Ana içeriğe geç
Sözlük

sağlamak ile cümle

sağlamak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bunlar, zamanında (JIT) üretime hassas izleme sayesinde olanak sağlamaktadır.Vid viloplatsen kan den tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
Bunların vazifeleri gırtlak iç yüzünün daima nemli kalmasını sağlamaktır.Du skall jämt vara glad över ditt tungomål.
Buna rağmen her ikisi de birbirleriyle bir şekilde iletişimi sağlamaktadırlar.De båda får kontakt med varandra.
Asfaleia'nın amacı kamu düzeni sağlamak olarak açıklanmıştı.Man ville nu försäkra sig om att bebyggelsen kom till på ett ordnat sätt.
Başta tarihi ve askeri bazı gerçekler bu sürreal atmosferi sağlamak uğruna bilerek saptırılmıştır.Alla objektiva fakta innan och efter kommer att ses genom detta subjektiva medvetande.
Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Eurosystemets huvudmål är att upprätthålla prisstabilitet.
Bu karakterin ana amacı düşmanın kendisine saldırmasını sağlamaktır.Nackdelarna är att det egna landet troligen kommer att härjas hårt av fienden.
Festivalin temel amacı değişik ülkelerden müzisyenler arasında kültürel iletişim sağlamaktır.Festivalen har som mål ett starkt kulturutbyte mellan musiker från hela världen.
Bu komut, kayıtlara ulaşım imkânı sağlamaktadır.Möjligheten kommer fortfarande att kräva registrering.
Ayrıca savunma kolaylıkları da sağlamaktadır.De gör det också svårt att behålla proportionerna.
Lejyonun komuyuna bildirilen amacı, Gürcistan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını sağlamaktı.Usamas mål var att bedriva jihad mot Sovjetunionen.
Bu çizgi, penaltı atışlarında oyuncuların topun 9,15 metre gerisinde olmasını sağlamak amacıyla kullanılır.De kan gå in på spelplanen för att hjälpa till med kontrollen av 9,15 meter avstånd.
Proteinin C-ucundaki pozitif yükler bu bükülmeyi sağlamaktadır.Det är då protein C börjar verka.
Köylü geçimini çiftçilikle sağlamaktadır.Man väljer en bonde.
Dosyanın XML tabanlı yapısı, OFX belgelerinin kolaylıkla oluşturulabilmesini sağlamaktadır.XML-dokument tillåter exakt lagring av notskriften.
Ayrıca mahallenin %20 si arıcılıkla geçimini sağlamaktadır.Endast 20 procent av stadens byggnader hade klarat sig.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.Uppgiften var att ta hand om krigsskadade hästar.
Bundaki gayeleri personelinin denizaltıyı terk etmesini sağlamak ve batmasına izin vermeden ele geçirmekti.Militären begärde, och fick, tillstånd från överbefälhavaren att dra loss ubåten från grundet.
Böylece havya ucundaki sıcaklık değerini sabit tutma imkânı sağlamaktadır.Taktil förnimmelse kan vara att i gräset känna något kallt mot foten.
Bu durum ilçeye ekonomik katkı sağlamaktadır.Detta leverne leder till ekonomiska bekymmer.
Yasanın ana amacı Kongre'nin CIA'in gizli görevleri hakkında bilgi edinmesini sağlamaktır.Därmed blir han också ansvarig att informera USA:s kongress om CIA:s verksamhet.
Barışı sağlamak için mücadele eder.Det döptes om till Rauha.
Eğitimsel ölçmelerin amacı ölçülmesi amaçlanan öğrenme yapılarının görgül kestirimlerini sağlamaktır.Utbildningens innehåll är i hög grad bestämt av synen på utbildningens mål.
Bu da, ekonomik olarak güçlü kalmalarını sağlamaktadır.Detta genom att åstadkomma dem ekonomisk skada.
Güvenlik direktiflerinin yayınlanmasını sağlamak.Utfärdande av säkerhetsdirektiv.
M3ün hedefi bütün Ay yüzeyinin ilk mineral haritasını sağlamaktı.M3 мав за мету скласти першу мінеральну карту всієї місячної поверхні.
Serbest kalmasını sağlamak için, V. Bagrat müslüman olmayı kabul etmiştir.Щоб здобути собі свободу, Баграт V погодився стати мусульманином.
Duvarlar sadece gizliliği değil, ayrıca güneşe karşı korumayı da sağlamak üzere tasarlandı.Стіни не тільки забезпечують конфіденційність, але захищені від сонця.
En önemli başarılarından biri Barça'nın kendi stadına sahip olmasını sağlamaktı.Одним з його найголовніших досягнень є допомога «Барсі» у придбанні власного стадіону.
Dörtyüzlüsel sayılar T5 = T4 + T3 + T2 + T1 eşitliğini de sağlamaktadır.Можно помітити, що: T5 = T4 + T3 + T2 + T1.
