Bankanın üstüne $ işaretini de granitten yaptık, granit gibi sağlam banka, hiç batmaz.The big dollar sign is made out of granite, to show you that it can never fail.
Şu donmuş gölün üzerinde kızak yapmadan önce buzun sağlam olduğundan emin olmak isterim.Before I try to skate across that frozen lake I'm going to make sure the ice is solid
Diyorsun ki 'Sanırım ağaçlar bize oksijen sağlamak için varlar.'You say: "I guess the trees are here to give us oxygen.
Ağaçların amacı bize oksijen sağlamak değil.They are not here for that purpose.
Ve sonra onlar aniden sağlama süreleri fabrikalara sipariş verebilmek.And then they suddenly place an order to the factories with a short lead time.
Onlar umurumda değil. "Sen bir sağlama süresi 30 gün yerine 90 gün verin"They don't care. "You give me a lead time of 90 days instead of 30 days"
Ve buda sineklerin bu şekilde hava manevraları yaparak uçabilmelerini sağlamakta.Ve buda sineklerin bu şekilde hava manevraları yaparak uçabilmelerini sağlamakta.
Hiçbir şey yapmamak ile eşit sayılan bir davranış için gayet sağlam bir katkı bu.That is a pretty solid contribution for a behavior equated with doing nothing.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Solomon sat on the throne of David his father; and his kingdom was firmly established.
Titreyin Onun önünde, ey bütün yeryüzündekiler! Dünya sağlam kurulmuş, sarsılmaz.Tremble before him, all the earth. The world also is established that it can't be moved.
Bilge olmayana ne öğütler verdin! Sağlam bilgiyi pek güzel öğrettin!How have you counseled him who has no wisdom, and plentifully declared sound knowledge!
RAB insana sağlam adım attırır, İnsanın yolundan hoşnut olursa.A man's goings are established by Yahweh. He delights in his way.
Tanrı onun kalelerinde Sağlam kule olarak gösterdi kendini.God has shown himself in her citadels as a refuge.
Oğlum, sağlam öğüde, sağgörüye tutun. Sakın gözünü ayırma onlardan.My son, let them not depart from your eyes. Keep sound wisdom and discretion:
Gideceğin yolu düzle, O zaman bütün işlerin sağlam olur.Make the path of your feet level. Let all of your ways be established.
Öğüt ve sağlam karar bana özgüdür. Akıl ve güç kaynağı benim.Counsel and sound knowledge are mine. I have understanding and power.
Sevgi ve sadakat kralın güvencesidir. Onun tahtını sağlamlaştıran sevgidir.Love and faithfulness keep the king safe. His throne is sustained by love.
Bunun gibi, Rab Müjdeyi yayanların da geçimlerini Müjdeden sağlamasını buyurdu.Even so the Lord ordained that those who proclaim the Good News should live from the Good News.
Onun için, ayakta sağlam durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin!Therefore let him who thinks he stands be careful that he doesn't fall.
Evini iyi yönetmeli, çocuklarına söz dinletmeli, her yönden saygılı olmalarını sağlamalı.one who rules his own house well, having children in subjection with all reverence;
Sana gelince, sağlam öğretiye uygun olanı öğret.But say the things which fit sound doctrine,
Çünkü insanın öfkesi Tanrının istediği doğruluğu sağlamaz.for the anger of man doesn't produce the righteousness of God.
Utanmadan başını kaldırır, Sağlam ve korkusuz olabilirsin.For then shalt thou lift up thy face without spot; yea, thou shalt be stedfast, and shalt not fear:
Gavdos denen küçük bir adanın rüzgar altına sığınarak geminin filikasını güçlükle sağlama alabildik.And running under a certain island which is called Clauda, we had much work to come by the boat:
Nankörlere gelince, ne malları, ne de evladları onlara, Allah'a karşı hiçbir yarar sağlamayacaktır.As for those who disbelieve, neither wealth nor children will avail them in the least against God.
Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölüm sizi bulur.Death will overtake you wheresoever you be, even in the mightiest of towers.
Onlara mühlet veriyorum, çünkü benim tuzağım sağlamdır.I will just give them respite. My plan is certainly invincible.
Peygamberlerin haberlerinden, senin kalbini sağlamlaştıracak her şeyi sana anlatıyoruz.The histories of apostles that We relate to you are (meant) to strengthen your heart.
