İnsan Hakları Bildirisi'ne büyük katkılar sağlamıştır.المسلم يقدِّر المعروف، ويعرف للناس حقوقهم، فيشكرهم على ما قدموا له من خير.
Örneğin kâr sağlama arzusu kerşı devrimci bir eylem olarak yorumlanıp ölüm cezası verilebiliyordu.على سبيل المثال، يمكن تفسير الرغبة في تحقيق الربح على أنها ثورة مضادة ضد الإشتراكية يعاقب عليها بالإعدام.
1838 - 1860 yılları arasında yetişmiş gençler 1860 yılında sonra Edebiyat alanında batılaşmayı sağlamışlardır.حيث حقق الشباب التركي الذي نشئ في الفترة من عام 1838 إلى 1860 التغريب في الأدب التركي.
Rohtas Kalesi bir kuvvet tarafından asla yağmalanmadı, ve son derece sağlam bir şekilde korundu.لم يتم اقتحام فورت روهتاس بالقوة، وقد نجا من الموت بشكل ملحوظ.
Ayrıca bataryaların geri dönüşümünü sağlamak da bir sorun olarak durmaktadır.وتوفير أيضاً إعادة تدوير البطاريات التي لا تزال تمثل مشكلة كامنة.
Dancaire Carmen'e Don Jose'yi kandırıp kaçakçılara yardım etmesini sağlamasını söyler.لكن كارمن تغري دون جوزيه بأن يتركها تهرب..
Fakat 1915 senesinde manastıra saldırılmıştır ve ancak kütüphanesi sağlam kalmıştır.خلال حريق عام 937، تم تدمير الدير، لكنه بقيت المكتبة سليمة.
İç yönetimin bir diğer noktası, özellikle üretimde en az ayrıcalık sağlama ilkesine bağlılıktır.وثمة نقطة أخرى للرقابة الداخلية هي الالتزام بمبدأ توفير أقل قدر من الامتيازات، ولا سيما في الإنتاج.
Edirne Hahambaşısı olarak başarısı ve yenilikçi görüşleri İstanbul Hahambaşılığına getirilmesini sağlamıştır.حفزه التقدير الذي حصل عليه ليبذل ده إبداعي وآماله ليخلف "جراند" بدت مواتية.
Bunu sağlamanın yöntemlerinden birisi kesimlemedir (segmentation).ومن أقام منهم فهو آمن، وعليه مثل ما على أهل إيلياء من الجزية.
Kral bu istekleri sağlamak için elinden geleni yapacağını söylemiştir.أجاب الملك بأنه سيوف يقوم بكل ما يستطيعه لتلبية تلك الطلبات.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.عندما فقط وعد المهدي بدفع 120،000 ريال لهم انسحبوا.
Tonozlarında testiler bulunup, bunların amacı akustiği sağlamaktır.بينما الشرطة يحاولون ان يحمونها لجعلها دليل.
Seçilecek yöntem, proteinin ne derece hassas olduğu ve hücrelerin ne derece sağlam olduğuna bağlıdır.تعتمد الطريقة المختارة على هشاشة البروتين ومدى تجلّد الخلايا.
Selçukluların 1157'de dağılması, Gaznelilere pek yarar sağlamadı.ولم يكن تشتت السلاجقة في عام 1157م ذا نفع كبير للدولة الغزنوية.
Amaç onlarla kolay irtibat kurulması ve vergi toplanmasında kolaylık sağlamaktı.الخصائص المشتركة تجعل من السهل على التواصل وإنشاء علاقة.
Düşük gerilimli dağıtımını sağlamak için ise bazı yalıtkanlar kullanılabilir ama genellikle çıplaklardır.والموصلات ذات الجهود المنخفضة المستخدمة في التوزيع قد يكون لها بعض العزل ولكن غالبا ما تكون عارية أيضا .
Yanı sıra köy halkı Pirinç yetiştiriciliğinden geçim sağlamaktadır."وبالنظر للمزارعين في غانا فقد اعتادوا على العيش من زراعة الأرز.
