Ana içeriğe geç
Sözlük

sağlam ile cümle

sağlam kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bana sizinle alakalı daha sağlam bir bilgi verir.That would tell me something more substantial about you.
Sistemi değiştirdiniz, ve kanser üzerinde bir etki sağlamış oldunuz.You change that system, and you could have a marked effect on the cancer.
Bunlardan iki tanesi bu fonu sağlamaya hazır değil.And two of them are really not well placed to be putting this money in yet.
Çocuklarımızın, gıda seçimlerinin büyük bir fark yarattığını anlamalarını sağlamalıyız.We have to make kids understand that their food choices make a big difference.
Craig Toten. Kendisi, bu işleri yapanlara belgeler sağlamak için çok uğraştı.Craig Toten, he has pushed forward to get documentation out to all the groups that are doing this.
Bu nedenle alüminyum borular ve barakalar sağlamaya başladılar.That is why they started providing aluminum pipes, aluminum barracks.
Benim modelime kaynak sağlamak konusunda çok kibardılar.And they are very kind, affording my model.
Son olarak sağlık hizmetleri sistemi üzerinde durmalı... ...ve daha sağlam sistemler kurmalıyız.And then rework the level of the health care systems, building stronger health care systems.
Bankaya 1 milyon lirayı öderim ve ben100 bin lira kar sağlamış olurum.I pay the bank $1 million, and I net $100,000.
Ben 100 bin lira kazanç sağlamış oldum.I made $100,000.
O zaman buraya daha fazla para akışı sağlamak isterim.So I want to funnel more and more money in here.
Ve yine sağlama yapabiliriz.And you can verify it by multiplying it out.
Viral olmanın ana prensibi... ...diğer insanların bedavaya pazarlamanızı yapmasını sağlamaktır.The key tenet of virality is can you get other people to do your marketing for free.
Tüm bunlar geleceğe iyimser bakmanızı sağlamaz da ne yapar?How can that not make you feel optimistic for the future?
Verebileceğimizin en iyisine çocuklarımızın ulaşabilmelerini sağlamaya ihtiyacımız var.We really need to put the best we have to offer within reach of our children.
Bu da maliyet iyileştirme eğrisi -- fizikte birkaç ilerleme sağlamamız lazım.That's the price-improvement curve that -- we need some breakthroughs in physics along the way,
Birileri dunyan?n kendi etraf?nda donmesini saglamas? laz?m.One must keep the world spinning around in a way.
Amaç biyoçeşitliliği korumak, istikrar ve direnç sağlamak.The goal is to protect biodiversity, to provide stability and resilience.
Bu üzerinde tam şu sıralar çalıştığımız -sağlam bir zamana kadar- bir proje.This is a project we're working on right now with a very healthy deadline.
Corky amcası, Koyun sağlam bir tür kim sonsuza dek yaşamak gibi görünüyordu.Corky's uncle was a robust sort of cove, who looked like living for ever.
Ben genellikle sağlam temellere dayalı beyliği özdeyişle bulundu.I have generally found his lordship's aphorism based on sound foundations.
Dışarı gitti "Peki, o zaman, ben gidiyoruz olacak sanırım", ve oldukça sağlam vardı sessizlik."Well, then, I guess we'll be going." They went out, and there was a pretty solid silence.
Bu sağlam polislikle, eşit polislikle ilgili.This is about tough policing, equal policing.
İkisinin de doğru olduğunu görmek için sağlamalarını yapalım.And let's verify that they both work.
Bu omurgalar sizin her zaman en doğru seçimi yapmanızı sağlamaz.And these spines don't always drive you to make the best choices.
Nasılsa büyük aktör için önemli değil, ata sağlam biniyor olmalı.No matter how great the actor, it's hard to play the horse.
Haksız avantaj sağlamış olacaktı.)It'd be an unfair advantage.)
Haksız avantaj sağlamış olacaktı, eğer arabası olsaydı.MS: It would be an unfair advantage if he gets to ride in a golf cart.
Görev yaptığı köyde barışı sağlamak.It's to pacify the village that he works in. He's got a purpose.
Ustabaşının göremediği yerlerde, dilini, eğer sağlam olsaydı dişlerinin olduğu yerden uzatan, adam.He pushes his tongue through a hole where his tooth would be, if he were whole.
