Bu Amara yüzüğü, vampirlerin güneş altında dolaşabilmelerini sağlamaktadır.Кроме того, ещё можно отметить светолюбов — вампиров, способных находиться на солнце.
İmparatorluk mali otoritelerine fon sağlamak için müracaat etmesini yasakladı.Императорский декрет запрещал ханьцам селиться там.
Başta ÜZÜM olmak üzere köylüler yazlık ve kışlık sebzecilik yaparak geçimlerini sağlamaktadır.Крестьяне стремятся непременно сжечь все сенокосные угодья, осенью или весной.
Nitekim gerek erzak sağlama gerekse yerel halktan asker toplama konusunda düşkırıklığına uğramamıştır.Он пожаловался, что не с кем решить вопрос о боеприпасах.
Puanlamanın doğru yapılıp yapılmadığı sağlama yapılarak kontrol edilebilir.Надо проверить, что проволока надежно закручена.
Ona göre bu tutum, Miletlilerin tümüyle ayaklanmaya katılmasını sağlamak içindi.Они полагали, что он тот, кому суждено объединить враждующие Гильдии.
TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Основное назначение TFTP — обеспечение простоты реализации клиента.
Beşiktaş A2 takımı, Beşiktaş A takımına birçok oyuncu sağlamıştır.Двенадцатый игрок — болельщики, рьяно поддерживающие свою команду.
Nasıl ki para bir mal ile mübadele edilmedikçe bir fayda sağlamaz, mallarda el değiştirmedikçe fayda sağlamaz.Если же брать чистую цену золота, которое они содержат, то между ними нет ни малейшей разницы.
Bununla birlikte gerek bitki topluluğu, gerek hayvan topluluğu, bu sert koşullara uyum sağlamışlardır.Невозмутимые животные спокойно отнеслись к наградам и к обрушившейся на них популярности.
Katoliklerle Protestanlar arasındaki dini savaşların alevlenmesini sağlamıştır.Начались стычки между католиками и протестантами.
Ayrıca savunma kolaylıkları da sağlamaktadır.Кроме того, их было трудно оборонять.
Sunucu kiralama ve kiralık sunucu hizmetini veri merkezleri sağlamaktadır.Служба поиска по объявлениям о продаже и сдаче в аренду жилой недвижимости.
Molok, yaşayabilmek için çöle çok iyi uyum sağlamıştır.Свайнсона хорошо приспособлена к жизни в пустынной местности.
Karayollarında trafik düzenini sağlamak ve denetlemek.Мониторинг и контролировать сетевой трафик.
İnsan aktivitesine iyi uyum sağlamasıyla bilinir.Она заключается в прекрасной работе над исправлением человека.
Bu görevlerinin yanı sıra normal polislik görevlerini de (asayiş) sağlamakla yükümlüdürler.Её дополнительной обязанностью было выполнение задач обычной железнодорожной полиции.
Yatırım harcamasının sonucunda ortaya çıkan yatırım, orta ve uzun dönemde getiri sağlamaya devam eder.Этот уровень должен быть относительно низким для способствования средне- и долгосрочному инвестированию.
Devre tasarımsısı, eşdeğer yük direncini ( R ) ayarlayarak, maksimum güç transferini sağlamalıdır.Обратная величина от нагрузка с сопротивлением R = V/I определяет максимальную мощность с устройства.
Hızlı karar vermemi sağlamak konusunda başarılıydı.Мы поспешили выполнить эту волю.
Dövüşçü, uzayan ayak ve kolları ile uzak dövüşte avantaj sağlamaktadır.Она оказывается очень хорошей платформой, прежде всего для ударов руками или ногами с дальней дистанции.
Web servis kurulumu sağlamak (WSDL kullanılarak ya da kullanılmadan).Полезные утилиты для веб-камеры (неопр.).
Yıllardır durgunluk yaşayan Sovyet ekonomisi için artan petrol fiyatları olumlu etki sağlamıştır.Основной проблемой израильской экономики многие годы является отрицательное сальдо торгового баланса.
Arazi sağlam bir topografyaya sahiptir.Сеть имеет шинную топологию.
Bağbaşı Yaylası'na ulaşım sağlamaktadır.Они приходят в комнату связи.
25 Eylül’e doğru, Ürdün ordusu çatışmada üstünlük sağlamaya başladı.Только к утру 25 сентября противник начал наступательную операцию.
Amacı, öncelikli olarak öğretilerin sözlü aktarımında yanlışların yaşanmamasını sağlamaktır.Примечательно, что учитель не предстает перед нами непогрешимым.
Şah Abbas bu iki Özbek hanlarının çekişmesinden yararlanmayı sağlamıştır.Бешир так же велит казнить тех двух предателей.
Yani kanalizasyon borularının çok sağlam olması lazımdır.Кроме того, стенки счётчика должны быть достаточно толстыми.
Bu durum, alanda kalabalık kuş topluluklarının beslenmesine imkân sağlamaktadır.Можно сказать, что и сейчас многие жители выращивают этих птиц.
Buna ek olarak SimilarWeb verilerini API formunda sağlamaktadır.Кроме того, SimilarWeb предоставляет свои данные в форме API.
Diğer taraftan, insan vücudunu taklit etmeye çalışmak onu daha iyi anlamayı sağlamaktadır.على الجانب الآخر ، تؤدي محاولة محاكاة جسم الإنسان إلى فهم أفضل له.
Kadın tarihinin yazılmasını sağlamak.والتأكد من كتابة تاريخ المرأة.
