Az olmakla beraber bazı aileler arıcılık yaparak geçimini sağlamaktadır.Além disso, as boas relações com algumas pessoas facilitou a sua movimentação.
Ancak bu sorunlarının çözülmesini sağlamadı.Não devemos facilitar-nos demais a questão da solução para esses problemas.
Gençler organize sanayide çalışarak geçimini sağlamaktadır.Quais estruturas organizacionais suportam o trabalho criativo?
Derginin devamlı yazarları arasında Kayhan Sağlamer, Bilgin Toker bulunmaktadır.A relação literária destes escritores aparece constantemente.
Bu kavanoz ovalanarak üretilen elektriğin depolanmasına imkan sağlamaktadır.Note que este valor é independente da resistência geradora de ruído.
Genellikle beş kollu olan bu familyanın üyeleri sağlam vücutlu ve oldukça canlı renklere sahiptir.Possui 15 famílias vivas, são geralmente densamente cobertas de pelos, com quelíceras robustas.
2 yüzücüyle katılım sağlamışlardır.Ela é acompanhada por dois dançarinos.
Boyuna göre dış şutlarının etkili olması pozisyonuna göre rakiplerine avantaj sağlamaktadır.Acreditam que a vantagem que você tem sobre seu inimigo é sua agilidade.
O, var - kuvvetini esirgemeden Aristotelesçi felsefenin ileriye doğru gelişimini sağlamalı idi.Pergunta a ela se teria coragem de, por seu amor, tomar o mesmo caminho de Felícia.
Köy muhtarı istihdam sağlamak için yeni bir mandıra tesisi yaptırmaktadır.Um camponês miserável resolve instalar mais um alarme.
Varsayım sağlam bir mantığa dayanmalıdır.O processo lógico exige uma razão suficiente.
Ardından gelen karışıklıkta üç ülke Üç İmparatorluk döneminde birbirlerine karşı üstünlük sağlamaya çalıştı.No caos subseqüente, três Estados buscaram a preeminência durante o chamado Período dos Três Reinos.
Ülkenin çevresel güvenliğini sağlamak.Garantir a integridade da paisagem.
II. Dünya Savaşının en sağlam uçaklarından biri olduğu kabul edilir.É considerado um dos melhores hidroaviões da Segunda Guerra Mundial.
En son teknolojilerin kullanılması ile bu tür filmlere yapılmasına büyük katkı sağlamıştır.Além disso existia uma nova tecnologia envolvida na produção desses filmes.
MSF finansal ve teknik olarak bu faaliyetlere destek sağlamıştır.O projeto dará apoio técnico e financeiro para os municípios.
“Atatürk Yasası” nın hazırlanmasını (1951) sağlamıştır.«Convenção Relativa ao Estatuto dos Refugiados (1951)».
Tom ailenin geçimini sağlamak için mecburen bir ayakkabı fabrikasında çalışmaktadır.Ela trabalha longas horas na fábrica para sustentar a família.
Ama ne zooloji ne de embriyoloji Kölliker’in şöhretini sağlamamıştır.A indústria aviária e bovina ainda não encontraram um equivalente genético causador do PSE.
Örneğin Fransa, elektrik ihtiyacının %77'sini nükleer reaktörlerinden sağlamaktadır.Na França, que tem mais de 80% de sua eletricidade de origem nuclear, todos os reatores são desse tipo.
Karayollarında trafik düzenini sağlamak ve denetlemek.Auxiliar o desenvolvimento dos sistemas de controle de tráfego aéreo.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Teve boa acolhida entre católicos e protestantes.
Güvenlik büyük bir endişedir ve dolayısıyla bunu sağlamak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.O intuito principal é alcançar a estabilização, e, para isso, podem ser utilizadas diversas técnicas.
Yıldız rüzgarı, X-ışını kaynağının çevresindeki Toplanma diski için gerekli maddeyi sağlamaktadır.Um vento estelar da estrela fornece material para um disco de acreção em torno da origem de raio-X.
Bu özgürlüklerin sağlanması ancak kullanıcıların yazılımın kaynak koduna tam erişim sağlamasıyla mümkündür.Para implementar essas liberdades os usuários precisam ter acesso completo ao código do programa.
Bundan kazanç sağlamanın mutlaka bir yolu olmalı!' düşüncesiyle hareket ediyorlar'" demiştir.Aqueles que se veem incapazes de compartilhar essa crença tendem a culpar a si mesmos, em vez dela."
Bu da sigortacıların reasürans işlem giderlerini azaltmasını sağlamaktadır.O mesmo acontece aos homens, reduzindo assim os riscos de tentação.
Mekanik olarak sağlam ve kolaylıkla gizlenebilen bir görüntüsü vardı.Encontraram uma cena em particular perigosamente enganosa.
Daha sonrasında Aberdeen'le üç yıllık anlaşma sağlamıştır.Dois anos depois, ele assinou um contrato de três anos com o Brentford.
Bu, deneyimli kullanıcıların daha hızlı çalışmasına olanak sağlamaktadır.Isto irá permitir que os usuários recebam novos recursos mais rapidamente.
Burada asıl amaç köyde yaşayan gençlerin spor yapmasını sağlamaktır.Seu principal objetivo é o incentivo à prática de esportes na cidade.