Çalışmalarının önemini tanımakla birlikte, maaş sağlamıyordu.على الرغم من أنه كان يدرك اهمية عملها إلا كان هذا التعيين بدون اجر.
Hanedanlık Öncesi Dönem'de Nubya ile, altın ve tütsü sağlamak için ticari ilişkiler geliştirmişlerdi.وبدأت التجارة مع النوبة في عصر ما قبل الأسر، لجلب على الذهب والبخور.
General Vatutin komutasındaki 1. Ukrayna Cephesi, Kiev'in kuzey ve güneyinde sağlam dayanaklar oluşturdu.تمكنت الجبهة الأوكرانية الأولى، بقيادة نيكولاي فاتوتين، من تأمين رؤوس جسر شمال وجنوب مدينة كييف.
1954'te MAN, üç araçlık birimine dönüşüm sağlamak için ek bir iki merkez araç daha sundu.وفي عام 1954 استوردت اخرى ليصبح عدد السيارات اثنتين.
Karşı ülke için caydırıcılık sağlamaya çalışırlar.عن جدلية التعاطى مع الدولة.
Fermanın amacı, Osmanlı tebaası arasında eşitlik sağlamaktır.و غرض هذا الفرمان هو تحقيق المُساواة بين الطبقات العثمانية.
Bölgede ilgi çekici turistik yerler, Fransa ekonomisine katkı sağlamaktadır.السياحة مهمة في المنطقة، خصوصا ممن يقضون شهر العسل الأوروبي.
Bu makaralar kuvvetten kazanç sağlamazlar.مؤکداً ان الغارات الجویه لا تصنع النصر.
İnsanlar Dünya’nın yüzeyindeki şartlara uyum sağlamak için en iyi şekilde adapte olmuşlardır.على مدى سنوات من التطور، تكيف البشر بشكل جيدا مع الظروف المادية على سطح الأرض.
Bunun yanında biyolojik saate uyum sağlama çalışmaları şiddetli olabildiği gibi haftalarca sürebilir.يُمكِن لآثار تغيير التوقيت على التكيف الموسميّ لإيقاع الساعة البيولوجية أن تكون بالغة وأن تستمر لأسابيع عدَّة.
Burton, Daniel Waters kendisine sağlam bir senaryo verince devam filmini çekmeyi kabul etti.وافق (بورتن) علي تصوير الفيلم الحالي عندما قدم (دانيال واترز) إليه سياريو جيد .
Zeminin sağlam olmadığı o zamandan belliydi.وهى فترة لم تكن آمنة بالنسبة للواحات.
Tunus ordusunun kontrolü sağlamaya çalıştığı bildirildi.أكد نابليون على أن الجيش سيتبعه.
Sonra onu sağlam bir karargâhta yerleştirdik.وَطِبَاقًا " نُصِبَ عَلَى أَنَّهُ مَصْدَر ; أَيْ مُطَابِقَة طِبَاقًا .
Başlıca işlevleri hücreye enerji sağlamaktır.هي مسؤولة عن توليد الطاقة داخل الخلية.
Ulusal iletişim güvenliğini sağlama.الحفاظ على الوحدة الوطنية.
Bu diziyle özellikle Japonya'da sağlam bir ün edinmiştir.حظيت اللعبة باستقبال إيجابي في اليابان.
Bugün yapı sağlam bir durumda bulunmaktadır.ووضعية المبنى جيدة لحد الآن.
Perry, kanser ve HIV/AIDS nedeniyle acı çeken insanlara yardım sağlamayı amaçlayan örgütlere de destek oldu.كما قدم دعم الأقران للناس الذين يحملون السرطان وفيروس نقص المناعة البشرية.
Albüm Johnny Cash'in kariyerinin yeniden canlanmasını sağlamıştır.صاحب المتحف حاليًا يحاول إعادة تسمية الشارع تكريمًا لجوني كاش.
