sabır ile cümle

sabır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben sabırsız oldum.I became impatient.
Tom her zaman sabırsızdır.Tom is always impatient.
Tom, Mary'nin daha sabırlı olması gerektiğini söyledi.Tom said Mary should be more patient.
Tom'u tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to see Tom again.
Tekrar şarkı söylemeni dinlemek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to hear you sing again.
O gerçekleşene kadar sabırsızlanıyorum.I can't wait until that happens.
Tom, Mary'nin yüzündeki görünüşü görmek için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to see the look on Mary's face.
Tom sabırsız göründüğümü söyledi.Tom said I looked impatient.
Ben çok sabırlıydım.I was very patient.
18 yaşına girmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait turning 18.
Fadıl'ın bir planı vardı ve çok sabırlıydı.Fadil had a plan and he was very patient.
Seninle yüzmeye gitmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to going swimming with you.
Ben de seninle yelken açmak için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to going sailing with you.
Seni Boston'da görmek için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to seeing you in Boston.
Tom'la vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending time with Tom.
Tom bütün sabah Mary'yi sabırla bekledi.Tom patiently waited for Mary all morning.
Tom, Mary kadar sabırsız değildir.Tom is not as impatient as Mary is.
Çok sabırsız görünüyorsun.You seem very impatient.
Tom Mary kadar sabırsız değildir.Tom is not as impatient as Mary.
Tom sizinle çalışmak için sabırsızlanıyor.Tom is looking forward to working with you.
Tom, bir baba olmak için sabırsızlanıyor.Tom is looking forward to being a father.
O günün gelmesi için sabırsızlanıyorum.I can't wait for that day to come.
Sen genellikle oldukça sabırlısın.You're usually quite patient.
Genellikle oldukça sabırlıyımdır.I'm usually quite patient.
O erkek kardeşinden daha az sabırlı.He's less patient than his brother.
Dağcılık insana sabır ve hoşgörüyü öğretebilir.Mountaineering can teach people patience and tolerance.
Ben çok sabırsızım.I'm very impatient.
Gittikçe sabırsızlanıyordu.She was getting impatient.
Biraz daha sabırlı olmaya çalışman gerekir.You should try to be a little more patient.
Sabır ona sahip olmadığınızı düşündüğünüz zaman başlar.Patience begins when you think you don't have it.
Burayı terk etmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to leave this place.
Tom bunu yapmak için sabırsızlanıyordu.Tom couldn't wait to do that.
Biraz daha sabırlı olmam gerekirdi.I should've been a little more patient.
Biraz daha sabırlı olman gerekirdi.You should've been a little more patient.
Gerçekten biraz daha sabırlı olmalıydım.I really should've been a little more patient.
Keşke daha sabırlı olsaydım.I wish I was more patient.
Tom benden çok daha fazla sabırlıydı.Tom was much more patient than I was.
Tom günü Mary ile birlikte geçirmeyi sabırsızlıkla bekliyor.Tom is looking forward to spending the day with Mary.
Tom daha sabırlı olmalıydı.Tom should've been more patient.
Boston'da biraz vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending some time in Boston.
Seninle biraz vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to spending some time with you.
Sami, Leyla'yı görmek için sabırsızlanıyordu.Sami couldn't wait to go see Layla.
Şimdi, her şeyden önce, Tom sabır göstermeli.Now, above all, Tom must exercise patience.
Sabırsızlıkla bekliyorum.I'm waiting impatiently.
Ben sadece senden biraz sabır istedim.I just asked you for a little patience.
Tom'un sabırsız olduğunu biliyorum.I know that Tom is impatient.
Otobüs bekleyen insanlar sabırsız görünüyordu.The people waiting for the bus seemed impatient.
Daha sabırlı olmalıydım.I should've been more patient.
Sen çok sabırlı bir insansın.You're a very patient person.
Çok sabırlı bir insansın.You're a very patient person.
Sen çok sabırlı birisin.You're a very patient person.
Boston'a gitmek için sabırsızlanıyorum.I can't wait to visit Boston.
Sabırlı olmam gerektiğini biliyorum.I know I need to be patient.
Boston'u ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum.I'm eager to visit Boston.
Tom bunu yapmak için sabırsızlanıyor.Tom is impatient to do that.
Tom, Mary'nin sabırlı olması gerektiğini söyledi.Tom said Mary just has to be patient.
Sen sabırsız görünüyorsun.You look impatient.
Tom sabırsızlandı.Tom got impatient.
Sen sabırsız gibi görünüyordun.You looked like you were impatient.
Seninle konuşmak için sabırsızlanıyorum.I can't wait to talk to you.
İlgili Sayfalar