Bu albüm onun beklediği gibi başarı sağlamadı.Porém o álbum não fez o tamanho sucesso quando o esperado.
Red Dog Maden ocağı da istihdam sağlamaktadır.Mr. Jam também realiza os raps da faixa.
Bu çarpışma aynı zamanda dünyaya eksen eğikliğini kazandırmış ve rotasyon hızı sağlamıştır.A Terra precisaria ter girado rápido demais para explicar sua velocidade atual de rotação.
Dikkat edilmesi gereken, omurgayı dik tutmaya yardımcı olacak sağlam bir oturuşun tercih edilmesidir.Seria necessário esperar por uma oportunidade que fosse favorável para tentar capturar aquela praça.
Ayrıca, Asuan Barajı'nı bitirip, ülkenin ekonomik kalkınmasını sağlamak istiyordu.Era necessário que os centros populacionais despertassem, contribuindo para o reequilíbrio económico do País.
Yazılım kullanıcıların şarkı sözlerini ve melodiyi yazarak şarkı söylemeyi sentezlemelerini sağlamaktadır.O software permite aos usuários sintetizar "cantar" digitando letras e melodia.
MTLD ve Cezayir Ulema Cemiyeti yöneticileri de Arap devletlerinden destek sağlama çabalarını yoğunlaştırdı.Os governos de Uganda e Burundi também comprometem seu apoio aos rebeldes.
Sancağın düzen ve emniyetini sağlamak.Estabelecer e manter um sistema de segurança de rede.
Fransa’nın gücünü azaltarak sınırlarını sağlama almak.A necessidade de manter as linhas de comunicações com França obrigava-os a retirar.
Wi-Fi arama Wi-Fi üzerinden cep telefonu aramalarını sağlamak için eklenmiştir.Esse serviço permite ligações telefônicas pelo Wi-Fi.
Ancak bu zrıh makinalı tüfekten daha güçlü silahlara karşı koruma sağlamıyordu.As peças, por exemplo, não iria trocar com as pistolas de percussão mais antigas.
Özellikle, von Neumann projeksiyonunu sağlamak için varsayılır.Há desvantagens para a concepção de von Neumann.
Orkların zırhları, elflerinki kadar kaliteli olmasa da işe yarar sağlamlıktadır.Também é sabido que sua armadura, embora inferior àquelas dos Elfos e Anões, é bastante eficiente.
Dubi kıyı şeridine 78 km. ilave sağlamaktadır.O Cabildo concedeu-lhe 8 quilômetros quadrados de terra.
Kadın tarihinin yazılmasını sağlamak.Filmes A Dona da História.
Entelektüel bir yaklaşım tarih biliminin nasıl anlaşıldığı meselesine çok fazla katkı sağlamaz.Isto ajuda a prevenir a confusão a respeito da experiência final a respeito da aparência da aplicação.
Mobil operatörler TIM ve Vodafone ise tüm hatlarda LTE bağlantısı sağlamaktadır.As operadoras MEO e Vodafone oferecem este tipo de banda larga em Portugal.
Göl çevresi yaz aylarında da kamp sporuna olanak sağlamaktadır.Os transportes públicos também alcançam o Palácio de Verão.
Manet, imzasını sol alt köşedeki şişenin üzerine atarak onun bir marka gibi görünmesini sağlamıştır.O quadro possui a assinatura de Manet no rótulo da garrafa vermelha, no canto inferior esquerdo da tela.
Mahalleden göç ederek ticaretle uğraşanlar mahallenin ekonomisine katkı sağlamaktadır.E os povos que moravam nessa região participavam ativamente do comércio na região.
Bu durum cihaz sahipleri için psikolojik rahatlık, kullanım kolaylığı ve de güvenlik sağlamaktadır.Por isso, é importantíssimo que esse espaço ofereça prazer, comodidade e segurança para as crianças.
Denklemlerin bu koşulu sağlaması için düzeltilip genelleştirilmesi gerekir.É aconselhável interromper a amamentação nesses casos.
Bu seçim de güç tasarrufu sağlamaktadır.Com este cuidado, ela economiza forças.
Hayvanat bahçesinde düzeni sağlamak.Estabelecimento do primeiro jardim zoológico.
Geliştirme merkezi, Apple Haritalar'ın geliştirilmesine odaklanmakta ve 4000 kişiye istihdam sağlamaktadır.The ontwikkelingskantoor focust op de ontwikkeling van Apple Maps en er werken 4.000 mensen.
Yeterli alanı sağlamak, bir Yaşam Kütüphanesinin kütüphanecilerinin sorumluluğundadır.Het bieden van voldoende ruimte is verantwoordelijke taak van de bibliothecarissen van de levende bibliotheek.
Corinth'in doğduğu ev hala sağlamdır.Het geboortehuis van Corinth is behouden gebleven.
Birliğin amacı, edebiyat alanında parti ve devletin kontrolünü sağlamaktı.Het doel van de bond was partij- en staatscontrole binnen de literatuur.
Şirketlerin amacı Kuzey Amerika sahillerinde yerleşimler sağlamak idi.De compagnie had als doel het stichten van nederzettingen aan de kust van Noord-Amerika.