Halkın yarısını ölmeye bırakmak diğer yarısının doymasını sağlamak için iyidir" der.ومن الأفضل أن نترك نصف الشعب يموت حتى يأكل النصف الآخر ملء طاقته."
Ekonomik gelişmenin ülke düzeyinde yayılmasını sağlamak ve özellikle az gelişmiş bölgelere ulaşmak.زيادة انتشار تسوية الدولة للتقدم الإقتصادي وبخاصة الوصول إلى المناطق المتقدمة إلى حد ما.
Çin’de geçimini bu sayede sağlamıştır.وأنا على يقين بأن هذا بالضبط هو ما يجري في الصين.
Web sitesinin amacı bütün pikselleri satmak ve böylece sahibine bir milyon dolarlık bir gelir sağlamaktı.كان الهدف من الموقع بيع كل البكسلات في الصورة، مما يعطي صاحبه دخل مليون دولار أمريكي.
Bu toplumların, özellikle Balkan toplumların mutfakları, Filistin mutfağının karakterine katkı sağlamışlardır.وقد تأثر المطبخ من هذه المجتمعات، ولا سيما من منطقة البلقان، ساهمت في إبراز الطابع الفلسطيني بالمطبخ.
Yuva çökse bile, içinde bulunan bazı yumurtalar sağlam kalabilirler."فحتى لو انهار العش فإن بعض البيوض فيه قد تسلم».
Şu an sadece Rus Uzay Ajansı bu servisi sağlamaktadır.ووكالة الفضاء الروسية هي الوحيدة التي تقدّم هذه الخدمة إلى وقتنا هذا.
İsviçre'nin bütünlüğü ve tarafsızlığını sağlamak amacıyla bugüne kadar üç genel seferberlik ilan edildi.تم الإعلان عن ثلاثة تحركات عامة لضمان نزاهة وحيادية سويسرا.
Bu başarı, dünya sıralamasında ilk kez 6. sıraya yükselinmesini sağlamıştır.وعزز هذا النجاح صعوده الي المركز السادس للمرة الأولي في التصنيف العالمي.
Ek olarak 1776'daki Virginia Haklar Beyannamesi bir dizi temel hak ve özgürlükleri sağlamıştır.كان إعلان فرجينيا للحقوق في عام 1776 م،تم فيه وضع عدد من الحريات والحقوق الأساسية .
Hayati öneme sahip bu bölgenin güvenliğini sağlamak için, elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekir.يجب أن نعمل بأقصى جهدنا ونظهر أفضل ماعندنا للحفاظ على أمن هذه المنطقة غاية الأهمية.
Ülke içinde düzen ve güvenliği sağlamak.للحفاظ على النظام والأمن داخل البلاد.
Geleneksel olarak, şarap şişelerine kapanmayı sağlamak için bir mantar kullanılır.وغالبًا، يتم استخدام الفلين لإحكام إغلاق زجاجات النبيذ.
Die Zeit'in editörü Josef Joffe, "Batı'nın sıkı seks kodlarına uyum sağlamalarının yıllar istediğini" yazdı.كتب جوزيف جوف المحرر في «دي تسايت»، أن "التثقف بالقوانين الجنسية الصارمة للغرب يستغرق سنوات."
Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır.الله يتجلى في آياته.
Bu fiyat artışı üretim yapan ülkelerde, özellike Kongo ve Ruanda arasında, gerilimin artmasını sağlamıştır.ويعزى إلى هذه الزيادة في الأسعار إلى توتر العلاقات بين الدول المنتجة خصوصا الكونغو ورواندا.
Bu hükümdarlar genellikle efektif yardım sağlamamışlardır.ولكن الأمير ، كما هي العادة ، لم يعد بتقديم دعم ملموس .
Ülkenin çevresel güvenliğini sağlamak.الحفاظ على الأمن الداخلي للبلد.
Bunun yanında toplamda 1200 den fazla kişi katkı sağlamıştır.شارك في النسخة أكثر من 1200 شخص.
Bu buluş, GIM mekanizmasının standart modelin bir parçası olmasını sağlamıştır.هذا الاكتشاف سمح لآلية جيم لتصبح جزءا من النموذج القياسي.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.فهم محاربون لا يملك الفرد منهم سوى حصانه ودرعه وسلاحه.
Lübnan topraklarında yabancıların kontrolünü sağlamak.مراقبة الأجانب على الأراضي اللبنانية.
Refah ve barış ortamı konfora yönelik tüketim aracı olan otomobilin satınalınabilmesine olanak sağlamıştır.وأتاح الازدهار والسلام إمكانية شراء السيارات وهو ما يعني آلة استهلاك الراحة.
Bu keşif, 1831 yılında ilk elektrik jeneratörünün yapılmasına olanak sağlamıştır.وقد تمكن فاراداي من خلال استخدام هذا الاكتشاف من اختراع أول مولّد كهربائي عام 1831.
Karayollarında trafik düzenini sağlamak ve denetlemek.عناية وصيانة الطرقات السيارة.
İsrail’deki Arap vatandaşlar, hem İbrani hem de Arap sinema ve tiyatrolarına katkı sağlamaktadır.ساهم المواطنين العرب في إسرائيل مساهمات كبيرة باللغتين العبرية والعربية في السينما والمسرح.
Sağlam kalan Pers gemileri dağınık olarak çekilerek Phalerum limanına sığındılar.فلاذت باقي السفن بالهرب نحو بجاية محتمين بقلعتها.