Evin sağlam yapıldığını görebilirsin.You can see that the house is solidly built.
Ben gece motosikletimin üstüne bir kılıf koyduğumu sağlama alırdım.I used to make sure I put a cover over my motorcycle at night.
Tom ayrıntıları sağlamazdı.Tom wouldn't provide details.
Bunun olmasını sağlamamız gerekiyor.We need to make this happen.
Kral kasabanın mümkün olduğunca sağlamlaştırılmasını emretti.The king ordered that the town should be fortified as well as possible.
Tom'un sağlam bir el sıkışması var.Tom has a good firm handshake.
Her zaman uyum sağlamayı başarırlar.They always manage to adapt.
Tom bir cevap sağlamadı.Tom didn't provide an answer.
Tom güvenli ve sağlam döndü.Tom returned safe and sound.
Garaj kapısını sağlama alın.Secure the garage door.
İşler sağlamalıyız.We must provide jobs.
Sağlam bir ekibe sahibiz.We have a solid team.
Şirketlerin amacı kazanç sağlamaktır.The objective of corporations is to make profits.
Onun olmamasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make sure that doesn't happen.
Bunun olmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapacağım.I'll do whatever it takes to make that happen.
İnsanların işe geri dönmesini sağlamak zorundayız.We have to make sure people get back to work.
Tom'a yardım sağlamayacağım.I won't help Tom.
Ben zarardan yarar sağlamaya çalışıyorum.I'm trying to make the best of a bad situation.
Tom Mary'nin kalmasını sağlamaya çalıştı.Tom tried to get Mary to stay.
Ben dilsel sadeliğin sağlam bir destekçisiyim.I am a staunch supporter of linguistic purism.
Ebeveynlerin geçimini sağlamak için ne iş yapıyor?What do your parents do for a living?
Çalışmanın metodolojisi sağlamdı.The study's methodology was sound.
Emmanuel Macron, Avrupa Birliğinin sağlam bir savunucusudur.Emmanuel Macron is a staunch defender of the European Union.
Zeka, değişikliklere uyum sağlama yeteneğidir.Intelligence is the ability to adjust to changes.
Bu bina yapısal olarak sağlam değil.This building is not structurally sound.
Yazı yazmanın amacı, başkalarını görmesini sağlamaktır.The goal of writing is to make others see.
Tom uyum sağlamak için çok zor zaman geçirdi.Tom had a very difficult time adapting.
Tom sağlam görünüyordu.Tom looked unshaken.
Geçimimi sağlamak için bu işi yapıyorum.I do that for a living.
Sami'nin kilitleri hala sağlamdı.Sami's locks were still intact.
Tom turp gibi sağlamdır.Tom is as fit as a fiddle.
Uyum sağlamayı öğrenmelisin.You must learn to adapt.
Sami, çocukları için istikrarlı bir ortam sağlamak için çok sıkı çalıştı.Sami worked very hard to provide a stable environment for his children.
Sami ve komşuları Leyla'nın geçimini sağlamak için para topladılar.Sami and his neighbors raised money to support Layla.
Tom onun olmasını sağlamaya çalıştı.Tom tried to make that happen.
Sami polislerle anlaşma sağlamayı umuyordu.Sami hoped to cut a deal with the cops.
Tom'un doktoru ona sağlam raporu verdi.Tom's doctor gave him a clean bill of health.
Yardım sağlamıyorsun.You aren't helping.
Tom bana yardım sağlamayacak.Tom won't help me.
Bize yardım sağlamayı planlıyor musun?Do you plan to help us?
Gerçekten gelişim sağlamak istiyor.He really wants to improve.
Çok sağlam tüyo dediler.They said it was a very reliable tip.
Herkesin buna uyum sağlaması zaman aldı.Everyone has taken time to adjust.
Bu tarz bir video izlemek sağlam mide gerektirir.Watching this type of video requires a strong stomach.
Bu teklif talep ettiğimiz koşulları sağlamıyor.This offer does not meet our requirements.
Bunu yapmak para tasarrufu sağlamaz.Doing that wouldn't save money.
Felix bunun gerçekten yaşandığına dair sağlam bir kanıta ulaşamadı.Felix couldn't come up with any solid evidence that that actually happened.
Felix, Amelia'nın telefonu açmasını sağlamaya çalışıyordu.Felix was trying to get Amelia to pick up the phone.
Yarıştan Sonra – Kolej öğrencisi Jimmy Doyle, zengin arkadaşlarının arasında uyum sağlamaya çalışır."After the Race" – College student Jimmy Doyle tries to fit in with his wealthy friends.
Bizim dostluğumuz uçuk bir dünyada çok sağlamdı."Our friendship was something solid in a very volatile world."
Bazıları 6-D konumu ve yönlendirme bilgileri sağlamaktadır.Some provide 6-D location and orientation information.
"Hükümetin işi finansal hizmetlere olanak vermektir, sağlamak değil.""The job of government is to enable financial services, not to provide them."
Mattie Fae'nin Küçük Charles'a saygı duymasını sağlamak için çaba gösterir.He struggles to get Mattie Fae to respect Little Charles.
Sonra Allah âyetlerini sağlamlaştırır.Then Allah establisheth His revelations.
Musk şu soruyu sormuştur: “Geleceğin iyi olmasını sağlamak için yapabileceğimiz en iyi şey nedir?Musk posed the question: “what is the best thing we can do to ensure the future is good?
Diğer yandan M1910/30 lar sağlam ve güvenilirdi.On the other side, the M1910/30 was rugged and reliable.
Ancak, bu seçeneklerin hiçbiri bilginin c'den daha hızlı aktarılmasını sağlamaz.None of these options, however, allow information to be transmitted faster than c.
Duvarlar sadece gizliliği değil, ayrıca güneşe karşı korumayı da sağlamak üzere tasarlandı.Walls not only provided privacy but protected against the sun.
Ukrayna nükleer enerji endüstrisi 38.000 kişiden fazla istihdam sağlamaktadır.The Ukrainian nuclear power industry employs more than 38,000 people.
Turkcell uluslararası alanda da GSM hizmetleri sağlamaktadır.Turkcell also provides GSM services internationally.