Hâlâ daha sağlam bir çözümün gerekli olduğu açıktır.وكان هناك حاجة مرة أخرى إلى المزيد من الأبحاث للوصول لاستنتاج أوضح.
Ayrıca buna ek olarak, havayla alakalı sistemlerden bilgi de sağlamaktadırlar.وبالرغم من هذا فإنه يجب التمييز بينهم وبين نظم المعلومات التي تشملهم.
Dünya Sağlık Örgütü, hastalığı tedavi amacıyla bazı ilaçlarda indirim yapılmasını sağlamıştır.حينها، فكر مجلس الصحة بطرق لإيقاف المرض من الإنتشار أكثر.
Yöre halkımızın %95'i geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır.نتيجة لهذا 95 ٪ من البلاد يعتمد على الماشية كوسيلة للدخل.
Lejyonun komuyuna bildirilen amacı, Gürcistan'ın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını sağlamaktı.كانت الدعاية السوفيتية تهدف لتغيير معنى النصب كرمز لاستقلال لاتيفيا.
Bu nedenle de düzenin kurulmasını sağlamaya çalıştılar.لذلك قرروا أن يحاولوا توسيع المصنع.
Kabartılmış dikim yatakları iyi akaçlamayı sağlamak için kullanılan geleneksel bir yöntemdir.لكن الأدلة الحالية ير كافية لتبرير الاستخدام الروتيني.
Ancak durumu halen sağlam değildir.ولكن آثاره غير بادية للعيان الآن.
İşçiler üzerinde adil iş yükü dağılımını sağlamak.التأكد من حصول العمال على رواتب معقولة.
Sarayın sağlam kalan tek binası.المبنى الرئيسي للقصر.
Bu albüm Bora Öztoprak'ın zirvedeki yerini korumasını sağlamıştır.ذهب هذا الأخير ( القرد) إلى إخفاء مفتاح سو.
Halkın rahat ve huzur içerisinde yaşamasını sağlamak.توفر لأعضائها الطمأنينة والامان .
Ana madde: Kuram Bilimsel teoriler, gözlemlenebilir verilerin uyumlu olduğu sağlam bir yapıyı belirtir.النظريات العلمية تصف إطار عمل مترابط يناسب البيانات القابلة للملاحظة.
128 MW güç kapasitesindeki HES (hidroelektrik santrali) yılda 400 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır.تقوم إثيوبيا الآن بتوليد 800 م.و. من أربع محطات للطاقة الكهرومائية للاستخدام المحلي.
Kask, tüm bu denemelerden sağlam çıkmayı başarmıştır.سواء كوتون ناجحة في أي محاولة.
Bunları besin sağlamak ve kendini savunmak için kullanır.لذا يقومون بالدفاع عنها وينجحون في ذلك.
Kalyonların ikinci kaptanlığını yürütmekle ve tersanelerin asayişini sağlamakla görevli idi.كان مكلف بتحريك الربان الثانى للسفينة الشراعية وتأمين الأمن العام للسفينة.
Châtenay-Malabry'de, tren istasyonu ve metro; Châtenay-Malabry'den Sceaux şehrine ulaşım sağlamaktadır.من مطار MALPENSA: استخدم قطار Malpensa السريع حتى محطة Cadorna FN.
Onun bana yardım etmesini sağlamaya çalıştım.حاولت أن أجعله يساعدني.
DeBot'un görevi, kullanıcı ve blok zinciri arasında gerçekten merkezi olmayan bir etkileşim sağlamaktır.هدف DeBots هي تقديم تداخل لامركزي حقيقي بين المستخدم وبين سلسلة البلوك تشين.
Tiberius'un ölümü bu suçlamalardan kurtulmasını sağlamıştır.Somente a morte do próprio Tibério fez com que se livrasse daquelas acusações.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.É melhor deixar que metade das pessoas morram para que a outra metade possa comer."
Bölgede kalıcı yerleşimi sağlamaya yönelik ilk çabalar başarısızlıkla sonuçlandı.As primeiras tentativas de estabelecimento de assentamentos permanentes na região resultaram em fracasso.
Firma şirketler için FDA düzenleyici yardım sağlamasıyla bilinir.A empresa é conhecida por fornecer assistência reguladora com FDA para as empresas.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.O Rei respondeu que faria o possível para atendê-los.
Zelig'in hastalığı nükseder ve bir kez daha etrafına uyum sağlamaya çalışır.A doença de Zelig retorna, e ele tenta novamente se adaptar.
Rusya'nın haritalaştırılmasına büyük katkılar sağlamıştır.Fez importantes contribuições para a cartografia da Rússia.
Gregory ikisi arasında bir uzlaşı sağlamaya yardımcı oldu ve Pirros, Kalkedon konumunu yeniden kabul etti.Gregório ajudou a promover a reconciliação entre os dois, e Pirro re-adotou a posição calcedoniana.
MTV News’e göre Slayer’ın müziği death metalin ortaya çıkmasını sağlamıştır.Segundo a MTV News, "a música do Slayer foi diretamente responsável pela ascensão do death metal."
İnsanlar Dünya’nın yüzeyindeki şartlara uyum sağlamak için en iyi şekilde adapte olmuşlardır.Os seres humanos estão adaptados para a vida na superfície da Terra.
Sonra onu sağlam bir karargâhta yerleştirdik.Ele, então, a transformou em loureiro.