Diğer taraftan, insan vücudunu taklit etmeye çalışmak onu daha iyi anlamayı sağlamaktadır.З іншого боку, спроба імітувати людський організм приводить до кращого розуміння вказаних задач.
Hayati öneme sahip bu bölgenin güvenliğini sağlamak için, elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekir.Ми повинні закликати все найкраще, що є в нас, щоб зберегти безпеку цього важливого регіону.
Bankanın faaliyetinin amacı, aynı zamanda banka ve ödeme sistemlerinin istikrarını ve gelişmesini sağlamaktır.Мета Центрального Банку також забезпечити стабільність і розвиток платіжних систем та банківської справи.
Yılda 6 hm³ içme suyu elde edilmesini sağlamaktadır.Щороку 6 травня в відбувається освячення води.
Launchpad ve Sourceforge siteleri Bazaar'la yönetilen ücretsiz depolama servisleri sağlamaktadır.Сайти Launchpad і Sourceforge пропонують вільний хостинг для проектів, які використовують Bazaar.
Elinde bir tabanca sallayıp düzeni sağlamak için kullanmakla tehdit ederken görülmektedir.Під час евакуації погрожує натовпу пістолетом, закликаючи зберігати порядок.
Yılda 10 hm³ içme suyu temin edilmesini sağlamaktadır.Рекомендується щотижня підміняти до 50% води.
Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Найважливішою метою діяльності банку стала стабільність цін.
Karayollarında trafik düzenini sağlamak ve denetlemek.Контроль і регулювання руху військового транспорту.
Hareketini sıcaklık değişiklikleri sağlamaktadır.Оснований на тепловій дії променів.
1912 - Deniz kuvvetlerine yiyecek sağlamak için, dünyanın ilk konserve fabrikası İngiltere'de açıldı.1912 — у Великій Британії почав роботу перший у світі консервний завод.
Mobil catering, acil durumlarda insanlara yiyecek sağlamak için de kullanılır.Церки використовуються також для утримування захопленої здобичі при поїданні.
Karın, hareketi sağlamak üzere özelleşmiştir.Товариство прагнуло активізувати свою діяльність.
Terim'in talimatları doğrultusunda takıma katkı sağlamak için elimden geleni yapacağım.Для виправлення становища слід вирушити на допомогу Трої.
Mahallede yapılan tarım işletmeleri köy ve ilçe halkına iş imkânı sağlamaktadır.Обслуговування туристів на цій ділянці забезпечує роботу і дохід місцевим жителям.
Başkurtistan buğday ihtiyacının tamamına yakınını kendisi sağlamaktadır.Школа вирощувала для своїх потреб всю сільгосппродукцію.
Orkestranın finansmanını Berlin şehri ve sponsoru Deutsche Bank sağlamaktadır.Діяльність оркестру фінансується містом Берлін разом з Deutsche Bank.
Baraj yıllık 50 hm³'lük içme suyu sağlamaktadır.Щороку шахта давала 15 тис. пудів вугілля.
Eylemin güvenliği sağlamak için 5.000 güvenlik görevlisi miting alanındaydı.Для забезпечення безпеки діяльності злочинного угрупування було задіяно майже 50 тисяч чоловік.
Bu meclisin görevi, üç grubun birlikte üzerinde anlaşmaya varmadığı hiçbir yasanın çıkmamasını sağlamaktır.Їхнім обов'язком є аналіз законів, жоден закон не буде прийнятий, якщо всі три групи не погодяться з ним.
Bu, deneyimli kullanıcıların daha hızlı çalışmasına olanak sağlamaktadır.Це дало змогу набагато покращити інформаційне обслуговування користувачів.
“Bu güce sahip iki ordu birleşmeleri halinde hileli harekatlar yapabilecek kudreti sağlamaktaydı.”Коли стикаються дві непримиренні групи людей, проблему можна вирішити тільки силою ".
Bu komut, kayıtlara ulaşım imkânı sağlamaktadır.Це забезпечує швидкий доступ до листів.
Bu karakterin ana amacı düşmanın kendisine saldırmasını sağlamaktır.Та й цілком зрозумілим було його бажання привернути на свій бік ворогів свого ворога.
Bu durum, eyaletin güneşli ve sıcak bir iklime sahip olmasını sağlamaktadır.Південний вітер приносить в місто сонячну і теплу погоду.
Bunu sağlamak için yaylı menteşeler kullanılır.Щоб запобігти йому використовують надзвукові форсунки.
Havadan çekilen fotoğraflar arkeologların çalışmalarına büyük katkı sağlamaktadır.Усі припущення ґрунтуються на працях археологів.
Balıkçılık da, özellikle son zamanlarda ülke ekonomisine önemli ölçüde gelir sağlamaktadır.Полювання, й особливо, рибальство також займали важливе місце в економіці.
Hanedanlık Öncesi Dönem'de Nubya ile, altın ve tütsü sağlamak için ticari ilişkiler geliştirmişlerdi.У Додинастичний період вони налагодили торгівлю з Нубією, щоб отримувати золото і ладан.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.Він це відчуває і починає захищатися.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod