Bölgede ilgi çekici turistik yerler, Fransa ekonomisine katkı sağlamaktadır.السياحة مهمة في المنطقة، خصوصا ممن يقضون شهر العسل الأوروبي.
İnsanlar Dünya’nın yüzeyindeki şartlara uyum sağlamak için en iyi şekilde adapte olmuşlardır.على مدى سنوات من التطور، تكيف البشر بشكل جيدا مع الظروف المادية على سطح الأرض.
Başlıca işlevleri hücreye enerji sağlamaktır.هي مسؤولة عن توليد الطاقة داخل الخلية.
(Aydınlatıcı bilgi sağlamakta.الخبر اليقين".
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil."وهو يؤمن بأن الحكومة إنما أنشئت لخدمة الشعب وليس العكس.
Kalkınma ajanslarının koordinasyonunu sağlamak ve bunlarla ilgili iş ve işlemleri yürütmek.ينسق بين اعمال القطاعات والادارات العامة بما يكفل تنفيذ المهام والواجبات.
Bu durum ilçeye ekonomik katkı sağlamaktadır.وعلى هذا النحو فهم يعدون عائقًا اقتصاديًا.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.فمن المستحيل - من الناحية النظرية- أن يكون أداء النظام الحقيقي أفضل من المثالي.
Güvenlik büyük bir endişedir ve dolayısıyla bunu sağlamak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.الصحة الشمولية هي مجال متنوع وبذلك هنالك طرق عديدة وعلاجات متنوعة مستخدمة في تطبيقها.
Sonuçta yardımı sağlamak için Konstantinopolis'e gitti ama bu çabası da sonuç vermedi.ثم قرر أن يأخذه إلى القسطنطينية، حيث تستحيل محاولة الهرب.
Çin'in kitlesel nüfusu, hükûmet bunu sağlamak için mücadele ederken her zaman büyük bir güçlük çekti.شكلت الكثافة البشرية الصينية دائما عائقا للحكومة في التدبير.
Keresteciliğin yanında yakacak odun ve talaş da önemli oranda katkı sağlamaktadır.ان قصة الجبال والغابات الجزائرية مع النيران لا تكاد تنتهي.
Ayrıca buna ek olarak, havayla alakalı sistemlerden bilgi de sağlamaktadırlar.وبالرغم من هذا فإنه يجب التمييز بينهم وبين نظم المعلومات التي تشملهم.
Yöre halkımızın %95'i geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır.نتيجة لهذا 95 ٪ من البلاد يعتمد على الماشية كوسيلة للدخل.
Lejyonun komuyuna bildirilen amacı, Gürcistan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını sağlamaktı.كانت الدعاية السوفيتية تهدف لتغيير معنى النصب كرمز لاستقلال لاتيفيا.
Kabartılmış dikim yatakları iyi akaçlamayı sağlamak için kullanılan geleneksel bir yöntemdir.لكن الأدلة الحالية ير كافية لتبرير الاستخدام الروتيني.
İşçiler üzerinde adil iş yükü dağılımını sağlamak.التأكد من حصول العمال على رواتب معقولة.
Halkın rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamak.توفر لأعضائها الطمأنينة والامان .
128 MW güç kapasitesindeki HES (hidroelektrik santrali) yılda 400 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır.تقوم إثيوبيا الآن بتوليد 800 م.و. من أربع محطات للطاقة الكهرومائية للاستخدام المحلي.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.لذا يقومون بالدفاع عنها وينجحون في ذلك.
Kalyonların ikinci kaptanlığını yürütmekle ve tersanelerin asayişini sağlamakla görevli idi.كان مكلف بتحريك الربان الثانى للسفينة الشراعية وتأمين الأمن العام للسفينة.
Châtenay-Malabry'de, tren istasyonu ve metro; Châtenay-Malabry'den Sceaux şehrine ulaşım sağlamaktadır.من مطار MALPENSA: استخدم قطار Malpensa السريع حتى محطة Cadorna FN.
DeBot'un görevi, kullanıcı ve blok zinciri arasında gerçekten merkezi olmayan bir etkileşim sağlamaktır.هدف DeBots هي تقديم تداخل لامركزي حقيقي بين المستخدم وبين سلسلة البلوك تشين.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.É melhor deixar que metade das pessoas morram para que a outra metade possa comer."
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.O Rei respondeu que faria o possível para atendê-los.
İnsanlar Dünya’nın yüzeyindeki şartlara uyum sağlamak için en iyi şekilde adapte olmuşlardır.Os seres humanos estão adaptados para a vida na superfície da Terra.
Elinde bir tabanca sallayıp düzeni sağlamak için kullanmakla tehdit ederken görülmektedir.Ele é mostrado apontando sua arma e ameaçando usá-la para manter a ordem.
Eyaletin en önemli görevi Alpler üzerinde bulunan geçitlerin iletişim güvenliğini sağlamaktı.Sua função mais importante era proteger a comunicação nos passos alpinos.
Doğrudan Tahrik: Bu durumda ileri ve geri (tornistan) hareketi sağlamak için en az iki türbin kullanılır.Os chifres, presentes em ambos os sexos, são pequenos e dirigidos para trás.
Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı.O objetivo da RFC era emprestar dinheiro a bancos e instituições para estimular a atividade econômica.
Birlikleri Konstantinopolis'e yürümüş fakat halk desteği sağlamakta başarılı olamamıştır.As suas tropas marcharam para Constantinopla mas não obtiveram apoio popular.
LinguaLeo hızlı öğrenme için geliştirilmiş eğitim materyalleri sağlamaktadır.O LinguaLeo oferece materiais de treinamento projetados para o progresso de aprendizagem rápida.
Zemin, sulu bir etki sağlamak için koyu mavi yansıtıcı bir boyayla boyandı.O chão foi pintado com uma tinta reflexiva azul escura para dar um efeito de água.
Bununla birlikte Mars yörüngesinin geniş eksantrikliği ilginç bir sonuç sağlamaktadır.A relativamente grande excentricidade da órbita de Marte tem um efeito significativo.
Onlara göre söylevin amacı, ikna etmeyi sağlamaktır.O logos sendo uma argumentação, pretende convencer.
Müze, programlar, yayınlar ve medya sunumları yoluyla Houston topluluğuna yarar sağlamaktadır.O museu beneficia a comunidade de Houston através de programas, publicações e por meios de apresentações.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Uma soma de 120 000 peças de ouro foi paga pela liberdade dos prisioneiros.
Yumurta sarısı, embriyonun gelişimi için temel işlevi gıda sağlamak olan yumurtanın besin taşıyan kısmıdır.Tem como função o armazenamento de nutrientes que será usado pelo embrião durante seu desenvolvimento.
Barışı sağlamak için mücadele eder.Sua missão é salvar Paz.
İnternet tarayıcıları için hazırlanan bazı eklentiler, Google Çeviri'ye kolay erişim imkanı sağlamaktadır.Extensões para navegadores permitem fácil acesso ao Google Tradutor a partir do navegador.
Çoğu zaman sonuçlarda kararlılığı sağlamak tam pivot seçimine gerek yoktur.É importante jamais levar muito a sério os seus planos a longo prazo, nem os de quem quer que seja.
Bunun yanında yalıtımı sağlamak için bitümlü levhalar da serilebilir.Também pode esconder a comida restante nestas fendas para reserva.
Ayrıca savunma kolaylıkları da sağlamaktadır.Estes últimos também permitem um acesso direto para La Défense.
Heyetin amacı bir ittifak sağlamaktır.Dispor de um objeto significa fazer um pacto.
Diğerlerinin kaçmasını sağlamak için Kenobi kendini feda eder.Ele se sacrifica para garantir a fuga dos membros restantes.
Uygulama kullanıcının maksimum 6 saniyelik kısa videolar çekebilmesini sağlamaktadır.O aplicativo permite que os usuários criem vídeos curtos de 15 segundos.
İnsanların geçimini sağlamak için kullandıkları bir ticaret metasıdır.É uma festa que os pescadores tentam manter viva.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Aqui, ação estatal para a realização do valor da igualdade.
Tedavide amaç, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı bir ömür sürmesini sağlamaktır.As finalidades do tratamento são prolongar a vida do paciente e melhorar a sua qualidade de vida.
Mealy SDM'lerinin kullanımı durum sayısının azalmasını sağlamaktadır.O uso de uma FSM de Mealy normalmente leva a uma redução no número de estados.
En yakın arkadaşı Weasel'a danıştıktan sonra, Wilson iyileşmeyi sağlamak için Ajax'ı izlemeye başlar.Depois de consultar seu melhor amigo Weasel, Wilson decide caçar Francis para conseguir a cura.
Hem POP3 hem de IMAP posta kutularını desteklemektedir ve IMAP ile yeni gelen bildirimleri sağlamaktadır.Ele suporta tanto o POP3 e caixas de mail IMAP e suporte IMAP IDLE para notificações em tempo real.
Şirket, sanatçıların projelerinin müzik marketlerde dağıtımcılığını yaparak tanıtımlarına katkı sağlamaktadır.O músico colabora com idéias nas criações dos designs dos produtos.
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil."O governo está ai para ajudar as pessoas, não controlá las".
Hizmet işkolu, iş gücünün %27'sine istihdam sağlamaktadır.No entanto, a agricultura ainda respondia por 27% do emprego.
Az olmakla beraber bazı aileler arıcılık yaparak geçimini sağlamaktadır.Além disso, as boas relações com algumas pessoas facilitou a sua movimentação.
Gençler organize sanayide çalışarak geçimini sağlamaktadır.Quais estruturas organizacionais suportam o trabalho criativo?
Bu kavanoz ovalanarak üretilen elektriğin depolanmasına imkan sağlamaktadır.Note que este valor é independente da resistência geradora de ruído.
Boyuna göre dış şutlarının etkili olması pozisyonuna göre rakiplerine avantaj sağlamaktadır.Acreditam que a vantagem que você tem sobre seu inimigo é sua agilidade.
Köy muhtarı istihdam sağlamak için yeni bir mandıra tesisi yaptırmaktadır.Um camponês miserável resolve instalar mais um alarme.