(Aydınlatıcı bilgi sağlamakta.الخبر اليقين".
Sağlam, maçtan sonra Türk halkından özür diledi.وقدمت في نفس القت اعتذارها للشعب والناخبين التونسيين.
Ancak iki tanesi sağlamdır.والجدعان في أمان ..
Mayıs 2011. ^ Eraslan Sağlam.(مايو_2013) عظام قوية طوال العمر!
I. Dünya Savaşı çıkmadan önce Berliet, Fransız Ordusuna ekipman sağlamaya başlamıştır..وقبل بداية الحرب العالمية الأولى بدأت سيارات برليت بتوفير معدات للجيش الفرنسي.
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil."وهو يؤمن بأن الحكومة إنما أنشئت لخدمة الشعب وليس العكس.
Feminizm birçok geleneksel felsefe problemine yeni bir bakış açısı sağlamıştır.حظي مفهوم قابلية المقايسة بكثير من الاهتمام من عدد من الفلاسفة المعاصرين.
Doç. Dr. SAĞLAM ^سليم، ويتحدث د.
Kalkınma ajanslarının koordinasyonunu sağlamak ve bunlarla ilgili iş ve işlemleri yürütmek.ينسق بين اعمال القطاعات والادارات العامة بما يكفل تنفيذ المهام والواجبات.
"Yılın En Sağlamları (Ödül Töreni)".المعتزلة هم خصماء الله على رأي أهل السنة.
Bu durum ilçeye ekonomik katkı sağlamaktadır.وعلى هذا النحو فهم يعدون عائقًا اقتصاديًا.
Pratik olarak kusursuz bir dengeyi sağlamak hemen hemen imkânsızdır.فمن المستحيل - من الناحية النظرية- أن يكون أداء النظام الحقيقي أفضل من المثالي.
Güvenlik büyük bir endişedir ve dolayısıyla bunu sağlamak için kullanılan çeşitli yöntemler vardır.الصحة الشمولية هي مجال متنوع وبذلك هنالك طرق عديدة وعلاجات متنوعة مستخدمة في تطبيقها.
"Ziyaretçi" (来客, Raikyaku) "Sağlam Tartışma" (正論, Seiron) Attack on Titan: Junior High (進撃!巨人中学校, Shingeki!سلسلة كوميدية تحت عنوان "هجوم العمالقة: الثانوية" (進撃!巨人中学校، Shingeki!
Kesin koruma sağlamaz.لا تشمله الحماية.
Özellikle yazdığı bu şiir, onun tüm dünyada tanınmasını sağlamıştır.كتاباته الموالية خصوصا البوليسية منها جعلته كاتبا مشهورا في العالم بأسره.
Sonuçta yardımı sağlamak için Konstantinopolis'e gitti ama bu çabası da sonuç vermedi.ثم قرر أن يأخذه إلى القسطنطينية، حيث تستحيل محاولة الهرب.
Sağlama kötüyse, yönlendirme düğüm paketi atar.اما إذا كان خاطئ فيحصل فقط على رصيد جولات الحلقة.
Çin'in kitlesel nüfusu, hükûmet bunu sağlamak için mücadele ederken her zaman büyük bir güçlük çekti.شكلت الكثافة البشرية الصينية دائما عائقا للحكومة في التدبير.
Keresteciliğin yanında yakacak odun ve talaş da önemli oranda katkı sağlamaktadır.ان قصة الجبال والغابات الجزائرية مع النيران لا تكاد تنتهي.
Böylece pin (meguki) ikinci bir güvenlik sağlamış olur.وهكذا حقق أوبن بي.إس.دي مزية الأمان الافتراضي.
Çalışmalarda virüslerin kullanımı hücre biyolojisi hakkında değerli bilgiler sağlamıştır.وقد وفرت دراسة واستخدام الفيروسات معلومات قيمة حول جوانب البيولوجيا الخلوية.