Elinde bir tabanca sallayıp düzeni sağlamak için kullanmakla tehdit ederken görülmektedir.Ele é mostrado apontando sua arma e ameaçando usá-la para manter a ordem.
Ölümü, kendisinin hayatta iken yapamadıklarının gerçekleşmesini sağlamıştır.Sua morte, porém, não lhe permitiu realizar o intento, o que foi feito posteriormente, por particulares.
Aristokrasi mülklerini müsadere etmişler ve serveti yeniden dağıtımını sağlamışlardır.Eles confiscaram as propriedades da aristocracia e redistribuíram a riqueza.
O Kepler modelinin sağlam bir savunucusu olarak kaldı.Ele permaneceu um firme defensor do modelo de Kepler.
1850'li yıllarda gerçekleşen vergi reformları, ucuz gazetlerin daha geniş bir şekilde yayılmasını sağlamıştır.Reformas tributárias na década de 1850 permitiram uma maior circulação de jornais por um preço menor.
Eyaletin en önemli görevi Alpler üzerinde bulunan geçitlerin iletişim güvenliğini sağlamaktı.Sua função mais importante era proteger a comunicação nos passos alpinos.
Ağustos ayı sonunda 4. Panzer Ordusu Leningrad yönünde 48 km.lik bir girme sağlamıştı.No final de agosto, o 4º Grupo Panzer penetrou em 48 quilômetros de Leningrado.
Fritz Mackensen'in verdiği dersler başlangıçta Paula'nın yeteneğinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.As aulas de Fritz Mackensen foram de ajuda para o início de Paula Becker e para a expansão do seu talento.
Doğrudan Tahrik: Bu durumda ileri ve geri (tornistan) hareketi sağlamak için en az iki türbin kullanılır.Os chifres, presentes em ambos os sexos, são pequenos e dirigidos para trás.
Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı.O objetivo da RFC era emprestar dinheiro a bancos e instituições para estimular a atividade econômica.
Birlikleri Konstantinopolis'e yürümüş fakat halk desteği sağlamakta başarılı olamamıştır.As suas tropas marcharam para Constantinopla mas não obtiveram apoio popular.
Sağlam mimarisi nedeniyle iyi bir durumda günümüze kadar gelebilmiştir.Isso permitiu que a estrutura de chegar em boas condições até os nossos dias.
LinguaLeo hızlı öğrenme için geliştirilmiş eğitim materyalleri sağlamaktadır.O LinguaLeo oferece materiais de treinamento projetados para o progresso de aprendizagem rápida.
Zemin, sulu bir etki sağlamak için koyu mavi yansıtıcı bir boyayla boyandı.O chão foi pintado com uma tinta reflexiva azul escura para dar um efeito de água.
Hard Candy rock eleştirmenlerinden sağlam skorlar elde etti." ifadesini kullandı.Hard Candy marcou solidamente os críticos do rock".
Bununla birlikte Mars yörüngesinin geniş eksantrikliği ilginç bir sonuç sağlamaktadır.A relativamente grande excentricidade da órbita de Marte tem um efeito significativo.
Bunu sağlaması karşılığında şefin kızıyla nişanlanmasını sağlayacaktır.O conselheiro que casar com a filha do chefe em troca da ajuda.
MacDonald'ın ikinci hükümeti, mecliste ilkine göre daha sağlam bir desteğe sahipti.O segundo governo de MacDonald era mais forte no parlamento do que o primeiro.
Kuveyt; sekiz yıl boyunca Irak'a, İran ile olan savaşında maddi destek sağlamıştı.O Kuwait tinha financiado fortemente os oito anos de duração da guerra do Iraque com o Irã.
Onlara göre söylevin amacı, ikna etmeyi sağlamaktır.O logos sendo uma argumentação, pretende convencer.
Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır.Depois Deus agirá com tal poder, que dará evidências de sua autenticidade.
Mauricius (taht: 582–602) döneminde ülkenin doğu sınırları genişledi ve kuzey sağlamlaştırıldı.582–602), as fronteiras orientais foram expandidas e o norte estabilizado.
Genel olarak, Pomeranian sağlam, sağlıklı bir köpek ırkıdır.No geral, o lulu-da-pomerânia é um robusto e saudável cão.
Yerçekimi dalgalarının görelilik teorisi üzerine kurulmuş sağlam bir temeli vardır.As ondas gravitacionais têm uma base teórica sólida, baseada na teoria da relatividade.
Kâğıdın çok kaliteli bir cinsten olması, kitabın son zamanlara kadar muhafaza edilebilmesini sağlamıştır.Ele, então, teve de ser eternamente um servo até que o livro fosse encontrado.
Ben bütün anne babalara çocuklarının evde kalmasını sağlamaları için sesleniyorum. " dedi.Faço um apelo a todas as mães presentes."
Müze, programlar, yayınlar ve medya sunumları yoluyla Houston topluluğuna yarar sağlamaktadır.O museu beneficia a comunidade de Houston através de programas, publicações e por meios de apresentações.
Mayıs ayı sonlarında Anzak mevzileri sağlamlaştırılmıştır.No final de Maio, foram apresentadas as propostas finais.
Dünya Sağlık Örgütü, hastalığı tedavi amacıyla bazı ilaçlarda indirim yapılmasını sağlamıştır.A Organização Mundial de Saúde fornece medicamentos para o tratamento da doença a custo reduzido.