sabır ile cümle

sabır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to your reply.
Gelişini sabırsızlıkla bekliyorum.I've been looking forward to your arrival.
Mektubunu sabırsızlıkla bekliyorum.I am looking forward to your letter.
İyi haberi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to good news.
Okulunu ziyaret etmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to visiting your school.
Gelişinizi sabırsızlıkla bekliyoruz.We are all looking forward to your coming.
Bana sabırsızlıkla neyi beklediğini söyle.Tell me what you are looking forward to.
Yakında sizden haber almayı sabırsızlıkla bekliyoruz.We are looking forward to hearing from you soon.
Sabırsızlıkla acil cevabını almayı bekliyoruz.We look forward to receiving your prompt reply.
İnsan çocuklara karşı sabırlı olmalı.One must be patient with children.
Çocuklara karşı sabırsız olmamalısın.You shouldn't be impatient with children.
Çocuklar bazen sabırdan yoksun olur.Children sometimes lack patience.
Kızım Noel için sabırsızlanıyor.My daughter is looking forward to Christmas.
Ziyaretiniz için sabırsızlanıyorum.I'm looking forward to your visit.
İngiltere'yi bir kez daha ziyaret etmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I am looking forward to visiting Britain once again.
Noel için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to Christmas.
Konsere gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to going to the concert.
Seni en kısa zamanda tekrar görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing you again soon.
Yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorum.I am looking forward to the summer vacation.
Seni ve aileni görmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to seeing you and your family.
Okul gezisini çok sabırsızlıkla bekliyorum.I am looking forward very much to the school excursion.
Onun gelişi için sabırsızdım.I was impatient for her arrival.
Babamla birlikte ava gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to going hunting with my father.
Gezi için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to the trip.
Aptalca sorular sorduğumuzda bile öğretmenimiz bize karşı sabırlı.Our teacher is patient with us even when we ask silly questions.
Oyunun başlaması için sabırsızdım.I was impatient for the game to start.
Gelecek yüzyılı sabırsızlıkla bekleyelim.Let's look ahead to the next century.
Baharın gelişini sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to the return of spring.
Bu ilkbahar onları görmek için sabırsızlanıyorum.I look forward to seeing them this spring.
Öğrenciler yaz tatilini sabırsızlıkla bekliyorlar.The students are looking forward to the summer vacation.
Sabır sonunda kazanır.Patience wins out in the end.
Sabırlı ve ısrarcı ol. Bu şeyler zaman alır.Be patient and persistent. These things take time.
Başkalarıyla sabırlı olmaya çalış.Try to be patient with others.
Ne kadar uzun süre beklediysek, o kadar daha sabırsız olduk.The longer we waited, the more impatient we became.
Sabır bazen en etkili silahtır.Patience is sometimes the most effective weapon.
Bugünlerde sabır nadir bir erdemdir.Patience is a rare virtue these days.
Sabır en güzel erdemdir.Patience is the most beautiful virtue.
At sabırsızlıkla homurdandı.The horse snorted impatiently.
O seni görmek için sabırsızlanıyor.He is impatient to see you.
Onun hediyesini sabırsızlıkla bekliyorum.I'm looking forward to his present.
Kardeşi ondan daha sabırlıdır.His brother is more patient than he is.
O akşamki randevuyu sabırsızlıkla bekliyordu.He was looking forward to that evening's date.
O bir sabırsızlık jesti yaptı.He made a gesture of impatience.
O, erkek kardeşinden daha az sabırlı.He is less patient than his brother.
O, sabırlıydı.He was patient.
Sabırlı olmayı öğrendi.He has learned to be patient.
Kızını görmek için çok sabırsızdı.He was impatient to see his daughter.
Kız çocuğunu görmek için sabırsızdı.He was impatient to see his daughter.
O, oğlunu görmek için sabırsızlanıyordu.He was impatient to see his son.
O kızgındı, ama sabırla beni dinledi.He was angry, but he listened to me patiently.
Öfkesine rağmen, sabırla beni dinledi.In spite of his anger, he listened to me patiently.
O, babasından daha az sabırsız.He is less impatient than his father.
Hepsi ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyordu.They are agog to know what happened.
Onlar öğle yemekleri için sabırsızlar.They are impatient for their lunch.
Ben onunla birlikte filmi görmek için sabırsızlanıyorum.I am looking forward to seeing the film with her.
Ailesini görmek için sabırsızlanıyordu.She was impatient to see her family.
O çok düşünceli ve sabırlı.She is very thoughtful and patient.
Partiden ayrılmak için sabırsızlanıyordu.She was impatient to leave the party.
O, tatili için sabırsız.She is impatient for her holidays.
Doğum günü partisini sabırsızlıkla bekliyor.She is looking forward to her birthday party.
İlgili Sayfalar