses.
Tom bütün sabah sabırla bekliyor.Tom has been patiently waiting all morning.
Geri bildirimini dinlemek için sabırsızlanıyorum.I look forward to hearing your feedback.
Tom'un kaz ciğeri seninle paylaşmak için sabırsızlanıyorum!I can't wait to share Tom's foie gras with you!
İşe gitmeyi sabırsızlıkla beklemiyorum.I don't look forward to going to work.
Okula gitmeyi sabırsızlıkla beklemiyorum.I don't look forward to going to school.
Japon yemekleri yemeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I look forward to eating Japanese food.
Tom, Mary ile birlikte olmak için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to be with Mary.
Gelecek yazı sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to next summer.
Cadılar Bayramı kostümünü görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see your Halloween costume.
Bu noktada, bu sadece bir yıpranma savaşı. Sadece sabırlı olanlar hayatta kalabilirler.At this point, it's just a war of attrition. Only those who are patient can survive.
Hepsi için sabırsızlanıyoruz.We're looking forward to it all.
Tom hapisten çıkmak için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to get out of jail.
Sadece burada sabırlı olmak zorundayız.We just have to be patient here.
Yeni lastikler almak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to get new tires.
Onu kontrol etmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to check it out.
Tom'la çalışmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to work with Tom.
Tom çok sabır gösterdi.Tom showed a lot of patience.
Rövanş için sabırsızlanıyorum.I look forward to a rematch.
Geri gitmek için sabırsızlanıyordum.I couldn't wait to get back.
Geri dönmek için sabırsızlanıyorum.I couldn't wait to get back.
Tekrar savaşmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to fight again.
Tom biraz sabırsız değildi.Tom wasn't a bit impatient.
Onlar seni görmek için sabırsızlanıyorlar.They're eager to see you.
Tom bana karşı sabır gösteriyor.Tom is patient with me.
Tom itici ve sabırsız.Tom is impulsive and impatient.
Sabır otuna bak!Look an agave!
Biraz sabırlı ol.Have some patience.
Bu sabır gerektirir.It takes patience.
Sabırla dinledi.She listened patiently.
Tom sabırla dinledi.Tom listened patiently.
Size görmek için sabırsızlanıyoruz.We look forward to seeing you.
Tom bütün gündür sabırla bekliyor.Tom has been patiently waiting all day.
Evdeki herkese söylemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to tell everybody at home.
Başkalarına sabırlı olun.Be patient with others.
Bugün sabırsızlıkla beklediğin bir sabah.Today is a "the morning", that you have been looking forward to.
Sabırlı ve iyimser olun.Be patient and optimistic.
Tom sabırlı ve düşünceli bir adamdır.Tom is a patient and thoughtful man.
Sorularınız için sabırsızlanıyorum.I look forward to your questions.
Şehir insanları çok sabırsızlar.City people are so impatient.
Tom sabırlı olmak zorunda olduğunu biliyor.Tom knows he has to be patient.
Fadıl doğru anı sabırla bekledi.Fadil waited patiently for the right moment.
Onu tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to do that again.
Bunu tekrar yapmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to do that again.
O sabırsızlaşıyordu.She was becoming impatient.
Tom sabırsız oluyordu.Tom was becoming impatient.
İlgili Sayfalar