Eğer biz seni sağlamlaştırmamış olsaydık, onlara bir parça yanaşacaktın.If We had not kept you constant you had almost leaned towards them.
Siz bana (insan) güc(üy)le yardım edin de sizinle onlar arasına sağlam bir engel yapayım."So help me with your manual labour; I will build a wall between you and them.
Nice kullanılmaz olmuş kuyu ve nice (ıssız kalmış) sağlam köşk vardır!How many a well and fortress reinforced lie abandoned!
Sonra onu bir nutfe (sperm) olarak sağlam bir karar yerine koyduk.Then We placed him as a sperm in a firmly established lodging;
Ancak Allah'a sağlam ve temiz kalb getiren (yarar görür).But to him who comes to God with a tranquil heart."
Fakat kendilerine uyarıcı gelince, onlara Hak'tan uzaklaşmaktan başka bir katkı sağlamadı.But when the admonisher came to them their aversion for the truth increased,
Onlardan öncekiler de bunu demişlerdi. Ama kazandıkları şeyler, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.Those before them had also said so, and yet nothing of what they did availed them in the least.
Ama kazandıkları, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.And yet nothing of what they did profited them.
Fakat hışmımızı gördükleri zaman inanmaları, kendilerine bir fayda sağlamadı.But then their affirming served them nothing after they had seen Our torment.
Göğü sağlam yaptık, biz genişleticiyiz (kudretimiz geniştir, göğü öyle genişleten biziz).We built the heavens by Our authority; and We are the Lord of power and expanse.
Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.God is certainly the great provider, Lord of strength and power.
O gün, tuzakları kendilerine hiçbir yarar sağlamaz ve onlara yardım da edilmez.Their deception will not avail them in the least on that day, nor will they be helped.
Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler(fakat secde etmezler)di.They had indeed been called to bow in homage when they were free of blame.
Onlara mühlet veriyorum. Doğrusu benim tuzağım sağlamdır (onu kimse bozamaz).Yet I will give them respite: Surely My plan is compact.
Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.Of no use was even my wealth.
Onu sağlam bir karar yerine koyduk.Then We lodged you in a secure place (the womb)
Üstünüzde yedi sağlam (gök) bina ettik.We raised over you several secure (skies),
Çukura düştüğü zaman malı ona hiçbir fayda sağlamaz.And his riches will not avail him when he falls headlong (into the Abyss).
Kadınlar arasında adaleti sağlamaya -ne kadar özen gösterseniz de- güç yetiremezsiniz.Howsoever you may try you will never be able to treat your wives equally.
İman etmeyen bir topluluğa apaçık ayetler ve uyarmalar bir şey sağlamaz.But signs or warnings will be of no avail to those who do not believe.
Şu halde kaybımı arttırmaktan başka bana (hiçbir yarar) sağlamayacaksınız."You will only add to my ruin.
Dedi ki: "Size yetecek gücüm olsaydı veya sağlam bir yere sığınabilseydim.""I wish I had the power to resist you," said (Lot), "or powerful support."
Sana elçilerin haberlerinden -kalbini sağlamlaştıracak- doğru haberler aktarıyoruz.The histories of apostles that We relate to you are (meant) to strengthen your heart.
Eğer Biz seni sağlamlaştırmasaydık, andolsun, onlara az bir şey (de olsa) eğilim gösterecektin.If We had not kept you constant you had almost leaned towards them.
Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.Then We placed him as a sperm in a firmly established lodging;
Ve (kötülük yapmamaları için) sağlam kementlerle birbirine bağlanmış diğerlerini.And many others bound in bond.
Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti; ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı.Those before them had also said so, and yet nothing of what they did availed them in the least.
Ama Bizim dayanılmaz-azabımızı gördükleri zaman, imanları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.But then their affirming served them nothing after they had seen Our torment.
(Ki her biri) Doruğunda-olgunlaşmış hikmettir. Fakat uyarmalar bir yarar sağlamıyor.Containing consummate wisdom; yet warnings were of no avail.
Ne malları, ne çocukları onlara Allah'a karşı hiçbir şeyle yarar sağlamaz.Neither their wealth nor children will avail them against God.
Artık, şefaat edenlerin şefaati onlara bir yarar sağlamaz.So, the intercession of intercessors will not avail them.
Sonra onu savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik.Then We lodged you in a secure place (the womb)