Bu görüşün üzerine yeni iddialar inşaa ediyorsun; görüşünün kaya gibi sağlam olduğunu sanıyorsun.You've been constructing fanciful things on top of it, relying on it to be as solid as a rock.
MyoD'nin görevi, hücrelerin kas hücrelerine farklılaşmalarını sağlamak.And what MyoD essentially does is, it causes cells to differentiate into muscle cells.
Ulusal güvenliği sağlamada, insanlara ... ...emekli maaşı ödemekte zorlanacaklar.They're going to have difficulty with national security paying pension people.
Otobüs şoförüne güvenliğinizi sağlamada yardımcı olun.HELP THE BUS OPERATOR ENSURE YOUR SAFETY.
Türkler, alttan tünel kazmayı denemiş; ama temellerin çok sağlam olduğunu anlamıştır.The Turks tried to tunnel under them, but found the foundations too solid.
Moloz döküntüleri topları sağlam duvardan daha başarılı absorbe ediyordu.The rubble absorbed the shock of the cannonballs better than the solid wall.
Ufaklıkları bir araya getirip Kodaman yaratabilmelerini sağlamakSo, bringing together the Small to help facilitate and create the Big,
Sahneyi sağlam yapmamışlar.They built the stage poorly.
Şimdi 5 milyon $ nakit sağlamak için hisse senedi ihraç etmek yerine, borçlanıyor olacağız.And instead of issuing stock to get the $5 million, we're going to borrow the money.
Lund iyi çalışıyor, patronla konuşup... ... yerini sağlamlaştırmak lazım.Lund's a good worker; ask the boss to keep him on our gang
- bize yatak, günde üç ögün yemek- ve spor tesisi sağlamak durumundasınız.I believe we're entitled to a bed, three meals a day and sporting facilities.
Öncelikli sorumluluğumun, ülkemizdeki insanların güvenliğini sağlamak olduğunu kabul ediyorum.I do agree that my responsibility is first of all to make sure that people in our country are safe.
İnsanları, bu sağlam inşaatın kendi çıkarlarına olduğuna nasıl ikna edeceksiniz?How do you persuade people that it is in their interest to build strong --
Uyum sağlamalarına yardım edeceğiz.And we would help them adapt.
Sağlamasını yapabiliriz, hatta yapalım, çünkü cevap biraz garip görünüyor.And you can verify.
Eğer isterseniz, bunun sağlamasını da yapabilirsiniz .And you could check, verify that this is indeed the correct answer, if you like.
O ilk mavilik, gece ve gündüzün birbirleriyle uyum sağlama çabasıdır.That first blush of blue is where the night and day are trying to find harmony with each other.
Geçtiğimiz gün herkesin bilgisayar oyunları hakkında sağlam bir görüşü olduğunu öğrendik.We heard the other day that everybody's got a strong opinion about video games.
Fakat kendilerini uzman olarak görmüyorlar, sadece sağlam fikirleri var.But they don't consider themselves experts on video games; they've just got strong opinions.
Ve bunu sağlamasını da yapabilirsiniz.And you can verify it.
Sağlamasını yapabiliriz.So we can verify.
Ve bunun sağlamasını yapabiliriz. z artı 1.1 nedir? z artı 1.1 nedir?And we can verify that. What's z plus 1.1? What's z plus 1.1?
Ve bunun sağlamasını yapabiliriz.And we can verify that.
İnsanların, sınıfta daha çok erkeğe ihtiyaç olduğunu görmelerini sağlamalıyız.We need to make sure that people see that we need more men in the classroom.
Geçmişte hedef standartlaşma ve uyum sağlamaktı.The goal of the past was standardization and compliance.
Ama ikisinin de müşteri sorunlarını çözüp kazanım sağlaması gerektiğini unutmayın.But remember they both need to solve pains and gains for your customer.
Evet, bir şeycikler olmuyor, sağlamım.So, there is nothing going on. I'm okay.
Büyük olasılıkla, sağlamasını yapamayacağınız bir sonuç elde edersiniz.So let's say I had x squared plus 4x is equal to 21.
"Artı 3"ün sağlamasını da siz yapın. Neyse, yapalım hadi.Negative 7 times 4 is minus 28, or negative 28.
Aslında bunun sağlamasını yapmak isterseniz şöyle yapabilirsiniz;Let's do another problem.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod