Demiryolunun mahalleden geçmesi mahallesin ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır.拉林铁路的建设能对沿线经济开发起到重要作用。
Kendisine büyük servetler sağlamakla birlikte, etkili bir yönetim kurdu.帝嘉彬功,賜賚甚厚。
Bu düzenleme sistemlerde N+1 yedekliliği sağlamak için yapılır.这种安排常常用于完成系统的N+1冗余。
Bu motor, Airbus A380'e güç sağlamak için kullanılabilen iki seçenekten biridir.这款发动机是空中客车A380的两款备选发动机之一。
OSB lerin bulunması sebebiyle ekonominin büyük bir kısmına katkı sağlamaktadır.共享屬於禮物經濟,同時也是市場經濟的範圍。
Nükleer enerjili gemiler ve deniz altılar türbinlere buhar sağlamak için nükleer reaktör kullanır.很多潜艇,以及破冰船等使用核反应堆做为他们的动力装置。
Aura One, dokuz beyaz LED ve çerçeve etrafındaki sekiz RGB LED ile aydınlatma sağlamaktadır.Aura One由9個白色LED及框架周圍有8個RGB顏色的LED組成,使Aura One具有夜間閱讀及抗藍光的功能。
Müzik lisansları ve telif ücretlerinin toplanması, idaresi ve dağıtımını sağlamaktadır.该协会负责监督音乐授权、版税的收集、管理和分配。
Yalnızca İsrail LGBT kişilere daha fazla hak sağlamaktadır.這與以色列對LGBT較為寬容的程度不同。
İnsanlar Dünya’nın yüzeyindeki şartlara uyum sağlamak için en iyi şekilde adapte olmuşlardır.人類在生理學上能夠良好地適應在地球上生存。
Buna rağmen her ikisi de birbirleriyle bir şekilde iletişimi sağlamaktadırlar.兩人可以互相進行聯絡。
Her ulusal yayıncı, yarışmanın kendi ana dillerinde yer almasını sağlamak için yarışmaya bir yorumcu gönderdi.每間公營廣播機構亦會派出評論員以該國語言評論比賽。
Ryan White programının temel amacı, tedavi masraflarını ödeyemeyen hastalara kaynak sağlamaktır.萊恩尼爾向富人病患收取高額診療費,並以此幫助那些付不出診療費的窮困患者。
Yılda 125 hm³ içme suyu sağlamaktadır.全年有霜期125天。
Geçiş durum değişimini gösterir ve geçişi sağlamak için yapılması gereken koşulla tanımlanır.转移指示状态变更,并且用必须满足确使转移发生的条件来描述它。
Lockheed Martin ayrıca SBIRS GEO için uyduları sağlamaktadır.록히드 마틴은 또한 SBIRS 정지궤도위성(GEO)을 제작할 것이다.
Ama bir koşulla: Böylece sonunda gerçekten anlaşılmasını sağlamak adına” der.이 이(理)를 알아서 성경(誠敬)으로써 이것을 보존(存)할 뿐이다”라고 말하였다.
Başlıca işlevleri hücreye enerji sağlamaktır.주된 기능은 세포에 에너지를 공급하는 것이다.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.이 웹사이트는 그림 안에 있는 모든 화소를 판매하여 창작자에게 백만 달러의 소득을 안겨다주는 것을 목표로 만든 것이다.
Barışı sağlamak için mücadele eder.싸움으로 평화를 실현하는 것에 의문을 가지고 있다.
Bunlar, zamanında (JIT) üretime hassas izleme sayesinde olanak sağlamaktadır.천체를 목표로 하여 측정하는 시각계(時刻系)를 총괄하여 자전시(自轉時)라 한다.
Şu an sadece Rus Uzay Ajansı bu servisi sağlamaktadır.현재는 러시아 소유스 우주선이 담당하고 있다.
En önemli başarılarından biri Barça'nın kendi stadına sahip olmasını sağlamaktı.그의 주요 업적 중 하나는 바르셀로나가 고유 구장을 소유할 수 있게 도운 일이었다.
Diğer bir kısmı ise geçimini hayvancılık ve zeytincilikle sağlamaktadır.혹은 그것의 이루는 물질의 외연(영문: extension)과 내포(영문: intension)에 비례한다.
Bu daha önce Antakya'aya destek sağlamak için harekata geçmiş olan ordulardan kat kat büyüktü.잘로몬은 이전부터 열렬한 하이든 숭배자였으며 하이든의 도움을 기재하고 있었는데, 하이든을 초빙함으로써 그 염원이 이루어진 것이다.
Bir yandan da ailesinin güvenliğini sağlamak zorundadır.. ^ Fox또한 그들은 고려의 문화를 그들의 문화에 융화시키기까지 하였다....4) 김장구.
Bu yerine koyma, tersine çevrilebilirliği (dolayısıyla şifre çözme) sağlamak için bire bir olmalıdır.부디 선문(禪門)을 수호하고 종지(宗旨)를 무너뜨리지 말아 불조(佛祖)의 은혜를 갚도록 하라.”고 당부한 뒤 앉은 채로 입적하였다.
Bunun yanında ailelere, evlerinde destek sağlamak amacıyla oluşturulan bir ekip de bulunur.또한 그녀의 가족에게 도움을 구할 수 있는 장치도 지니고 있다.
Köy halkı son zamanlarda arıcılık yaparak geçimini sağlamaktadır.대한민국도 최근에 이것을 국산화하는 데 성공했다.
Yörüngedeki Mir'in öncelikli amacı uzayda geniş ve yaşanabilir bir bilimsel laboratuvar sağlamaktır.미르의 목적은 크고 거주가능한 우주 과학 실험실을 제공하는 것이었다.
Bundan maksat, muhatabı kızdırmadan sözü dinlemesini sağlamaktır.자공은 집정이 된 자신의 말에 백관들이 복종하도록 맹세를 강요했으나, 자산의 말을 듣고 그만두었다.
Köylü geçimini çiftçilikle sağlamaktadır.찰리는 그곳에서 농삿일을 돕는다.
1930 yılında Sorge Şangay’a gider, buradaki amacı istihbarat sağlamak ve devrime yardım etmektir.1930년 조르게는 중국의 상하이로 가서 정보수집과 혁명공작을 하였다.
Bilinçlendirme eğitimi, bağımsız faaliyetler ve ayrımcılığı aşmak için fayda sağlamaktadır.여성박물관들은 인식훈련, 독립적인 행동의 가능성, 차별을 극복하는 수단을 제공한다.
İlçedeki halkın çoğu gelirini tarımla sağlamaktadır.이들 정착민 대부분은 어업을 통해 수입을 얻고자 하였다.
Eylemin güvenliği sağlamak için 5.000 güvenlik görevlisi miting alanındaydı.군인 500명이 도살 활동을 보조하기 위해 이동했다.
Sürgünüyle beraber yeni bir papa seçilmesini sağlamak maksadıyla papalıktan çekildiğini açıklanmıştır.그리고 누구를 새 교황으로 추대하려고 했는지 이실직고하라고 요구했다.
Bacalar yapım kolaylığı sağlamak için açılmıştır.기장은 쉽게 제조 할 수 있도록 설계되었다.
Shirou bunların üzerine herkesin güvenliğini sağlamak amacıyla işe koyulur.셜리는 이 부족들의 병력을 원정에 활용하려는 생각했다.
Örneğin Fransa, elektrik ihtiyacının %77'sini nükleer reaktörlerinden sağlamaktadır.프랑스의 경우 전체 전기의 70% 이상을 핵발전소에 의존하고 있다.
İnanışlarına göre gerçek ölüm unutulduğunda olur, festivalin amacı ölenlerin unutulmamasını sağlamaktır.따라서 사망자에게 그에 대한 기념, 추모를 하지 않으면 사망자의 영혼이 산 자들에게 재앙을 내린다는 믿음을 갖게 되었다.
Donanımdaki farklılıkları gizlemek ve çekirdeğin çalışacağı tutarlı bir platform sağlamak için tasarlandı.이것은 하드웨어의 차이를 숨겨서 응용 프로그램이 작동할 수 있는 일관된 플랫폼을 제공한다.
Emisyon Genel Müdürlüğü: Banknotlarının dolaşımını sağlamak ve gerektiğinde değiştirmekle görevlidir.배달 소년은 자전거의 핸들바를 이용,(컨트롤러로 조종) 방향을 바꾸며 신문을 배달하게 된다.
Haçlı ordusu idare ve iaşe toplama kolaylığı sağlamak nedeniyle ikiye bölündü.십자군은 보급 문제를 완화하기 위해 부대를 두 개로 나누었다.
Terim'in talimatları doğrultusunda takıma katkı sağlamak için elimden geleni yapacağım.르메이는 투하 부대의 요구를 최우선 사항으로 편의를 봐주라고 명령했다.
Nokia Technologies, Invent ile Nokia programı aracılığıyla gelişime halkın katılımını da sağlamaktadır.Nokia Technologies מספקת גם השתתפות ציבורית בפיתוח דרך תוכנית "Invent with Nokia".
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.מטרתו של האתר הייתה למכור את כל מיליון הפיקסלים וליצור הכנסה של מיליון דולרים.
Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.המטרה העיקרית של הבנק היא לתמוך ביציבות המחירים במדינה.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.בפועל, זה כמעט בלתי אפשרי לשמור על איזון מושלם.
MÖ 12 yılında Kral Herod oyunların sürekliliğini sağlamak için finansal destek verdi.בשנת 12 לפנה"ס נתן הורדוס תמיכה כספית למשחקים כדי לאפשר את המשך קיומם.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.כך הוא למד לשרוד ולהגן על עצמו.
Golan’ın asıl amacı taşımakta olduğu mürettebat ve yolculara en iyi korumayı sağlamaktır.משימתו העיקרית של הגולן היא לספק הגנה מרבית ומיטבית לנוסעים ואנשי הצוות.
Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.הרחקת הנזק יותר טובה מהבאת הטוב.
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.לאחר שהבריאה נאלצה לעבוד כפועלת במפעל יצור נעליים על מנת לתמוך במשפחתה.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.כל משפחה התחייבה לספק חייל אחד עם סוס ותחמושת.
Köylü geçimini çiftçilikle sağlamaktadır.את המיסים ימשיך לשלם האיכר.
Örnek olarak dengeli bir avcı-av ilişkisini en büyük akvaryumlarda bile sağlamak mümkün değildir.כדוגמה, יחסי טורף-נטרף כמעט ובלתי אפשריים לשימור אפילו באקווריום הגדול ביותר.
Çevre yerleşim birimlerinde bulunan endüstri kuruluşları da belde çalışanlarına istihdam sağlamaktadır.מועצות הפועלים האזוריות ייצגו את הפועלים מול מעסיקיהם באותו אזור.
Oyunların temel amacı içsel bir motivasyon aracılığıyla eğlenmeyi sağlamaktır ki bu da akışla ilglidir.לדוגמה, המשחק הוא דוגמה לפעולה מהנה בזכות עצמה, המעוררת מוטיבציה פנימית.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.החיילים הגאלים רכשו את כלי נשקם בעצמם.